Sinif Mucadelesi
Yunanistan

Yunanistan’ın borcu kime yarıyor

Perşembe 7 Temmuz 2011
Mali sermaye Yunanistan üzerindeki baskılarını arttırıyor. Bir derecelendirme kuruluşu, Yunanistan’ın kredi notunu üç puan birden düşürdü. Kredi notunun düşürülmesi borsalardaki Yunanistan tahvillerinin değerlerinin daha da düşmesine yol açıyor. Sonuçta borç verenler, Yunanistan’a çok daha yüksek faiz dayatıyor. Spekülasyon oyunlarıyla büyük paralar kazanan bankalar ve mali kuruluşlar, Yunanistan’ı rehin almış durumda ve Yunan hükümetine baskılarını artırarak hükümetin kitlelere daha büyük kemer sıkma siyasetleri uygulaması için sıkıştırıyor. Ancak Yunan emekçileri kemer sıkmaktan bıktılar. İşsizlik oranı yüzde 16’yı geçti, ücretler ortalama olarak yüzde 20 düştü ve hükümet saldırıları sürdürmekte ısrarlı. Örneğin kamuda tensikat ve emekli olanların yerine kimseyi işe almama yoluyla 150 bin personel azaltılması kararlaştırıldı. 10 Mayıs 2010’da Avrupa Birliği ve IMF’nin Yunanistan’a yüzde 5 faiz oranı ile 110 milyar avro verme kararları sorunu çözmedi. Üstelik yüzde 3,5-4 oranla aldıkları parayı Yunanistan’a daha yüksek faizle verdikleri için ülke ekonomisi iyileşmediği gibi daha da kötüleşti. Ülkenin borcu 2011’de 350 milyar avroya fırladı ve şimdi borç GSMH’nın yüzde 158’i oranına ulaştı. Bu nedenle ülke tamamen bankacılara ve vurgunculara teslim olmuş durumda. Birkaç gün önce “mali paralarda” iki yıllık Yunan tahvillerine işlem yapılması için yüzde 27’lere varan faiz oranları istendi. Bu şartlarda Yunan hükümeti, özel mali pazarlardan para bulamaz hale geldi. Böylece borçlarını ödeyemez duruma düştü. 19, 20, 21 Haziran’da Lüksemburg’ta toplanan Avrupa Birliği maliye bakanları, Yunanistan’a sadece vadesi gelmiş borçlarını ödeyebilmesi için borç para vermeye karar verdiler. Yunanistan’ın borç bataklığına saplanmasının nedeni, medyada anlatıldığı gibi Yunan halkının fırsatçı davranıp vergilerini ödememesi değil. 2009 yılında Yunanistan’da 20 ila 30 milyar avro arasında vergi kaçırıldığı tahmin ediliyor. Eğer medyanın anlattığı gibi ülkede vergi kaçırmak “milli bir spor” haline gelmişse bunu yapanlar, kesinlikle emekçiler değil zenginler. Vergisini ödemeyenlerin başında gemi sahipleri geliyor. Krize rağmen Yunan gemi sahipleri, dünya gemi taşımacılığının yüzde 16’sını ellerinde tutuyor. Ancak çoğunluğu, gemilerini vergi cennetlerinde kaydettirip vergi ödemiyorlar. Vergi kaçıranlar arasında anlamlı bir örnek de kilisedir. Yunan kilisesinin servetine ilişkin kesin bir rakam olmasa da, kilise en büyük toprak sahibi ve ek olarak büyük emlak mülkleri var. Örneğin Atina’da kilisenin 300’den fazla apartmanı, bazı büyük şirketlerde hisseleri var ve bolca yardım alıyor. Ama bütün bunlara rağmen vergi ödemiyor. Büyük işyerlerine gelince onların da vergi vermemek için bin bir yolları var. Hatta biraz sıkıştıklarında, işyerini kapatırız, işsizlik artar tehdidini savuruyorlar. Yunanistan Komünist Partisi’ne yakın olan PAME sendikası, Mayıs 2010’da yaptığı bir açıklamada “en büyük 600 şirketin yıllık vergi kaçakçılığının miktarı 15 milyar avro” demişti. Bütün bunlar bilinmesine rağmen Yunan hükümeti krizin bedelini kapitalistlere ödetmemekte kararlı. Ekonomik düzende kazanç sağlayan işyerleri örneğin Atina olimpiyat oyunları nedeniyle yapılan devasa harcamalar onların ceplerini doldurdu. Biriken büyük borçların hepsi, kapitalistlerin kazançlarını arttırmak için yapıldı. Hiçbir şekilde vergi kaçırma olanağı olmayan sadece emekçilerdir. Emekçiler krizin yükünü hem daha çok vergi vererek, ücretleri azalarak hem de dolaylı vergilerin artışıyla ödüyorlar. Bunlara ek olarak on binlerce iş kısıtlaması yapıldı ve özel sektörde de bu yılın sonuna kadar 250 bin kişinin işinden olacağı tahmin ediliyor. LO (24.06.11)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 157 - 1 Temmuz 2011  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?