Sinif Mucadelesi

Akdeniz’de yüzlerce insan ölüyor

Çarşamba 6 Kasım 2013
3 Ekim günü neredeyse hurdaya dönmüş bir gemi, İtalyan adası olan Lampedusa’ya birkaç yüz metreye yakın bir yerde battı ve 500’ye yakın yolcudan sadece 155 kişi kurtarılabildi. Bu deniz faciası ilk değil. Yine 3 Ekim’de Malta adası yakınlarında 250 göçmeni taşıyan bir gemi battı ve 30’dan fazla insan öldü. Yine aynı gün Mısır’daki İskenderiye yakınlarında 12 kişi aynı şekilde öldü. Göçmenler Yüksek Komiserliği başkanı, “ülkelerinde bombalardan, kurşunlardan kurtulup Avrupa’ya sığınmak için yola çıkan Suriyelilerin bu şartlarda denizde ölmelerinin” onda şok etkisi yarattığını açıkladı. 9 Ekim günü Avrupa Birliği Başkanı Barroso, Lampedusa adasına, ne kadar duygulandığı ifade etmek için gittiğinde yuhalandı (iyi de oldu). Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ise “bu deniz facialarını önleyecek köklü önlemlerin alınmasını” istedi. Ama kiminle alay ediyorlar? Sanki Avrupa Birliği hükümetlerinin sadece son 20 yıl boyunca, bu konudaki uygulamalarından haberdar değillermiş gibi davranıyorlar! Avrupa Birliği daha 1997'de Şengen sınırları içerisinde seyahat etmek isteyen mültecilere; onların çalışabilme ve aileleriyle birlikte yaşama izinleriyle ilgili bir sürü sınırlama getirmişti. 2002'de Sevilla kentinde yapılan bir zirvede, yasa dışı göçe karşı yapılan mücadeleyi temel sorun ilan etti ve bazı yoksul ülkelere yapılan yardımların bundan böyle bu konuda yapacaklarına bağlı olacağını duyurdu. 2004 yılında ise Avrupa Birliği seviyesinde, parmak izi de dahil bir sürü bilgi toplayacak, merkezi bir sistem oluşturulması kararı alındı. Bütün Avrupa Birliği sınırlarında bir denetim gerçekleştirmek amacıyla da Frontex adıyla bir kurum oluşturuldu. Ardından da Fas, Pakistan, Türkiye, Rusya, Arnavutluk dahil, bir sürü devlet ile işbirliği anlaşmaları yapıldı. Hatta Cezayir, “yasa dışı göçü suç” sayan bir ceza kanunu geçirdi. 2008’de çıkarılan “Retour” adlı bir Avrupa Birliği kararnamesi, yabancıları daha kolay sınır dışı edecek ve sınır dışı etmeden önceki günlerdeki yaşam şartlarını daha da feci kılacak önlemler içeriyor. Tüm bunlara ek olarak, bazı Avrupa Birliği ülkesi, mültecilere karşı ulusal düzeyde birçok baskıcı yasa çıkardı. Bugün Avrupa Birliği’nin gündeminde olan, Frontex’e daha feci baskı ve sınırlarda sıkı önlemler uygulayabilmesi için ek yetkiler vermek. Bu amaçla, yeni insansız uçaklar, radarlar, uydular, kameralar alınması için milyonlarca avro ek ödenek ayarlanıyor. İşte tüm bunlar, sefalet ve diktatörlerin baskı ve şiddetlerinden kaçan, birkaç on bin mülteciye karşı yapılan seferberliktir! Bu süre içerisinde gittikçe çok daha fazla sayıda mülteci, Akdeniz’de ölmeye devam ediyor. Büyük güçlerin temsilcileri ise ölenlerin arkasında timsah göz yaşı döküp, kaçakçıların soygunlarından rahatsız oldukları hikayesini anlatıyorlar. Tüm bunlara rağmen ölüm tehlikesini göze alarak Avrupa’ya ulaşmak isteyen mülteci sayısı hiç de azalmayacak. Çünkü göçün kaynağı ülkelerindeki sefalet, siyasi, askeri istikrarsızlık. Tüm bunlar, bu ülkelerde emperyalist güçlerin geçmişte ve şimdi uyguladığı talan ve baskılardan kaynaklanıyor. Emperyalist ülkeler, zenginliklerini, Afrika’yı, Ortadoğu’yu ve Asya’yı talan ederek gerçekleştirdi. Emperyalist ülkelerin, bu ülkelerdeki yerel diktatörlüklere ve terör çetelerine verdiği destek, doğrudan veya dolayı askeri müdahaleleri sonucu ortaya çıkan şartlar, yüz binlerce insanı, canı pahasına ülkelerini mülteci olarak terk etmeye zorluyor. İşte bu nedenden dolayı, emperyalist ülkelerin asgari yapması gereken; yollara düşmüş bu mültecilerin feci şartlarda ölmelerini gerçekten engelleyecek önlemleri almaktır. LO (18.10.13)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 185 - 1 Kasım 2013  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?