Sinif Mucadelesi

CHP çözüm değil, kendi çözümlerinin pazarlanmasını öneriyor

Cuma 15 Haziran 2012
CHP yönetiminin, Kürt sorunu için bir süredir önerdiği çözüm yöntemini, başbakan ve AKP yönetimine öneri olarak iletmesi, siyasilerin de desteğiyle yeni bir “umut rüzgarı” yaratılmasına aday görünüyor. Bunda, daha geçtiğimiz yıl “Kürt sorunu bitmiştir” diyen başbakanın, kendini yalanlamış olsa da, Kürt sorununda her türlü katkıya açık olduklarını belirterek CHP'ye karşı gösterdiği olumlu tepkinin de etkisi büyük. AKP diğer siyasi görüşleri, özellikle milliyetçileri ve Kemalistleri ikna etmeden, sadece din, bireysel haklar ve parayla satın alma temelinde sorunu çözeceğini iddia etmiş sonuçta bu yolda, partisinin çapında ve düzenin sınırları içinde gidilebileceği yere varıp dayanmıştı. O sürecin en önemli muhalifi iki partiden biri olan CHP bugün pozisyon değiştirmiş görünüyor. Ancak o dönem daha uzlaşmacı konumda olan MHP ise şimdilik tam uzlaşmaz konum aldı. CHP'nin önerisi iki ayaktan oluşuyor. Meclisteki tüm partilerden oluşturulacak bir komisyon; bu komisyon siyasi partilerin atılacak adımlarda uzlaşmasını sağlayacak. İkinci ayak ise partilerin önerdiği kişilerden meclis dışında oluşturulacak “akil adamlar” denen tanınmış kişilerden oluşacak komisyon; bu komisyon toplumu ikna etmeyi sağlayacak. Kürt sorunu için kendilerinden önceki siyasetçileri suçlayıp çözüm yeri meclis diyerek aslında kendilerini gösteren düzen partileri için bu öneri çok da şaşırtıcı değil. Elbette onların aklında Kürt halkına danışmak, onların taleplerini karşılamak gibi bir şey yok. Kendi aramızda tartışalım, pazarlık yapalım güvendiğimiz laf ebeleri de toplumu bizim kararlarımız doğrultusunda ikna etsin demeye getiriliyor. Böyle bir önerinin, burjuvaziye iyi hizmet verebileceğini göstermek isteyen CHP tarafından verilmesi de anlaşılır. AKP'nın tıkandığı görünen bir sorunda, en azından bazı kesimlerde, çözüm olsun olmasın, bir şeyler yapıyor görüntüsü verebilir. Elbette CHP'nin paketi, taşeron işçilerin sorunları gibi, bir zamanlar dillerinden düşürmedikleri yolsuzluk dosyaları gibi zaman içinde gündemden düşebilir. Onlar da AKP'nin yaptığı gibi “biz çabaladık ama diğerleri izin vermedi” diyebilirler. Böyle bir şey onlar için fazla önemli değil çünkü siyasetlerinin merkezinde Kürt halkının acıları değil Türk devletinin musluklarından yararlananların çıkarları var. Soruna, Kürt halkı için değil, sorunun çözümünde artık daha büyük çıkar ve kazanç gören burjuvazinin ihtiyaçları doğrultusunda ilgi gösteriyorlar. Sermayeye; “AKP sizin isteğinizi yerine getirmedi, bakın ben daha iyi yapacağım” demek istiyorlar. Böyle bir siyaset, iktidar olmak isteyen ve yeni çıkar ilişkilerine uyum sağlayamadan bunu yapamayacağını anlayan CHP için anlaşılır. Tıpkı MHP'nin tutumunda olduğu gibi. AKP ve CHP'nin olduğu yerde yani dinci ve Türk milliyetçisi görünen iki temel partinin olduğu yerde MHP neredeyse sadece Kürt düşmanlığıyla var olabiliyor. Bu nedenle artık daha uzlaşmaz bir konum alıyor. Çünkü Kürt sorunu çözülürse MHP'nin tabanı bu iki parti arasında eriyebilir. Uzlaşıya açık tavır alan BDP ve AKP'nin ve diğer tüm partilerin amacı ve yapacakları ne olursa olsun, varabilecekleri en ileri yer, Kürt kitlelerinin, Türkiye'de yaşayan diğer kitleler düzeyine yükseltilmesi olacak. Ancak o zaman da, yoksullar yine yoksul, zenginler yine zengin kalacak, kadınlar aynı sorunları yaşayacak. Bu nedenle Kürt ve Türk emekçi kitleleri için gerçek çözüm, politikacıların pazarlıklarında değil emekçi kitlelerin doğrudan kendi çıkarları temelinde verecekleri mücadelededir. (06.06.2012)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 168 - 8 Haziran 2012  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?