Sinif Mucadelesi

31 Mart seçimi ve tutumumuz

Cumartesi 9 Mart 2019

Bu seçimin anlamı

31 Mart belediye seçimi, genel seçim havasında. Bunun nedeni Erdoğan’ın, partisinden ve adaylardan çok daha yüksek olan kişisel oy oranının kazanmak için daha etkili olacağını bilmesinden. Erdoğan, kazanmaya götüren yolu izliyor; kitlelere işsizlik, hayat pahalılığı gibi temel sorunların, Türkiye’nin iç ve dış düşmanlarından kaynaklandığı yanılgısı oluşturuyor. Böylece emekçiler, yoksullar, kendi dertlerini unutup düşmana karşı vatanları için oy verecek. Bu yeni bir siyaset değil, 2004’ten beri aynı yol izleniyor.

Bu açıdan baktığımızda, adaylar, neye aday oldu? Emekçilerin temel sorunu olan işsizliği engellemek için mi? Yoksulluğa karşı mücadele etmek, iş olanaklarını arttırmak için mi? Satın alma gücünün çok üzerinde olan kamu veya belediye hizmetlerini ucuzlatmak için mi?

Böyle bir amaçlarının olmadığını çok iyi biliyoruz. Parti parti dolaşan adaylar, belediye aracılığıyla paylaştırılan ranttan siyasi ve ekonomik olarak yararlanmak için aday oldular.

Böyle bir ortamda “iyi niyetli” bir aday ya da sağa veya dincilere karşı sol veya sosyal demokrat bir aday neye yarar? Seçilse bile düzenin kuralları dışına çıkmasına izin verilmez.

Komünist devrimciler için seçimlerin anlamı

Emekçiler, kendi siyasi ve toplumsal çıkarlarını savunacağından emin oldukları, emekçilerin sınıf çıkarlarını savunacak bir partiye güvenmeli.

Parti, işçi sınıfının sömürüldüğü işyerlerinde ya da işçi sınıfını ilgilendiren toplumun tüm alanlarında; ulaşım, şehir planlanması, çevre sorunları, hayat pahalılığı, bina güvenliği gibi kapitalistlerin yararına, emekçilerin ve tüm toplumun zararına olan konulara müdahale edebilmeli.

Fakat tersi doğru değildir. Yani, kapitalist toplumun getirdiği sorunlara, örneğin çevre, sağlık, konut ve hatta işsizlik, yoksulluk, göçmenlik konularına müdahale etmek, yararlı ve iyi olsa bile, gerçek bir işçi partisinin inşasının temelini oluşturamaz. Kendini bu gibi alanlarla sınırlayanlar, devrimci bir işçi partisi inşasını amaçlamaz.

Parti, işçi sınıfının çıkarlarını ve siyasetini seçim vesilesiyle de savunmalı. Parti, burjuva partilerin ve burjuvazinin yalanlarını ortaya çıkaracak ve söyleyecek, emekçileri burjuva politikacıların konuşmaları konusunda aydınlatacak, yalana ve hileye başvurmayacak, muhalefetin kuyruğuna takılmayacak.

Böyle bir parti olmadığında, emekçilerin görevi her şeyden önce gerçek bir işçi partisinin inşası için çalışmaktır. Bu çalışmayı her gün yapmak gerekir. Seçim dönemlerinde devrimci programı savunarak emekçilerden oy istemek, emekçileri aldatmaktır.

Emekçilerin seçimden önce yaşadıkları sorunlar, seçimin ertesi günü ve sonraki günler de devam edecek. Bu nedenle temel görev, emekçilerin örgütlenme çalışmasını gün be gün sürdürmektir.

Devrimciler seçime, gün be gün sürdürdükleri mücadelenin, yani kapitalist toplumu yıkıp eşitlikçi komünist toplumu kurma mücadelesinin bir parçası olarak katılır. Bir koltuk kapmak, mevki edinmek ya da seçilerek şu veya bu sorunu çözeceklerini iddia ederek, burjuva düzenin kurumlarına veya düzenden bir beklenti oluşmasına neden olmamalı. Böyle bir şey, devrimcileri burjuva düzenine suç ortaklığına iter.

İşte bu nedenle devrimciler, belediye seçimlerinde de düzen partilerinden farklı olarak; belediye hizmetleriyle ilgili, emekçileri ayrıntılarla oyalamaya yarayan konuları değil, emekçilerin temel ve acil sorunlarını gündeme getirmeli. İşsizlik, işten atılmalar, satın alma gücünün düşüklüğü, sağlık sisteminin çökmesi gibi temel konularla ilgili yaklaşımımız gündeme getirilmeli.

Taleplerimiz

Milyarlar kâr eden işletmelerin, işsizliğin arttığı bu ortamda işçi çıkarmasını yasaklamak; patronların iş saatlerini keyfi olarak, çalışanları dikkate almaksızın uzatmasına izin vermeksizin, çalışma saatlerinin indirimini kabul ettirmek. Devlette, belediye hizmetlerinde ve toplum yararına çalışma gibi geçici değil, gerçek iş olanakları yaratmak, asgari sosyal hakları arttırmak, işsizlerin borçlarını silip elektrik ve su kesintilerine son vermek.

