Sinif Mucadelesi

Yargı kavgasının ardındakiler

Pazar 9 Şubat 2014
“Paralel devlet” tartışmasıyla, hükümetin HSYK'nın (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu - görevi hakim ve savcıların çalışma yerlerini belirlemektir) değiştirilmesine yönelik düzenlemesi, şimdilik geri çekildi. Oysa bu kurul, 2010'da oylanan anayasa değişikliğinde, bizzat hükümetin istediği biçimde oluşturulmuştu. Bugün hükümet, konuyla ilişkin olarak “yanlış yaptık”, düzelteceğiz diyor. Bu düzende bunun gibi pek çok yanlış yapılıyor ama sorun değil, tekrar tekrar düzeltiliyor da! Örneğin, kamu ihale kanunu, son 10 yılda 160 kezden fazla “düzeltildi”. Anayasanın kendisi bile birkaç kez düzeltildi. Demokratikleşme için ceza yasaları, paket paket düzeltildi, moda deyimiyle güncelleştirildi. Son tartışmalar, hukuk sisteminin aslında tamamen siyasi olduğunu ortaya çıkardı. Kanunlar, siyasi amaçlarla, siyasi bir dille yazılıyor ve uygulanıyor. Bu nedenle sadece kanunu yazmada söz sahibi olmak yetmiyor, uygulayan kurumlarda da söz sahibi olmak gerekiyor. Hükümetin HSYK ile yaptığı buydu, bugün yine yapmak istediği budur. Bir çok alanda, ekonomide, sansürde, sağlıkta, sözde bağımsız “üst kurul” oluşturan ve bunları savunun hükümet, hukukta tam tersini yapıyor ve savunuyor. Daha önce yargıçlar ve savcılar, yöneticilerini kendileri seçer veya bürokrasinin kademelerinden gelirken, yöneticilerin doğrudan siyasiler tarafından belirlenmesi kuralını AKP getirdi. Bunu da demokrasi adına yaptı. Hukuk, özellikle islamcı burjuvazinin ama genelde tüm burjuvazinin isteği olan ordunun geriletilmesi, kemalist bürokrasinin tasfiye edilmesi, ihaleler ve özelleştirmelerle patronlara kıyak yapmanın bir aracı olarak gerekli idi ve kullanıldı. Bu işte, yetişmiş kadroları olan Gülencilerle işbirliği yapıldı. On yılda, eğitimden polise, mahkemelerden devlet bürokrasisine, medyaya kadar her yerde AKP-Gülenci bir kuşak yerleşti, yükseldi, önemli mevkilere geldi. Hatta adam kıtlığından, bir kişi bir çok iş yaptı. Gazeteci, milletvekili, uzman, danışman, ... Bazen de akrabalar devreye girdi. Kendisi gazeteci, kardeşi üst düzey bürokrat, diğer kardeşi emniyet müdürü, yeğeni danışman, damadı savcı, amcası hakim, ... Bu nedenle tayinlerin ardı arkası kesilmiyor. Aile boyu göç var! AKP-Gülenciler, ikilisinin ilki, mecliste işine gelen yasa çıkarırken, ikincileri bunları kallanarak kararlar alıyordu. Böylece başbakanın söylediği gibi kazan-kazan, yoluyla işler yürüyordu. Şimdi iki kesimin kazanacağı kadar olanak kalmayınca, ortaklık bozuldu. Başbakan, en yakın tehlike gördüğü Gülencilerden kurtulmak için yeniden yargılama vaadiyle hem ordudan hem de kemalistlerden, geçici de olsa destek almak için geri adım atıyor, taviz vermeye hazır olduğunun mesajını gönderiyor. Benzerini, Kürt kitlelerine de yapıyor. Gülencilerin, çözüm sürecine karşı olduklarını yayarak, Roboski'de katlettiği Kürtlerin hesabını bile vermeden, Kürt kitlelerinden destek istiyor. İçeriden başbakan aksini söylese de Avrupa'dan gelen itirazlar sonucunda, geri adım atılmış gibi görünüyor. Ancak bu bir aldatmaca. Hükümet en kısa sürede, daha önce yaptığı gibi bir torba yasa hazırlayıp ilgisiz düzenlemelerin arasına katıp bir gece yarısı, en önemli gördüğü değişiklikleri yapacaktır. Elbette bu da yeterli olmayacak. Çünkü hükümet etmeyi sağlayan kağıt üzerindeki yazılar, bu yazıları “karar” diye sözle söylemek değil, onları uygulama gücüne sahip olmaktır. Gülenci olsun olmasın patronların ve ondan umudu olan kitlelerin desteğini alan hükümetin böyle bir gücü vardı ama bu güç, her geçen gün eriyor. Olaylar gösterdi ki polis müdürünü, savcıyı, savcı hakimi, hakim bakanı takmıyor. Hukuk sistemi, iktidarları gibi dökülüyor. Zamanı geçmişti bile! (01.02.2014)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2014  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 188 - 1 Şubat 2014  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?