Sinif Mucadelesi

Yeniden “birlik, mücadele ve dayanışma” zamanı!

Cuma 5 Mayıs 2017

Anayasa değişikliği referandumu bitti ancak tartışması sürüyor; bitecek gibi de görünmüyor. Her seçim, referandum sonrasında, şu veya bu düzeyde itirazlar olur. Hatta geçmişte, oy pusulaları çöpten çıkar, bazı yerlerde oylar sayılır veya yenilendiği olurdu. İlk kez referandum sonrası itiraz ve protesto gösterileri oldu. Çünkü sorun; yönetim sisteminin değiştirmesinin de ötesinde, daha derinlerde.

İşçi sınıfının çoğunlukta olduğu, neredeyse tüm sanayi şehirlerinde ve büyük şehirlerde “hayır” çıkması, sadece değişikliklere değil, Erdoğan’a ve siyasetlerine “hayır” anlamına geliyor. Bunu çok iyi anlayan Erdoğan, hızlı hareket ediyor. AKP milletvekilleri, çevresi ve hükümetle arası daha fazla açılmadan, çıkarları daha fazla zıtlaşmadan, görüşleri farklılaşmadan, partinin ve hükümetin başına geçmek için davrandı.

Erdoğan, başkanlık için MHP’ye söz verdiği için 2019’u, hatta “uyum yasaları” denen değişikliklerin yapılmasını bile beklemek niyetinde değil. Çünkü başta işçi sınıfı olmak üzere tüm kitleleri vuran işsizlik ve hayat pahalılığı, gücü elinde toplamış gibi görünmesine rağmen, iktidarını şiddetle sarsıyor.

Erdoğan’ı ve gelecek planlarını yıpratan, CHP’nin söylediği gibi “tek adam” olması değil, büyük patronlara, KOBİ patronlarına, esnafa, bankacılara dağıttığı ve son olarak köylüye vaat ettiği bunca paraya rağmen, işsizliğe ve pahalılığa çözüm bulamaması. Sadece banka kârları ve otomotiv sektörü patlamaya devam ediyor; onun dışında, hatta inşaat sektöründe bile gerileme önlenemiyor.

Başkanlık sistemi; ekonomik gerilemenin neden olduğu işsizliğin ve zamların çözümü değil. Patronlara para dağıtılması, vergi affı, teşvik pirimleri de söylendiği gibi ne işsizliği azaltacak ne de verilen para üretime gidecek. Ekonomik kriz başladığında Avrupa’da ve ABD’de aynısı yapıldı; sonuçta durum daha kötüye gitti, gidiyor. Krizin bedelini, bizim gibi ülkelere ödetiyor, savaşını da Ortadoğu’da yapıyorlar.

Erdoğan’ın elinde hatta tüm düzenin elinde gidişi durduracak bir çözüm yok. Çünkü bugünkü durum, kapitalist sömürü düzeninin kendisinden kaynaklanıyor; düzen böyle işliyor. Patronlar ve devlet, kârı arttırmak için işçi ücretlerini düşürüyor, az işçiyle çok iş yaptırıyor; üretilenler satılamayınca kriz döngüsüne giden süreç başlıyor. 1999’dan 2002’ye kadar benzeri yaşanmıştı. AKP, bu kriz nedeniyle iktidara geldi, başka bir krizle emekçilerin desteğini yitiriyor, gidiş yolu göründü.

AKP’yi iktidara getiren krizin en çarpıcı hatırası, iflas ettiği için artık işine yaramayacağını haykırarak, başbakan Ecevit’in önünde yazar kasasını fırlatan genç bir esnaftı. Bugün esnaf, siyaseten AKP’yi hatta Erdoğan’ı destekler görünüyor ama ekonomik yönden çok öfkeli.

Benzer durum, işçi sınıfı içinde de yaşanıyor. İşçiler, Erdoğan’ın şahsında gidişata “hayır” dedi ama dinleyen yok! Çünkü bu düzen içinde bir çözüm yok. Olsaydı ABD, Avrupa, Rusya çoktan uygulardı.

İşçi sınıfının önünde tek seçeneği var; mücadele etmek. Geçmişte olmaz denileni gerçekleştiren bir çok mücadele yaşandı. Bu mücadeleler, ansızın ya da bir kahraman sayesinde olmadı. İşçiler, fabrikalarında, işyerlerinde, tartıştılar, anlaştılar, yürüdüler, birlik oldular, protesto ettiler, imza verdiler, en sonunda sendikayı ya da sendikacıları beklemeden kendi aralarında örgütlenip mücadeleye giriştiler. Böyle bir şey her zaman mümkün. Tek umut burada, bizim umudumuz bunda. (02.05.2017)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 227 - 5 Mayıs 2017  Site yaşamını izle Başyazı   ?