Sinif Mucadelesi

Referandum bir tuzak tek çıkış yolu sınıf mücadelesi!

Cuma 3 Şubat 2017

İşsizlik ve hayat pahalılığı almış başını gidiyor. Satın alma gücünün, zamlar nedeniyle dörtte bir oranında düştüğü söyleniyor. Suriye’de savaş, bitmeyen OHAL baskıları, sürdürülen FETÖ tehdidi, bir çok sorun işçileri, tüm emekçi kitleleri bunaltıyor. Patronların bir kısmı, azalan kârlarını işçinin sırtından veya devlet olanaklarından çıkarmak için her yola başvuruyor. Siyasi iktadar ise sadece “cumhurbaşkanlığı” denen sistemini getirmek için uğraşıyor.

AKP iktidara geldiğinde %9 civarındaki resmi işsizlik şimdi %11’e çıktı. Bir lira civarındaki dolar, 4 liraya dayandı. İşsiz gençlerin karıştığı hırsızlık, saldırı, uyuşturucu kullanımı gibi suçlarda, hapisteki insan sayısında, borcunu ödeyemeyenlerde patlama var. Pazarlarda, atık sebze, meyve toplayanlar, çöpleri karıştıranlar, sokaklarda dilenenler, artık göze batıyor.

Tüm bunlara karanlık bir gelecek düşüncesi ekleniyor. 5-10 yıl önceki, geleceğin daha iyi olacağı, yaşam seviyesinin iyileşeceği, kalkınmadan yoksulların da yararlanacağı umudu yok oldu. Artık iktidarın yaydığı korku ve karamsarlık var: Her tarafta düşmanlar, Türkiye’yi yıkmak istiyenler var, Kürtler, FETÖ, İŞID, bazen değişse de ABD, Batı düşman. Tek çare ise “başkanlık!”

Erdoğan’ın elinde topladığı ve gün be gün kullandığı gücünü arttırması, burjuvazinin tümü tarafından desteklenmiyor. Bu nedenle meclis görüşmelerinde şiddetli tartışmalar oldu. Siyasi partilerin vekilleri, çıkarlarını savundukları sermaye kesimleri için kendilerini ve birbirlerini paraladılar.

AKP, burjuvazinin direncini kırmak için ne istiyorlarsa yapıyor: Küçük patronların KOBİ’lerine yönelik kredi, teşvik ve af getirdi, bankaların kredi musluklarını açması için bizzat Erdoğan bankaları tehdit etti. Büyük patronlar için dev ihaleler yapıldı, isteyen patronların işçilerinin asgari ücreti bu yıl da devlet tarafından desteklenecek, teşvik sistemi yeniden düzenlendi, kamuya ödemeleri için dolar kuru 3.50’de sabitlendi, toplusözleşmelere grev yasağı yoluyla müdahale edildi...

Tüm bunlar ve diğer yapılanlar, sözde serbest piyasanın olduğu ülkede, devletin kasasındaki parayla, işçiden çalınan, işçiye ödenmeyenle patronların ceplerinin şişirilmesi demek. Para elbette işçilerin ölesiye çalışmasıyla ürettiği zenginlikten geliyor. OHAL ortamıyla bir çırpıda alınan bu kararlar, hiç tartışılmıyor, eleştirilmiyor. Sözde başkanlık sistemine karşı olan CHP’de bu kararları tartışmıyor. OHAL ve başkanlık sistem ile ekonomik kriz ortamında patronların korumaya alınıp işçilerin işsizlik ve hayat pahalılığı altında daha çok ezilmesi arasındaki bağlantıyı kurmuyor.

12 Eylül askeri darbesinde patronların ihtiyaçları için işçi sınıfı ezildi, düzen yaniden biçimlendirildi. 15 Temmuz darbe girişimi de benzer bir yolu açtı. İşçi sınıfı, patronların çıkarları için eziliyor, toplumsal düzen yeni ihtiyaçlara göre biçimlendiriliyor.

Burjuvazinin kasalarını şişiren, bankaların kârlarını yıllarca patlatan Erdoğan, bunları yapmak için baskıcı rejim gerekli demiyor elbette. İşte bu nedenle hem patronlar hem de başta Erdoğan olmak üzere siyasiler, “tehdit” ortamıyla korkuları körükleyerek OHAL’in sürmesini gerekli gibi gösteriyor ve herşeyin yeni sistemle düzeleceğini fikrini yayıyor.

Tamamen yalan! Yenilenen 7 Temmuz seçimi sonrasında da aynı şey söylenmişti. Her şeyin daha kötüye gideceği tehdidiyle, istenilen sonuca ulaşıldı. Asıl o zaman her şey daha kötüye gitti. Kürtlere savaş açıldı, şehirler yerle bir edildi, İŞID bombaları yüzlerce can aldı, darbe gişimi oldu ve OHAL başladı. Referandum da bu oyunun bir parçası. Tüm bunlar fazla eski değil, bugünkü tehditlere kanmaya engel olacak kadar yeni ve hafızalarda. (02.02.2017)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 224 - 3 Şubat 2017  Site yaşamını izle Başyazı   ?