Sinif Mucadelesi
Mutlaka okunması gereken bir kitap:

“Devrimin Kıyısında Fransa, Haziran 36”

Çarşamba 18 Eylül 2013
H2O yayın evinin Eylül başında dağıtıma sürdüğü bu kitabı her devrimci, her emekçi ve işçi sınıfından yana olan herkes mutlaka okumalı. Nedenini Fransızca Yayıncının önsözü çok iyi anlatıyor: “1936 Haziran olayları bulutsuz gökyüzünde kopan bir fırtına değildi. Aksine politik ve toplumsal gerilimin yükseldiği bir dönemde gerçekleşti. ABD’de patlayan 1929 ekonomik krizi kapitalist ülkelerin tamamını etkilemişti. Çok kısa bir süre önce de (1933 yılında) Nazizm Almanya’da zaferini ilan etmişti…” Kitapta da anlatıldığı gibi 1936’da Fransa’nın genelinde milyonlarca işçinin tabandan gelen bir hareket ile fabrikaları, büyük küçük tüm işyerlerini işgal edip bir ön devrimci ortamı yaratmış olmaları 1929 ekonomik krizinin yansımaları sonucu gelişen bir birikimin ürünüdür. Yine yayınevinin belirttiği gibi “Fransa’da 6 Şubat 1934 tarihinde Ulusal Meclis’in önünde aşırı sağcıların yaptığı gösteriye, işçi sınıfının bir hafta sonra, 12 Şubat günü verdiği yanıt, sol partilerin liderlerini, kitleselliği açısından şaşırtacaktı. Bizi 1936 Haziran’a götürecek olan sonraki iki yıl boyunca pek çok emare ortaya çıktı. Grevci mücadele yeniden canlandı, işçi örgütlerinde örgütlenme hızlandı, çok sayıda seçmen Sosyalist Parti ve Komünist Parti’ye kaydı. Tüm bu yaşananlar, esas olarak, 1936 Haziran grevlerinde ete kemiğe bürünen toplumsal ve siyasal bir radikalleşmeyi beraberinde getirdi.” Haziran 1936’ya özgünlük kazandıran şey işçilerin öz güçlerine dayanarak kendi işyerlerini, yani kapitalist düzenin can damarlarını ele geçirmiş olmalarıdır. Tüm ülkede üretim ve hayat tamamen durmuştu. Fiilen toplumun kalbi, işçi sınıfının eline geçmişti. Artık devrim sürecinin ilk adımları atılmıştı. İşçi sınıfı görevini yerine getirmişti. Patronların bir kısmı, en bilinçsiz olanları, hemen polisi, orduyu gönderelim fabrikaları zorla boşaltalım diye önerilerde bulundular. Sınıf bilinci olan patronlar ve akıl hocaları hemen “siz deli mi oldunuz, aklınızı mı yitirdiniz gibi müdahalelerde bulundular!” Öyle bir şey yapıldığı taktirde işçi sınıfının iktidarı ele geçirme yoluna gireceğini anlattılar. Patronlar kendi çıkarları açısından geçici olarak taviz verip sürecin durdurulmasının en iyi çözüm olduğu kararına vardılar. Ama bunun için büyük mali ve sosyal tavizler vermek zorunda kalacaklarını da biliyorlardı. İşte bu nedenle de sendika bürokratlarının ve reformist Sosyalist Parti ve Stalinci Komünist Pati’nin yardımına başvurdular. İşçi sınıfın dostu olduğunu anlatan bu güçler, işçi sınıfına devrimci yolda önderlik edip onu bu tuzaktan kurtaracaklarına, kapitalist düzenin yedek lastiği oldular. Bu tuzak işçi sınıfının fabrikaları boşatması oldu. Patronlar bedel olarak, o güne kadar hiçbir ülkede var olmayan, 2 haftalık, ücretli izin hakkını ve feci ekonomik krize rağmen ücretlere yüzde 30’lara varan zamlar yaptılar. Ama böylece de devrimci süreci durdurmuş oldular. Ardından, bilindiği gibi ekonomik kriz durmadı ve kapitalist düzen tıkanan sistemine yeniden bir çözüm buldu: Yeni bir barbarlık olan İkinci Dünya Savaşı. Evet, işçi sınıfının Haziran 1936 Fransa deneyiminden çıkaracağı çok dersler var: Yeni ihanetler yaşamak istemiyorsa kendi öz örgütlülüğünü yaratmalı ve onu denetlemeli.

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 183 - 6 Eylül 2013  Site yaşamını izle Kitap… Kitap… Kitap…   ?