Sinif Mucadelesi

Seçenekler birbirinden farklı değil, Kendi seçeneğimizi oluşturmak için örgütlenmeliyiz

Perşembe 9 Temmuz 2015
Siyasi partiler arasında koalisyon pazarlığı başlamadan, farklı seçeneklerle ilgili tartışmalar sürüyor. Herkes gönlünden geçenleri, en iyi seçenek veya en gerçekleşebilir olasılık olarak öne sürüyor. Sanki farklı koalisyonlar, farklı toplumsal sonuçlar doğuracakmış gibi! Her şeyden önce bugünkünden başka bir ekonomik ve siyasi düzeni savunan bir parti yok. Zaten böyle bir partinin kurulmasına, seçime katılmasına da izin yok. O halde kurulacak her koalisyon, düzeni daha sorunsuz bir şekilde sürdürmekten başka bir iş yapmayacak. Bu seçimin en temel sonucu, tüm demokratik dönüşümlerin kitlelerin çabasıyla gerçekleştiğini göstermesidir. Kürt siyasi hareketini, siyasi sistemin dışında tutmaya yarayan seçim barajı, lafta karşı çıkan siyasiler tarafından değil, kitleler tarafından yıkıldı. Tıpkı otomobil işçilerinin değişmez denilen, toplu sözleşme düzenini yıkmaları gibi. İktidara aday olan partiler, önce kendi kırmızı çizgilerini, yani değişmez isteklerini sıraladılar. Birkaç gün sonra da, bunların pazarlığa açık olduğunu söylediler. Her şeye rağmen MHP ve HDP hükumet içinde yer almak istemez gibi duruyor. Ancak bu tutum da meşhur kırmızı çizgi gibi olabilir! Son günlerde en güçlü olasılık gibi görünen AKP-CHP ortaklığı, medya üzerinden benimsetilmek isteniyor. Toplumun çoğunluğu hükumette temsil edilecekmiş, ekonomi yönetimi güçlü olurmuş, bahane bulmak zor değil. Üstelik, iki partinin kırmızı çizgileri hiç ortak olmasa da, karşılıklı mesajlar ortak. Zaten CHP'nin sıraladıkları, daha çok “demokratik”, “özgürlükçü” soyut laflardan ibaret. Bu laf kalabalığı nasıl somut olarak gerçekleştirilecek, tek söz yok. Ancak, CHP'nin çok somut olduğu yerler de var. Örneğin, listede patronlara vergi denetimi ve cezalara son verilmesi var. Emekçilere vaat ettikleri, asgari ücret artışı, emekli ikramiyesi, kamuda taşeronun bitirilmesi “gelirin tabana yayılması” olarak ifade ediliyor. Ücret zammı ve kamuda kadro, CHP'ye göre geliri tabana yayacak. Zamlar karşısında, asgari ücret artışı ne kadar işe yarayacak? İşsizlik, güvencesizlik, güvensizlik, gelir adaletsizliği, patronlardan alıp emekçilere verme, patronların kârının, kazancının denetlenmesi nerede? Aslında üç madde bile, seçmenlerinin çoğunluğunu olumlu etkileyeceği gibi CHP-MHP ve HDP'nin ortak talebi. Buna rağmen, partileri bir araya getirmiyor. Çünkü emekçilerin çıkarları temelinde bir hükumet kurulmuyor. Hükumet, patronların çıkarları temelinde kuruluyor, emekçilere ise vaatlerle oyalanma düşüyor. Toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan emekçiler, seçim yoluyla siyasi yaşama bir kez katılıp siyasi sistemi değiştirmek zorunda bıraktılar. Demek ki daha fazla siyaset yapmak gerekiyor. Kendi çıkarlarını savunacak bir siyasi örgütlenme inşa etmek ve bu örgütü güçlendirmek gerekli. Emekçiler, ekonomik yaşama müdahale ettiğinde yani fabrikalarda, üretim alanlarında kimin sözünün geçeğine dair tavır aldığında da aynı değişiklik oluyor. İşte bizleri kurtaracak olan, şu veya bu düzen partisi veya koalisyonu değil, kendi sınıf çıkarlarımız temelinde örgütlenmek ve düzene mücadele ile müdahale etmektir. (01.07.2015)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2015  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 205 - 3 Temmuz 2015  Site yaşamını izle Başyazı   ?