Sinif Mucadelesi
Tunus

Muhalif Şükrü Belayid’in öldürülmesinden sonra

Cuma 15 Mart 2013
Şükrü Belayid’in, evinden çıkarken öldürülmesi, siyasi krizi tırmandırdı. Belayid’in öldürülmesi, Bin Ali’ye ve onun ardından gelen hükümette baskın konumdaki İslamcı En Nahda’ya muhalif birinin öldürülmesi anlamına geliyor. Bu nedenle ortaya çıkan siyasi gerilim, diktatör Bin Ali’nin düşüşüne yol açan gösteriler kadar kitlesel oldu. Ülkenin batısında, kendi haline terk edilmiş Sidi Buzid, Siliana gibi şehirlerde ve başkentte gösteriler oldu. Cenaze törenininde on binlerce Tunuslu yürüdü. Muhalif partiler ve sendika konfederasyonu UGTT, aynı gün genel grev çağrısı yaptı. Esnaf, taksi şoförleri, toplu taşıma çalışanları, genel grev çağrısına uydu ve şehir felç oldu. 2011 Ekim seçiminde sonra kurulan üçlü koalisyon hükümetine duyulan öfke, başkan Marzuki’ye, sağ parti CRP'ye, ulusal meclisin kurucusu başkanı Mustafa Bin Cafer’e, sosyal demokrat olarak tanınan Ettakatol’a ve özellikle de Müslüman Kardeşler tarafından başbakan olarak tanınan Jebali’ye yöneldi. En Nahda’nın lideri Ghannouchi ve onun muhalif solculara karşı izlediği siyaset, kendi taraftarlarının bile nefretini çekti. Ghannouchi, içinde Şükrü Belayid ve diğer sol liderlerin yer aldığı “kara liste” hazırlayıp camilerde “yok edilmesi gerekenler” adı altında vaaz verdirmekle ve Şükrü Belayid’in öldürülmesinin sorumlusu olmakla itham ediliyor. Göstericiler polis engelini aştı ancak polis, Salefist grupların diktasına boyun eğmeyeceğini duyuran işsizlere, grevcilere ve öğrencilere yaptığı gibi göz yaşartıcı bomba ve cop kullanmayı eksik etmedi. Başbakan Jebali ise bu öfke karşısında, siyasi etiketi olmayan teknokratlardan oluşan bir hükümet kurulmasını önermekle yetindi. Bu öneriyi, bazı muhalif partiler gibi üçlü koalisyonun diğer iki üyesi de kabul etti. Şükrü Belayid’in önemli bir temsilcisi olduğu Demokrat Yurtseverler Birliği’nin bir başka temsilcisi de Jebali’nin önerisinin her ne kadar geç kalınmış bir öneri olsa da kabul edilebilir olduğunu açıkladı. Muhalif sol partilerin hepsi “ulusal birlik hükümeti” veya “halkın ve ulusun çıkarlarını korumak için şiddetle mücadele eden ulusal kongre” biçiminde bir oluşumu kabul ederek aslında bir tuzağın içinde düşüyorlar. Ne yazık ki aynı tuzağın içine Tunuslu yoksul işçileri de sürüklüyorlar. Sol ya da sağ tüm dinci partileri kapsayan “ulusal birlik hükümeti” çağrısı, geniş kitleleri memnun etmedi. Çünkü önerinin, muhalifteki En Nahda ve Salefistlerle sınırlanması, ezilenlerin çıkarlarının savunulmadığı anlamına geliyor. 2010 Aralık ayının sonundan bu yana, genç işsizler için, az ücret alan işçiler için, yoksul aileler için Bin Ali’nin gitmesini istemek, ekmek ve özgürlük istemekti. Bu kesim emperyalistlerin, yönetici tabakanın ve Bin Ali diktatörüne hizmet eden devlet aygıtlarının temel çıkarlarını korumayı hedefleyen “demokratik geçiş” adı altında “serap” görmek istemiyorlardı. Tüm bunlardan bu yana, “geçiş” hükümeti kuran hiçbir parti, sırt çevrilen yoksul bölgelerin, hiçbir geleceği olmayan gençlerin, turizm, ticaret gibi sektörlerde çalışan güvencesiz işçilerin çıkarlarını, kısacası Tunuslu işçi sınıfının çıkarlarını, açık bir şekilde ortaya koymadı. Müslüman Kardeşler ise yoksullara, eğitimsizlere yardım dağıtarak birçok ağ geliştirdi ve kolaylıkla partisi En Nahda’nın oylarını artırmasını sağladı. Diktatör Bin Ali'nin yerini bu İslamcı partinin diktatörlüğü aldı ve devam ediyor. Ancak bu iki yıl içinde, yoksulların durumunda hiçbir iyileşme olmadı: Avrupa’daki ekonomik kriz, Tunus’un ihracatını da etkiledi ki Tunus ihracatının %80’ini Avrupa’ya yapılıyordu. Öte yandan turizm sektörü de aynı olumsuz etkiye maruz kaldı. İşsizlik, aşırı esnek çalışma ve düşük ücret yıkıp geçmeye devam ediyor. Hükümetin büyük bir gürültü kopararak açıkladığı önlemler hem çok az hem de çok yetersiz. İşte tüm bunlar, milyonlarca yoksul Tunuslunun, İslamcı diktatörlerin iktidarını sağlamlaştıran “demokratik geçiş” hükümetine olan tepkisini özetliyor. Bir yandan yoksulluk tırmanırken diğer yandan da serseriler örgütleniyor, silahlar karaborsada geziyor. 2011 Ocak ayındaki çatışmalarda tarafsız kalan generalin inisiyatifinde göstericilerin 8 Şubat’ta topluca silahlanmaya çağrıldığı öğrenildi. Bu grupların hiçbiri, ne iktidardaki İslamcılar ne “ulusal birlik” ne de her an yedekte bekleyen ordu, ezilen Tunusluların çıkarlarını savunmuyor. İktidara aday bu siyasi gruplar için devim yapıldı, ancak kitleler içinse yapılacak bir devrim var. LO (15.02.2013)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 177 - 1 Mart 2013  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?