Sinif Mucadelesi

Demokratikleşme değil, bir dönem daha iktidarda kalma hazırlıkları

Çarşamba 16 Ekim 2013
Bir aydan fazladır, neredeyse her gün reklamı yapılan demokratikleşme paketi açıklandı. 12 yıldır ülkeyi yöneten AKP hükümetinin, kapalı kapılar ardında hazırladığı, açıklaması bile yasaklarla yapılan, soru sormaya izin verilmeyen birkaç vaat, yöneticilerin kitlelerin düzeyinden ne kadar gerilerde olduğunu gözler önüne seriyor. Milyonlarca emekçi, iş güvenliği ve iş güvencesi bekliyor, daha birkaç ay önce Gezi mücadelelerinde milyonlarca genç özgürlük, söz hakkı, insanca yaşam istedi. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar, en yakınları olan erkeklerin elinde ölmeye devam ediyor, tek kelime yok. Kürt halkı, çocuklarının anadilinde eğitim görmesini, kendini yönetme olanağını istiyor, dünya duydu, hükümetten tık yok! İş isteyen, işini korumak isteyen, ücretini almaya çalışan, evini yıktırmamak için uğraşan, kısacası patronların ve devletin, işçiyi, mahalleliyi, öğrenciyi, hiç kimseyi dikkate almayan her hangi bir uygulamasına karşı çıkan, yürüyüş yapan herkese suçlu muamelesi yapılıyor. Sinek kovar gibi yüzlerine biber gazı püskürtülüyor, coplar öldüresiye iniyor. Başbakan ise dalga geçer gibi toplantı yapma saatini 2 saat uzatacağı vaadiyle güya demokrasi getiriyor. Hükümet hem ekonomik hem de siyasi açıdan sıkışmış durumda. Dövizin, enflasyonun yükselişiyle kendini hissettirmeye başlayan dünya krizi, dalga dalga vuruyor. Buna, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine yani büyük toplumsal mücadelelerin yaşandığı ülkelere yatırım yapıp orada zarar eden patronların, hükümet üzerindeki baskısı da ekleniyor. Siyasi açıdan da, Suriye örneğinde olduğu gibi hükümet açmaz içinde. Türk burjuvazisinin çıkarlarını koruyucu yönde hareket ettiğinde, uluslararası tekellerin çıkarlarına dokunuyor. Suriye'de, Irak'ta, Mısır'da olduğu gibi Türk burjuvazisinin çıkarlarına uyan ekonomik anlaşmalar yapan, iş olanakları sunan siyasi yönetimlere destek verdiğinde Amerikalı ve Avrupalı tekellerin payına göz dikmiş oluyor. Hem bu devletlerin yöneticileri hem de uluslararası tekellerin Türkiye'deki ortaklarının gözünden düşüyor. Bu ortamda iktidarı sürdürmenin tek yolu kitleleri denetim altında tutup, seçimde yeterli oy alarak, patronlara kârlarını sürdürme olanaklarını koruyabildiğini, gösterebilmektir. İşte paketler bu işe yarıyor: Bir umut, bir beklenti yaratmak! Bu nedenle hiçbir konuyu tamamen çözmüyor, baştan sonu sorunu bitirmiyor; hep devamı gelecek, beklemek lazım. Ekonomik ve siyasi olarak gittikçe daha zor duruma düşen hükümet, demokrasi getiremez. Demokrasi için her şeyden önce para gerekli. Sosyal olanakların genişlemesi, taleplerin karşılanması için daha çok çalışan, daha çok kurum, iş yeri, daha çok örgütlenmenin oluşturulması ve bunların masraflarının ödenmesi gerekli. Bunları kim ödeyecek? Devletin kasası boş patronlar ise devlete vermek değil, daha çok almanın peşinde. Bu pakette sadece dini temelde ve de milliyet temelinde birkaç düzenlemenin lafı edildi. Oysa esas sorun, toplumsal sınıflar temelinde. AKP, seçimlerde, Kürt kitlelerinden ve diğer dini cemaatlerden daha fazla oy almayı hedefledi. Böylece bir seçim daha atlatıp kendisini destekleyen sermaye çevreleri için “yola devam” etmeyi planlıyor. Bu düzen, siyasetçilerin kendilerini herkesin üzerinde ve hak dağıtabilecek konumda görmesine olanak sağlıyor. Kitleler, bu gericilerin çok daha ilerisinde. Emekçiler sınıfı ve Kürt halkı, kendi demokrasisini kurabilecek düzeyde. (02.10.13)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 184 - 4 Ekim 2013  Site yaşamını izle Başyazı   ?