Sinif Mucadelesi

“Çözüm” diyen hükümet, düğüm atıyor

Salı 9 Temmuz 2013
Karakol inşaatını protesto edenlere askerlerin açtığı ateş sonucunda bir genç öldü, dokuzu ağır olmak üzere yaralananlar oldu. Böylece “çözüm süreci”nden bu yana, asker bir genci öldürdü. Gerilim daha önce başlamıştı ve Kürt illerinde artan protestolara karşı uygulanan polis şiddeti neredeyse, eskiye döndü. BDP yönetimi, çözüm sürecine zarar verir diye Kürt kitleleri, Gezi parkından uzak tutmaya çalıştı ama Gezi parkı eylemcileri, büyük şehirlerde kalabalık protesto ve dayanışma gösterileri yaptı. Kürt önderler ile yapılan pazarlıkta, ilk aşama; PKK’nin çekilmesi ve silah bırakması, ikinci aşama; hükümetin demokratik bir anayasa, siyasi, hukuki ve eğitim sistemini kapsayan demokratikleşme yasaları çıkarması olacaktı. Öcalan, Newruz’da silahlı mücadeleyi bıraktıklarını açıkladı, ardından PKK militanları çekilmeye başladı. Sıra ikinci aşamaya, silahlı mücadeleyi terk eden Kürt kitlelerine siyaset yapma olanaklarının sağlanması yasalarının çıkarılmasına geldi. Yasalar, mevcut siyasi sistem dışında her görüşü, devlet izniyle kurulan siyasi partiler dışında her örgütlenmeyi “yasadışı” saydığı için terör örgütü muamelesi yapılıyor. İşte tam adım atması gerekirken, üstelik akil insanlar da bunun gerekli olduğunu açıklamışken, bizzat başbakan tam tersine gidiyor. Bahane hazır; “PKK’nin tamamı değil, %15’i çekildi” deniyor. Bu güne kadar “süreç ilerliyor” diyen hükümeti tekrarlayan, “çekilme” haberleri yapan basın, başbakanın bu açıklamasıyla birdenbire ağız değiştirdi. Karakol inşaatlarının artması, uyuşturucu bahanesiyle köylülere baskınlar yapılması ve son olarak demokratikleşme yasalarının çıkarılmayacağının açıkça söylenmesi, hükümetin farklı bir çözüm süreci olduğunun ya da buna yöneldiğinin işaretleri. Kürt kitlelerin yaşadığı şehirler, hem Türk burjuvazisi hem de Avrupa Birliği başta olmak üzere emperyalist burjuvazi için giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu bölge Kafkaslar, Ortadoğu ve yakın Aysa için doğal gaz ve petrol olmak üzere her türlü karşılıklı ticari geçiş yolu. Tüm bu işler sonucu ortaya çıkacak zenginliğin kime gideceği, nasıl paylaşılacağı çekişme konusu. Demokratikleşme, bu güne kadar kendi topraklarındaki zenginlikten bile yararlanma olanağından mahrum bırakılan Kürt kitlelerin, daha fazla söz, hak ve pay almasına yol açacak. Hem siyasi hem de ekonomik olarak sıkışan başbakan, çıkarlarının taşıyıcılığını yaptığı Türk burjuvazisinin kendine İslamcı diyen kesimi adına, Kürt halkına en az payı verecek şekilde Kürt önderleri razı etmeye çalışıyor. Esas olarak AKP ile BDP’nin yaklaşımı ve yöntemleri aynı. Başbakan da sıkıştığında kendini destekleyen kitleleri sokağa döküyor, BDP de aynısını yapıyor. Elbette kendi siyasetleri ve belirledikleri sınırlar çerçevesinde. Kitlelerle güç gösterisi yaparak, onlar üzerinden pazarlık yapıyorlar. Bu oyunda BDP, Gezi mücadelesinde yaptığı gibi pazarlık kurallarının dışına çıkmamaya özen gösteriyor ama hükümet ve devletin fazla umurunda değil. On binlerce Kürdü öldürmüş, milyonlarcasını yersiz yurtsuz, yoksul bırakmış olan Türk devleti, hükümeti, ordusu ve polisiyle aynısını sürdürmekte hiç sorun görmüyor. Çözüm süreci zarar görür gerekçesiyle hükümete karşı mücadele eden kitlelerle buluşmayan, pazarlığa sadık kalan Kürt önderler, bugün yaşananlardan ders alıp Türkü, Kürdü ayırt etmeden, karşı çıkan, hak arayan, özgürlük isteyene zulmeden devlete karşı kitlelerle birleşmenin yolunu arayacak mı? Çünkü gerçek çözüm, meclis odalarındaki gizli pazarlıklardan değil, Kürt ve Türk, Arap emekçi kitlelerin birliğinden geçiyor. (02.07.13)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 181 - 5 Temmuz 2013  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?