Sinif Mucadelesi

İflas eden Chavezci siyaset emperyalist manevralarla karşı karşıya

Cuma 5 Nisan 2019

Venezuela ekonomisi 2008’in küresel çöküşünden korunamadı. 2009’da ekonomisi neredeyse %4 küçüldü. Diğer ülke yöneticileri gibi, Venezuela hükümeti de 1998’den 2013’e, Chavezci hareketinin kurucusu Hugo Chavez (1954-2013) başkanlığında, krizin bedelini emekçilerin ödemesi gerektiğini söylüyordu.

Chavez, işçilerin “ayrıcalıklarını”, yani grev yapmalarını kınıyordu. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, devletin olanaklarıyla, kapitalistleri kurtardı. "Sosyalist" Chavez, 9 bankayı kurtarmak için milyarlarca dolar enjekte etti. Bu "emperyalizm karşıtı", General Motors’a 1.5 milyar dolar bağışladı ve Kuzey Amerikalı şirketler dahil çokuluslu şirketlerin, Orinoco’nun petrol ve maden bakımından zengin bölgelerine girmesine izin verdi.

Chavez, kitlelerin zararına, para birimi bolivarı değersizleştirdi ve KDV oranını artırdı. Doların fiyatı yükseldi. Enflasyon %30’a ulaştı, maaşlar donduruldu. Sağlık ve eğitimde kesintiler oldu, kamuda işçiler ücretlerini aylarca bekledi.

Aynı zamanda, devletin gıda dağıtım sisteminin yanlış yönetilmesi hızlandı. Yöneticiler, daha fazla bütçe için ürünlerin son tüketim tarihinin bittiğini ilan ediyordu. Son kullanım tarihi geçenler, özel sektörlere satılıyordu. Yolsuzluk o kadar iyi çalışıyordu ki 15 depoda ve 4.000’den fazla konteynerde 92.000 ton kokuşmuş gıda unutuldu. Mayıs 2010’da Carabobo eyaletinde yolsuzluk su yüzüne çıktı; hükümet ağının sadece üç aylık yiyeceği kadardı!

Yiyici politika, 2010 genel seçiminde Chavezcilerin ilk gerilemesine yol açtı ve bir öfke patlamasına neden oldu. 2011’de bir önceki yıla göre %70 daha fazla sayıda, beş binden fazla protesto gösterisi yapıldı.

2013’te, Nicolas Maduro seçimi kazandı ve yeni ölen Hugo Chavez’in yerini aldı. Durum kötüleşmeye devam ederken, petrol varili hala 100 dolar civarındaydı. Emekçilere karşı tasarruf politikası devam ediyordu. 2015 seçimleri, Ulusal Meclis’te oy kullanmayan bir Chavezci çıkışla sonuçlandı. Maduro gücü korumak için manevra yaparken, enflasyon patlaması yaşandı. 2014-2017 arasında enflasyon yılda %68’den %1.800’e ulaştı. 2014 itibariyle kamu yetkilileri ev kadını sepetini ölçmeyi bıraktı.

Kitleler birçok kısıtlamaya tabi tutulurken, rejim alacaklılara faiz ödemeye devam etti. Yedi yüz dükkân ve marketin yağmalanması 2016’da patlak verdi. Maduro’nun tepkisi şiddetli oldu: Çıkan olaylarda 12 kişi öldü, yüzlerce kişi tutuklanarak hapis cezasına çarptırıldı. Chavezcilerin karıştığı ve hayal kırıklığına uğrattıkları kalabalık protesto gösterileri de aynı cevabı aldı. İnsan hakları örgütü Foro’ya göre, beş yıl süren çatışmaların ardından, hapishanelerde 14.000 siyasi mahkum var.

Temmuz-Ağustos 2017’de bir boşluk oluştu. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Vatikan tarafından zorlanan sağ muhalefet iktidara gelmek istiyordu.

Gösteriler, yiyecek ve daha yüksek ücret talep etmek için tekrar başladı. Yetersiz beslendiği düşünülen insan sayısı 2.8’den 4.1 milyona çıktı. Bebek ölümleri %30 arttı. Dolar için her zaman birkaç ders vardır. Dolar, şirketler için hükümet tarafından 10 bolivarla, 3.000 bolivarla satın alınıyor ancak karaborsada 200.000 bolivar olarak değer görüyordu.

Yiyecek ve ilaç sıkıntısı ile karşı karşıya olan sözde sosyalist hükümetin tedbirleri saçmaydı; konutlarda tavşan yetiştirmek, balkonlarda ve teraslarda saksıların içinde kentsel tarım uygulamak, geleneksel (kocakarı) ilaçlara geri dönmek... İnsanlar ayaklarıyla cevap verir, bazıları ülkeyi terk, bazıları ise gösteri yapar.

İlk yıllarında, Chavezci rejim halk desteğinden mahrum değildi. İşçiler, Chavez’i burjuvazi ve ABD tarafından düzenlenen iki darbeye karşı savunmak için harekete geçmiş, eylemler yapmışlardı.

İşçi sınıfının bilinçli ve organize eylemini teşvik etmeden nasıl bir sosyalizm veya komünizm olabilir? Burjuvazinin lehine ekonomik yönelime paralel olarak, Chavez daha sonra Maduro mücadeledeki işçilere sınırsız bir savaş başlattı.

İşçi haklarını azaltmak için hükümet ve işçi müfettişleri, rejime uygun sendikalarla toplu sözleşmeler imzaladı. Tepkiler şiddetle bastırıldı, işgal edilen fabrikalar polis gücüyle boşaltıldı. İşçi mücadelelerini yasadışı hale getirmek için alınan yasal önlemler, mücadeleleri kesmiyordu.