Ulaşım, temizlik, su, kanalizasyon altyapısı, imar denetimi, çevre düzenlemesi gibi birçok belediye hizmeti, hizmet satın alma şeklinde özel taşeronlara, onlara para kazandıracak biçimde düzenlenerek yaptırılıyor. Oysa su hizmetlerinde, çöplerin kaldırılması, ulaşım hizmetleri, imar hizmetlerinde, kâr için kendi kanunlarını belediyelere dayatan bu işletmelerden başlayarak, kamulaştırmayı, halkın temel gereksinimleri üzerinden kâr eden şirketlere kadar yaygınlaştırmak gerek.

Para nerede varsa oradan almalı. Her damla sudan alınan vergi; patronların kasalarına, dinci vakıflara, iktidar çevresinin çocuklarının eğlencesine, iktidarda kalma işlerine gidiyor. Hiçbir katkısı olmayan patronlar, camiler, vakıflar ve daha niceleri, tek kuruş vergi ödemiyor. Kitleler, ceplerine bile girmeden kesilen verginin nerede harcanacağında söz sahibi değil.

Barınma haktır. Büyük şehirlerde emlak spekülasyonu, kentsel dönüşüm vurgunu felaket boyutlarda. Yıkılan binalardan tahliye edilenler, vergisini ödedikleri halde evlerinde oturamayanlar var, yıkılmak üzere, sağlıksız yerlerde barınanlar da var; bu insanlar için boş konutlara el konulmalı.

Hava kirliliği, gürültü, insanlık dışı şehirleşme gibi nedenlerle yaşadığımız çevre, kâr yarışıyla harap ediliyor. Kaliteli, ucuz ve çok sayıda toplu taşıma olanağı gerekli. Halk, çevreye tehlikeli işletmelerin yerleşimi, çevreyi kirletici maddelerin taşınması ve her türlü alan düzenlemesi projeleri üzerinde veto hakkına sahip olmalı.

Belediyeler yoluyla yerel patronlar da kayrılıyor. Böylece belediye başkanları ile burjuvazi arasında bir sürü ilişki doğuyor. Ek olarak, belediye başkanları bu gibi yollarla siyasi taraftar çevresi oluşturuyor. Toplumun sınıflara bölündüğünü saklamak isteyen politikacılar, aslında hakim sınıfların uşağı ve bilinçli olarak toplumu aldatır.

Politikacıları, finans çevreleri ve şirket yöneticileri denetler ve genellikle onlar perde arkasında durur. Sadece büyük yolsuzluk olduğunda bu kişi ya da çevreler ortaya çıkar. Politikacıları seçen halk olduğu halde, denetleyen halk değil.

Bu ortamda yapılan seçim, maskaralıktan başka bir şey değil. Bize sunulan seçenek ise kukla seçmek. Politikacıları denetleme ve gerçek kimliklerini tanıma imkânımız yok. Bu kuklaların iplerini ellerinde tutanlar büyük sermayenin temsilcileri.

Solun sorumluluğu

Bu ortamda emekçi mahallerinde ve Kürt illerinde CHP ve daha soluyla yaptığı örtülü işbirliği ilgi görüyor. Bunun en temel nedeni, iktidara duyulan öfke. Ancak emekçiler ve Kürt yoksulları için birçok tehlike barındırıyor. Her şeyden önce, emekçilerin ve Kürt halkının sorunlarını ilgilendiren temel konularda çözümü olmayan bir yönelim. Çünkü seçilenler, her şeyin kaynağı olan düzenin bir parçası olacak; işçi sınıfının kendi çıkarları temelinde örgütlenmeye çağırmıyor.

Mahallelerde ya da belediye yönetimlerinde edinecekleri koltuk aracılığıyla emekçilerin sorunlarının çözümü mümkün ya da çözüm yolunun seçim mücadelesinden geçtiği görüntüsü, emekçileri aldatmaktır.

Seçim kazanılsa bile, şehirlerin yoksul mahallerine yığılan Kürtler ve herkes için işsizlik ve pahalılık azalacak mı? İşten atılmalar duracak, satın alma gücü yükselecek mi? Belediye hizmetleri ucuzlayacak mı?

Emekçilerin temel sorunlarını gündeme getirmeyen bir program, emekçileri temel ve acil sorunları etrafında devrimci bir temelde örgütlenmeyi ertelemek anlamına gelir.

Gerçek bir devrimci parti, hiçbir zaman burjuvazinin şu veya bu kirli oyununa, şu veya bu düzeyde alet olmaz, olmamalı.

Tutumumuz

Bizler, toplumsal koşulların, kitlelerin yararına kesin olarak değişiminin, seçim yoluyla sağlanabileceğini düşünmüyoruz.

Bu nedenle devrimciler hiçbir zaman, emekçilere karşı “bize oy verin, değiştireceğiz” gibi burjuva söylemi kullanmamalı. Tüm toplumsal dönüşümler ve değişiklikler ancak işçi sınıfının örgütlü gücüyle başarılabilir. Devrimciler bu nedenle işçi sınıfı içinde çalışmalı.

İşte bu nedenle, seçime katılan siyasi partilerin emekçilerin çıkarlarını savunmadığını düşünüyoruz.

Seçimin burjuva düzenin bir süre daha devamı için, görünüşte emekçilere onaylatılması için bir aldatmaca olduğunu düşünüyoruz.

Tüm gücümüzü ve imkanımızı, gerçek bir işçi partisinin inşası için harcıyoruz. Ve tüm emekçileri, burjuva düzenin devamına yarayacak olan seçim aldatmacasına kanmayıp, kendi kurtuluşları için devrimci bir işçi partisinin inşası için birlikte çalışmaya çağırıyoruz. (06.03.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:249 - 8 Mart 2019  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesinin Sözü   ?