Sinif Mucadelesi

Kayyum atamaları AKP’nin düşmanlaştırma siyasetinin bir uzantısı

Cuma 6 Eylül 2019

Diyarbakır, Mardin ve Van illerinin HDP’li büyükşehir belediye başkanları görevden alınarak yerlerine kayyum atandı. Bazı belediye meclisi üyeleri bile görevden uzaklaştırıldı, bazılarının yerine de kayyum atandı. Bu üç ilde seçim öncesinde de kayyum vardı. HDP’li başkanlar, göreve geldiklerinde kayyumların yaptığı yolsuzlukları, hırsızlıkları, adam kayırmaları, aşırı masraflı ihaleleri ve usulsüzlükleri teşhir etmişti. Ancak kayyum atanmasının temel nedeni, AKP’li yöneticilerin yaptıklarının ortaya çıkması değil.
 
Her yerde musluğu kesilen yandaş patronlar, müdürler var. Bunun gibi sorunlar, el değiştiren tüm belediyelerde açıklandı. İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde ortaya dökülenler inanılır gibi değil. Küçük ilçelerde bile lahmacun, çerez masrafları dudak uçuklatıyor. Dinci ve yandaş tarikatlara, derneklere ödenenler, şehirlerde yaşayanların neden belediye hizmetlerinin bu kadar yetersiz ve pahalı olduğunu artık daha iyi anlamalarını sağlıyor.

Belediye hizmetlerinden oy toplayarak güçlenen AKP’ye oy veren seçmenler; “yiyorlar ama hizmet de yapıyorlar” gerekçesini ileri sürerdi. Bu sözden bugüne sadece “yiyorlar” kısmı kaldı.

Van kayyum sekreterinin “653 kişiyi işten attım, çok da keyif aldım” açıklaması hükümetin kayyum kararının bir yönünü gösteriyor. Esas olarak tabandan gelen yani AKP’nin Kürt illerindeki oy deposundan gelen tepki, partiyi zorluyor. Yeni iş olanakları yaratamadığı için elindekileri tutmaya çalışıyor.

Belediyeler, çıkar deposu olarak kullanılıyor. Mardin kayyumunun, yasalara aykırı şekilde belediye bütçesinden, bakanlara 16 bin liralık hediye dağıtması, AKP çevresinin belediyeleri nasıl gördüğü ve kullandığını gösteren bir örnek.

Kayyum kararı HDP tarafından protesto ediliyor. Protestolar; polisin yoğun baskısı ve valiliklerin yasaklama kararına karşın sürüyor. Sadece bir günde, daha protesto yapılmadan 418 kişinin PKK’lı oldukları gerekçesiyle gözaltına alınması, baskıyı anlamaya yeter.
 
HDP’li başkanların görevden uzaklaştırılmasında belediye olanaklarının peşkeş çekilmesinin beraberinde siyasi bir amaç var. Erdoğan, HDP’yi suç örgütü gibi sunuyor. Geçmişte olduğu gibi HDP ile PKK arasında ayrım yapmayıp, geniş kitlelerin gözünde “terörist” oldukları fikrini yerleştirmeye çalışıyor. Bu doğrultuda HDP’nin görünürlüğünü, etkisini kırmaya çalışıyor.
 
Bu siyasetin bir uzantısı da, HDP ile CHP’yi işbirliği içinde göstererek, CHP’yi de sürekli yıpratmaya ve zayıflatmaya çalışıyor. Nitekim CHP yöneticileri, hem bu olumsuz görüntüyü silmek için hem de olası bir erken seçim için çok gönülü olmalasalar da siyaseten HDP’ye destek vermek zorunda kaldılar.

Bir yandan da CHP’li İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerine kayyum atanması gündemde tutularak, bu illerin başkanlarının etkinliği ve faaliyetleri sınırlandırılıyor.
 
AKP’nin ve Erdoğan’ın izlediği siyasi çizgi, Kürt düşmanlığı ve Türk milliyetçiliği çizgisi; yani iktidara gelirken karşı çıktıkları ne varsa bugün iktidarda kalmak için savunuyorlar.

Siyasetçiler bunu koltuklarını, ayrıcalıklarını, çıkarlarını savundukları patronlar düzenini sürdürmek için siyaseten yapıyor ancak onların tekrarladıklarını doğru zanneden insanlar var. Böylece her yerde devlet düşmanı, terörist, vatan haini gördüğünü zanneden, kendinden farklı milliyeti, mezhebi, siyasi görüşü olanlara karşı çıkanların sayısı artıyor.
 
“Ülkenin menfaati” lafının ardına saklanarak toplumda düşmanlık yaratarak derin uçurumlar açan siyasetçilere zerre kadar güvenmemek gerekiyor. (02.09.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:255 - 6 Eylül 2019  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?