Sinif Mucadelesi
Japonya

Tehlike nükleer enerjiden mi, yoksa onu denetimi altında bulunduranlardan mı kaynaklanıyor?

Çarşamba 6 Nisan 2011
Japonya’daki Fukuşima nükleer tesisinden kaynaklanan felaketten sonra nükleer enerji hakkında, daha doğrusu bir tesisteki bir kazadan sonra ve de sorumluların bu durumda ne yapacaklarını tam olarak bilmediklerinden oluşabilecek tehlike endişeleri yeniden gündeme geldi. Yaklaşık 50 yıldan beri kullanılmakta olan nükleer sanayiden kaynaklanabilecek bazı tehlikeler ve bunların çoğuna karşı ne yapılacağına ilişkin belirli bilgiler mevcut. Tabii nükleer artıkların zararsız hale dönüştürülmesi sorunu çözülmüş değil. İlke olarak her hangi bir kazanın oluşmaması için gereken azami önlemler alınmalıdır. Her insan faaliyetinde olduğu gibi, bu alanda da risk olduğu için bir kaza olduğunda, hem kısa hem de uzun vadede oluşabilecek feci sonuçlar asgariye indirilmeli. İlkeler bunlar. Ancak tamamen denetim altına alınamayan bu tehlikeli sanayi alanında gereken titiz tedbirler alınmasından çok uzaktayız. Örneğin Fukuşima'da ortaya çıktığı gibi idareciler, masrafları azaltmak için uyarılara rağmen deprem riskini göz ardı ediyorlar, güvenlik önlemlerini yerine getirmeyip duvarları, soğutma sistemini harcamaları azaltmak için gerektiği gibi ve hatta normal bakımını bile gerektiği gibi yapmıyorlar. Esasen felaketlere yol açan, nükleer enerjiden çok, onunla ilgilenen hem özel şirketler hem de devlet kuruluşlarının; bu idarecilerin sorumsuzca davranışlarıdır. Felakete yol açan Çernobil örneğinde olduğu gibi. Bu sorumsuzca davranış sadece nükleer alanla sınırlı değil. Kömür madenlerinde çok ölüm oldu ve Çin’de, Güney Afrika’da ve hatta zengin ülkeler olan ABD ve Kanada’da on binlerce madenci, kazalarda öldü veya silikoz nedeniyle yavaş yavaş ölüyor. Petrol alanında da bir sürü ölümcül kaza, çevre kirlenmesi yaşandı. Son örnek BP’nin Meksika Körfezi'nde yol açtığı felakettir. Bu fosil enerjiler, küresel ısınmaya katkıda bulundukları için uzun vadeli olarak da zarar veriyor. Bizlere “temiz” bir enerji olarak sunulan hidrolik enerji de risk taşıyor. Örneğin Fransa’da 1950’li yıllarda Malpasset barajı patlayıp bütün bir vadiyi felakete sürükledi. Bir madende veya bir petrol kuyusundaki bir kaza bile büyük felakete yol açabilir. Ancak nükleer enerjide çok daha fecidir. Nükleer kazada sadece orada çalışan emekçiler, bölgede oturan halk değil, yeryüzünün büyük bölümü etkilenir: Tıpkı Çernobil nükleer tesisinin patlaması sonrasında olduğu gibi. Üstelik zehirlenmenin etkisi yüz yıllarca sürer. İşte tüm bu nedenlerden dolayı idareciler, iki kat tedbirli olmalı. Ancak yaşadığımız bu düzende karar, sermayeyi ellerinde bulunduranlara ait ve onlar da “mülkleri” ile keyiflerince istediklerini yapma haklarını kendilerinde görüyorlar. Bunun sonuçlarının felakete yol açması hiç de umurlarında değil. Tıpkı Fukuşima felaketinde olduğu gibi (1). Nükleer enerjinin da ötesinde en büyük tehlike, toplumun yönetimini, kitlenin denetlemediği ve de tek kıstasları kâr olan “karar vericilerin” ellerinde bırakmaktır. Hiçbir şekilde güvenemeyeceğimiz bu kişileri iktidarda bırakmak, onların yerküresini tehlikeye atmalarına göz yummaktır. (1)Fukuşima'yı işleten Tepco (Tokyo Elektriik Enerji Şirketi) dünyada elektrik üreten en büyük özel şirkettir. 17 nükleer tesisi var ve Japonya’nın nükleer enerjisinin üçte birini üretiyor 2007 yılında, Kobe depreminden sonra denetim komitesinde görev yapan bir deprem bilimci; nükleer tesislerin depremlere dayanıklı olmadığını belirten bir rapor hazırladı ve özellikle de Tepco’yu örnek göstererek, fay hattına yakın yerlere bu tesislerin kurulmasının ne kadar tehlikeli olduğuna dikkat çekti. Ancak uyarıları dikkate alınmadığı için istifa etti. Fukuşima’da yaşananlar ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Ayrıca Tepco’nun daha önceki yıllarda bazı kazaları sakladığı ve de bazı raporlarda sahtekarlık yapıldığı ortaya çıktı. Örneğin 2002 yılında Tepco şunu kabul etmek zorunda kaldı: General Elektric şirketi uzmanlarının 1980 ve 1990’lı yıllarda yaptığı denetimeler sonucu sundukları raporların 29 tanesi nükleer reaktörlerin etrafında güvenlik duvarlarında paslanma ve yırtıklar olduğuna vurgu yapıldı. Tepco bu raporlarda sahtekarlık yapıp gerçekleri gizledi! LO (22.03.2011)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 154 - 1 Nisan 2011  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?