Sinif Mucadelesi
Rusya

İktidar, medya ve muhalefet yabancılara saldırıyor

Çarşamba 11 Aralık 2013
Geçtiğimiz günlerde, Moskova'nın güneyindeki Birioulevo kentinde Kafkas göçmenlere karşı yapılan pogrom (katliam), medyanın ve farklı muhalefet çevrelerinin, milliyetçiliği kullanarak sosyal hoşnutsuzluğu nasıl avutmaya çalıştığını gösterdi. Kendi mahallelerinde oturan genç bir Rus'un öldürülmesinden göçmenleri sorumlu tutan, çoğu milliyetçi binlerce insan, polisin kayıtsız kalmasını protesto etti. Tepkilerine karşılık alamayan kalabalık, bölgedeki emekçilere de saldırarak, şüphelinin çalıştığı meyve ve sebze pazarını yerlebir etti. Yirmiden fazla emekçi yaralandı, önce 380, bir gün sonra da 1.200 emekçi daha tutuklandı. Moskova'nın Putin yandaşı belediye başkanı, "saldırganların amacı, yasal ve yasadışı göçmenlere zarar vermekti" sözleriyle mazeret uydurdu. Olay medyada büyük yankı uyandırdı ve günlerce sözde "göçmen sorunu"ndan bahsedildi. Bu şartlar altında, tutuklanan zanlının suçsuz olduğu iddiasını veya toptancı pazarında olan bitenler ve bundan büyük kazanç sağlayanların kim olduğunu bilmek zor. Pazarın güvenlik şefinin mahallenin eski komiseri olduğu ortaya çıktı. Polis ve idari yetkililere zarar verecek açıklamalardan sakınmak için, Moskova'nın en büyük pazarı kapatıldı ve meyve ve sebze fiyatları uçtu. Yetmiyormuş gibi, bundan kâr edenlerin, Kafkas vurguncular olduğu söylentisi yayıldı. Bu olayın ardından, yetkililer tarafından evrakları olmayan ya da onaylanmamış göçmenler için 81 mülteci kampının kurulduğu açıklandı. Putin'in partisinin milletvekilleri, göçmen yasasını katılaştıran bir takım değişiklik önerdi. Amaçları, sınırdışı etme sürelerinin kısaltılması, çalışma izni almayı zorlaştırmak, çalışma izinlerini denetlemek ve geçerliliklerini 45 güne indirmek. Önlem olarak hükümet, birçoğu senelerdir Rusya'da yaşayan, eskiden Sovyetler Birliği'ne bağlı ülkelerin vatandaşlarına vize alma zorunluluğunu getirmek istedi. Kuşkusuz, Rusya Federasyon'unun Kafkas Cumhuriyetlerinin (Tacikisten, Dağıstan, Osetya, İnguşya, vb) vatandaşları, Rus vatandaşı olduğu için vize söz konusu olamaz. Maalesef bu, ne hükümetin onları terörist olarak göstermesini, ne Rus milliyetçilerin onları kamu adına yargılamasını, ne de işverenlerin onları açgözlülükle sömürmesini engeliyor. 14 milyon nüfusu olan Moskova'nın, yaklaşık 2 milyonu göçmen. Göçmenler, ticaret bölgesi olan Moskova City'yi inşa ediyor, şantiyelerde çalışıyor, binlercesi dolmuş şöförlüğü yapıyor, restoran ve kafelerde garson ya da bulaşıkçılık yapıyor, gazete bayileri, küçük atölye ve pazarlarda çalışıyor, apartmanları, tren garlarını, metro istasyonlarını, mağazaları temizliyor. Görünüşleri yüzünden polis tarafından tacize uğrayan, patronları tarafından evraklarına el konularak, polise verilmekle tehdit edilen bu insanlar; Rusya işçi sınıfının önemli bir parçası. Özellikle büyük şehirlerde, en zor, en vasıfsız ve en düşük ücretli işlerde çalışıyorlar. Hayat pahalılığı Paris'le aynı olan Moskova'da, bir kasiyer 700 avro, turizm acentesi çalışanı 900 avro, matbaa işçisi 600 avro ve bir metro işçisi ise daha az ücretle çalışıyor. Kuşkusuz hükümet, kamu hizmetlerini pahalılaştırarak, enflasyon alımgücünü azaltırken, bürokratlar her yerde ölçüsüz rüşvet isterken, şirketler işçilerini işten atarken; Kremlin ve zenginler, işçi sınıfının tepkisini, durumu daha da kötü olan göçmenlere yönlendirmek istiyor. Rejim, işçi sınıfınına insanca yaşam koşulları sağlayacağına, Rus olmaktan övünmesini sağlamaya çalışıyor. Putin 2000'de iktidara geldiğinden beri, "Rus olmanın guru"nu yücelterek ülkede kötü giden her şeyden "öteki"leri sorumlu tuttu. Çarlık döneminden kalma, Yahudi ve işçi karşıtı kolluk kuvveti Kazak birliklerine arka çıktı. Ortodoks hiyerarşisi, futbol kulüplerinin şiddetli taraftarlarından, faşist ve ırkçı gruplara kadar bütün milliyetçi kesimleri biraraya getirdi. Bazı milliyetçiler, göçe karşı önlem almadığı için Putin'i eleştiriyor. Geçtiğimiz günlerde, Saratov şehrinde milliyetçiler, bir otobüsü işgal ederek göçmenleri zorla indirdi. Ekim ayında, Saint Petersburg'da göçmenlere saldırılar oldu fakat birinde bile tutuklama yapılmadı. Bir de, 1917 Devrimi kutlamasının yerine düzenlenen milliyetçi geçit töreni "Rus yürüyüşü"nün öncülerinden, Batı medyalarının gözdesi, sözde demokrat Navalny muhlefeti var. Eylül ayında Moskova belediye başkanlığına aday olan Navalny, sözde komünist bir partinin adayı olarak göçle mücadele edeceğini ısrarla belirtti. Ancak bu, göçmenlere vize verilmesi için imza toplayan bazı sol kesimlerin, Rusya Federasyonu Komünist Partisi'ne veya Navalny'ye destek olmalarını engellemedi! Putin, miletvekillerine bürokrasinin çürümüşlüğünü hatırlatarak, vize uygulaması getirilmesinin yararsız olacağını söyledi ve öneriyi reddetti. Fakat tavrının altında yatan gerçek neden, Rus ekonomisinin, göçmen işçiden vazgeçememesi. Vize uygulaması başlatmak, Sovyetler Birliğin'den kopmuş devletleri, gümrük birliği oluşturarak, Rusya'nın çevresinde federasyon haline getirmek için çabalayan Kremlin'in zaten hoşuna gitmez. Moskova'nın baskılarına rağmen, Ukranya'nın Avrupa Birliği'ne doğru eğilimi göz önüne alınırsa, vize, Rusya'nın ayrıcılık sahibi kesiminin ve Putin'in istediği en son şeydir. LO (26.11.13)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 186 - 6 Aralık 2013  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?