Sinif Mucadelesi

Yaşasın kadınlar ve yaşasın kadın mücadelesi

Cumartesi 13 Mart 2021

8 Mart ilk kez 1867’de 8 saatlik iş günü mücadelesindeki kadınlar için 1909 yılı Şubat ayında Amerikan Sosyalist Partisi bir “Kadınlar Günü” düzenlemesiyle ortaya çıktı. Hemen ardından 2. Enternasyonel tarafından “Uluslararası Sosyalist Kadın Konferansı” gerçekleştirildi. 1917’de Sovyetlerde kadınlar ilk kez oy hakkı kazandıklarında tarihte ilk kez 8 Mart bayram ilan edildi. 1975’te Birleşmiş Milletler tarafından kutlanmaya başlandıktan sonra 8 Mart uluslararası bir “bayram” haline geldi. Tarihi bu kadar eski olup tüm dünyada yapılan yürüyüşe ise Türkiye’de izin verilmedi.

Üzerinden 100 yıldan fazla geçmesine rağmen kadınlar hala erkeklerle eşit değil. Bugün kadınların erkeklerden daha düşük ücretlerle çalıştığını; çocuk bakımı, ev bakımı gibi işlerde harcadıkları emeğin hem görünmez hem de erkeklerden kat ve kat daha fazla olduğunu, burjuva demokrasisinin meclislerinde bile temsiliyetlerinin %30’un altında kaldığı biliyoruz. Daha da kötüsü kadınlar sadece ücret, emeklilik, siyasi temsil, eğitim, seyahat etme gibi haklarının mücadelesinin yanı sıra dünyanın her yerinde yaşam mücadelesi veriyor. 2020 yılında yalnız Türkiye’de 408 kadın öldürüldü. 2021 yılının henüz ilk 2 ayı doldu ve kadın cinayetine kurban giden kadınların sayısı 66’ya ulaştı. Caydırıcı olabilecek yasalar uygulanmıyor hatta söz konusu kadınlar olduğunda adalet üç maymunu oynuyor. Sadece yaşam hakları değil kadınların kendi bedenleri üzerindeki söz hakları için de devamlı mücadele etmeleri gerekiyor: Polonya’da geçtiğimiz aylarda kürtajın yasaklanmasına ilişkin mecliste oylama yapıldı. Bir arpa boyu bile ilerlemiyoruz.

Kadınların ev içi ve çocuk bakımında harcadıkları emeğin bugünkü değeri tüm dünyada yıllık 10 trilyon dolar. Türkiye’de nüfusun yarısı kadın olmasına rağmen kadınların yalnız çeyreği çalışabiliyor ve kadınların aynı işleri yaptıkları erkeklerin ücretlerine kıyasla ücretleri %30 daha düşük. Kadınlara hem devamlı okumaları hem de çalışmaları söyleniyor. Oysa kadınlar hem en son işe alınan hem de ilk işten çıkartılanlar. Okumaları söylenen kadınların kendilerini “geliştirmek” için erkeklerle eşit fırsatları bile yok çünkü kadınlar ev içi işlere ve çocuk bakımına erkeklerden 2,5 kat daha fazla vakit harcıyorlar.

2030 yılına kadar çalışan kadınların oranının daha da düşmesi bekleniyor. Bu oranın düşmemesi için kadınların yapmaları gereken kendilerini sürekli “geliştirmek” ve işten atılmaya kendilerini hazırlamalarıymış, burjuvazinin iktisatçıları bunu söylüyor. Hariçten gazel okumak serbest nasılsa!

Kadınların sadece iş güvencesi değil yaşama hakları da yok. Geçtiğimiz yıl 408 kadın katledilmişti. Bu yılın henüz daha 2. ayı dolmuşken katledilen kadın sayısı 67’ye çıktı.

Fransız sosyalist ve kadın hakları savunucusu Flora Tristan 1800lü yıllarda şöyle dedi: “Baskı altında olan bir erkek bir başkasını baskı altına alacaktır. Bu da karısıdır. Kadın proleterin proleteridir”

Artık kapitalizmin sözde özgürlük vaatlerine kadınların karnı tok! Çünkü 200 yıldır kapitalizm kadınlara elle tutulur hiçbir şey vermedi. Bu düzende patronların ve erkekliğin iktidarı el ele olmasına rağmen kan emici düzenleri gibi aşağılık cinsiyetçiliklerinin de geleceğimizi mahvetmesini engelleyebiliriz. Tarihte işçi sınıfı saflarında mücadele eden devrimci kadınlar bize gerçek özgürlüğün ne olduğunu ve nasıl mücadele edilmesi gerektiğini gösterdiler! Gelecek tüm dünyayı emeğiyle yaratanların olacak.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 270 - 12 Mart 2021  Site yaşamını izle Tarihten... Tarihten... Tarihten...   ?