2008 yılında, Arjantinli Teşint grubuna ait Sidor çelik fabrikası, yeniden örgütlenme sürecindeydi. Mart ayında işçiler iki yıl boyunca dondurulmuş ücretler için greve gitti. İşçi militanları, üretimin durması ve büyük gösterilerle mücadele planı oluşturdular.

2011 yılında, işçilerin toplu sözleşmelerden hoşnutsuzluğu sıkça ifade edilmekteydi. İki milyon kamu sektörü çalışanının hakları yedi yılda iyileştirilemedi. On binlerce metal işçisi, bir yıl önce sona erimiş bir sözleşmeyle çalışıyordu. Yüz bin petrol işçisinin süresi daha da önce dolmuştu.

2012’de Chavez, çalışma ve örgütlenme hakkını azaltan ve Çalışma Bakanlığı’nın sendika bölümlerinin oluşturulmasını engelleyen, yasa ve emeğe aykırı bir kararname getirdi. Ayrıca, işçilerin grev yapabilecekleri bölgeleri kısıtlayan bir "terörle mücadele" yasası yürürlükteydi. Tüm bu önlemler Maduro’ya, zaten enflasyonla mücadele edilen ve daha istikrarsız çalışma koşullarında ücretlerde önemli bir düşüş dayatmasına yardımcı oluyordu.

Chavciliğin başarısızlığı sosyalizm veya komünizmin değil, kapitalistlerin çıkarlarıyla işçilerin çıkarları arasında bir uzlaşma bulabileceğimize inanmak isteyen reformist hayallerin başarısızlığıdır. İki ustaya hizmet edemezsin. Burjuvaziye bahşedilen şey, işçi sınıfının ve ezilenlerin kaynaklarını azaltıyordu. Chavez ve rejiminin gerçekleştirdiği işlev, iddia ettiği gibi burjuva ve proleterler arasındaki dengeyi aramak değil, işçilerin ve ezilenlerin taleplerini sakinleştirmek ve böylece sermayenin gelişmesine izin vermek oldu.

Chavezci rejiminin krizi, büyük güçlerin, önce de Amerikan emperyalizminin iştahını açtı.

2015’ten sonra Obama ile, 2017’den bu yana da Trump ile, ABD nüfusu hayatta kalmak için mücadele eden bir ülkede, nakit sıkıntısı çeken bir rejime karşı ekonomik yatırım cezalarını artırdı. Venezuela’nın döviz ve altın varlıklarını farklı uluslararası bankalarda dondurdular. Bu önlemlerin en sembolik olanı, ABD’de faaliyet gösteren PDVSA’nın (Venezuela Kamu Petrol Şirketi) yan kuruluşu Citgo’nun sonuçlarına el koyması oldu.

Ocak 2017’den beri iktidarda olan Donald Trump, Venezuela’daki hesabını ele geçirmek isteyen bir şahin takımı ile işbirliği içinde. mimarıydı.

Michael Pence, neredeyse bilinmeyen sağcı milletvekili Juan Guaido’yu, cumhurbaşkanı Nicolas Maduro’nun yerine kendisinin cumhurbaşkanı olarak ilan etmişti. Guaido’yu devletin tepesine oturttuğu iddia edilen insani bir konvoya sızma girişimi 24 Şubat’ta başarısız oldu. Birleşik Devletlerin hedefi insancıl değildi. Bu Chavezci rejime karşı bir saldırıydı.

Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık da dahil emperyalist dünyanın yaklaşık altmış devleti, Washington manevralarını destekliyor. Yine burada, Venezuela nüfusunun, rejimin ihmali için ağır bir bedel ödeyen fakir işçilerin ve köylülerin kaderi umurlarında değil.

Lev Troçki, 1938’de, Meksika’nın İngiliz emperyalizmine karşı tavrını, yani Chavezcilerden gibi milliyetçi olan, ancak Kuzey Amerika petrol şirketlerini kamulaştırmaya ve geniş çaplı bir tarım reformu uygulamaya cesaret eden rejimi yorumlamıştı. "Aldatmacaya boyun eğmeden ve iftira korkusu olmadan, ileri işçiler Meksika halkını emperyalistlere karşı mücadelelerinde tam olarak destekleyecek.

Petrolün kamulaştırılması ne sosyalizm ne de komünizmdir. Ancak bu, ulusal savunma konusunda oldukça ilerici bir önlemdir. [...] Uluslararası proletaryanın, programını Meksika hükümetinin programı ile tanımlaması için hiçbir neden yoktur. Devrimcilerin renklerini değiştirmeleri, uyum sağlamaları ve daha ziyade en zayıf kampı satacakları ve ihanet edecekleri [...] saraylılar gibi saygısız davranmaları gerekmiyor. Kendi kimliğini terk etmeden, dünyadaki her dürüst işçi örgütü...

Emperyalist saldırılara, diplomasilerine, basına ve faşist paralı askerlere karşı tavizsiz bir tavır almakla yükümlüdür. Meksika’nın davası [...] uluslararası işçi sınıfının davasıdır. Meksika petrolü üzerindeki mücadele, ezenler ve ezilenler arasında süren savaş hattının çatışmalarından sadece bir tanesidir.” Biz de sözlerdeki Meksika’yı Venezuela ile değiştirebiliriz.

Ancak komünizmin davasını ilerletmeyi, en radikal milliyetçi bile yapamaz. Ancak, ezilenlerin hepsinin öncülüğünü üstlenerek, kendi hedeflerinin bilincinde olan ve partisinde örgütlenen, yani devrimci proletarya, bu mücadeleye kararlı bir şekilde katılabilir. (04.03.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:250 - 5 Nisan 2019  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesinin Sözü   ?