Sinif Mucadelesi

Gerçek ekonomik durum ve abartılı rakamlar

Cumartesi 17 Temmuz 2010
Hükümet ve basın, ekonomide rekor “büyüme” naraları atıp çok seviniyor. Boyalı basın “yılın ilk çeyreğinde büyüme yüzde 11.7 ile tarihinin en yüksek hızından birine ulaştı” gibi abartılı yazmaktan çekinmiyor. Herhalde Erdoğan’ın “kriz bizi teğet geçti” zırvasını doğrulamaya çalışıyor. Gerçekleri biraz yakından izlediğimizde ve 2010 yılının ilk çeyreğinde büyüme var diyebilmek için büyüme rakamlarıyla, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 14.4’lük rekor küçülmeyi karşılaştırmak gerekiyor. Açıklanan büyümenin, her şeyden önce yüksek miktarda cari açık yarattığı ve istihdam yaratmadığı açıkça ortada. Aslında, ihracatın azaldığı ve ithalatın çok önemli boyutlarda arttığı göz önünde bulundurulduğunda, gerçek bir ekonomik büyüme olduğu bile tartışılır. Örneğin Hebertürk gazetesinin 1 Temmuz sayısında, dış ticaret açığının yılın ilk 5 ayında yüzde 115, ithalatın ise aynı dönemde yüzde 36 arttığını yazıyor. Üstelik aynı dönemde ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 15.6 oranında arttığını da belirtiyor. Eğer gerçekten ekonomik büyüme olsaydı istihdamın da artması gerekirdi. Böyle bir şey olmadı: Şubat, Mart ve Nisan aylarının resmi rakamlarına göre işsizlik oranı düştü ama yüzde 2.1 oranında. Bu oran, açıklanan büyüme rakamı yanında gülünçtür. Üstelik de inandırıcı değildir. Çünkü işsiz kalanlar çeşitli hesap hileleriyle “işsiz” kabul edilmedikleri gibi önemli bir kısmı da kayıtsız çalışanlardır. Buna şirketlerin kârının ve milyonerlerin sayısının katlandığı geçtiğimiz yıl içinde işten atılma, ücretsiz izin, emekliliğe zorlama ile çalışma koşullarının işçiler açısından ne kadar kötüleştiğini eklemek gerek. 2008 yılının aynı döneminde 2.5 milyon olan işsiz sayısı, son resmi rakamlara göre yaklaşık 3.5 milyona çıktı. Yani işsiz sayısı iki yılda yüzde 35 arttı. Ekonomik büyümenin olduğu mantıklı bir toplumda bu nasıl mümkündür? Bu ortamda asgari ücrete resmi büyüme rakamı ile aynı oranda artış yapılmadı. 16 yaşından büyük bekar bir işçi için asgari ücret brüt 760, net olarak ise, aylık 23 lira artışla 599 liraya yükseldi. 16 yaşından küçük işçiler için 19 lira artarak net 518 lira oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun geçim rakamları ile asgari ücret arasında büyük fark vardır. Yine Türk-İş, dört kişilik bir ailenin açlık sınırını 818 lira olarak açıkladı. Asgari ücret ile açlık sınırı ile arasında 219 lira fark var. İnsanca bir yaşam için açıklanan rakam ise 2 bin lira civarında. Asgari ücret değil, ortalama ücretin üstünde, bin lira civarında ücret alanlar bile insanca yaşam olanaklarına sahip değil. Milyonlarca emekçinin durumu budur! Hükümet, önce ekonominin büyüdüğünü söylüyor ardından küstahça böyle bir karar açıkladığında emekçi temsil ettiğini iddia eden sendikalardan tepki göstermeleri ve en azından emekçileri üretimden gelen güçlerini kullanarak bunu protesto etmeye çağırmaları beklenir. Oysa ortalama işçi ücretinin kat kat üstünde ücret alan sendika bürokratları, laf icabı bile protesto etmek zahmetine bile katlanmadılar. Son yıllarda şirketlerin, bankaların açıklanan kâr miktarı, bütün emekçilerin insanca yaşayabileceği bir ücret alabileceklerinin mümkün olduğunu gösteriyor. İşverenler ve hükümet, hava atmaya gelince ne kadar zengin ve imkanları olduğunu ortaya dökmekten çekinmiyorlar ama toplumdaki tüm zenginlikleri üreten emekçilere insanca yaşayacakları ücretin verilmesi söz konusu olduğunda akıl almaz yoksulluk edebiyatı yapıp bin bir şekilde bunun imkansız olduğunu anlatıyorlar. Eğer emekçiler insanca geçinebilecek ücret istiyorlarsa, kendi güçlerine güvenip bu doğrultuda mücadele vermek için şimdiden gerekli hazırlıkları yapmalıdırlar. (01.07.10)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 145 - 2 Temmuz 2010  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?