Sinif Mucadelesi

Demokratik anayasa bir aldatmaca! İnsanın insanı sömürmesine son vermek gerekiyor!

Çarşamba 8 Mayıs 2013
Birkaç kez uzatılan sürenin dolmasıyla birlikte, siyasi çevrelerde yeni anayasa tartışmaları tekrar başladı. Hükümet sözcüleri, anayasa hazırlamak için oluşturulan komisyonun 174 maddeden sadece 34 maddesinde uzlaşma sağlandığını açıladılar. Meclisteki siyasi partilerin eşit sayıdaki üyelerinden oluşturulan bu komisyon, oybirliğiyle karar alıyor. Çok demokratik gibi görünen bu komisyonun ilk kararlarından biri görüşmelerin basına kapalı yapılması ve tartışmalar hakkında açıklama yapılmaması oldu. Böylece ilerletilen demokratik ortamda, milletvekilleri güya uzlaşı arıyor! Bugün her siyasi parti, diğerini bilinen gerekçelerle suçluyor. Biri başkanlık sisteminin dayatıldığından, diğeri federasyon dayatıldığından, bir başkası Türklüğe zarar verileceğinden, öteki Kürtlerin haklarının korunmasından dem vuruyor. Milliyet, din, hükümet sistemi üzerinden yapılan ateşli tartışmaların hepsi lafebeliğinden öte değil. Eski bir Çin atasözü “dostlarına adil davran, düşmanına yasayı uygula” der. Bütün diğer yasaların temeli olacağı düşünülen anayasa, bu atasözünde belirttiği dosta değil, düşmana uygulanacak. Meclisteki milletvekilleri kimlerin dostu? Nüfusun çoğunluğunu oluşturan emekçilerin dostu olan var mı? Nüfusun yarısı kadın, meclisteki oran buna yaklaşamıyor, 12 milyon civarında öğrenci var, ya mecliste? Siyasi sistem, toplumu oluşturan emekçi sınıfları, kesimleri kapsamıyor, tam tersine dışlıyor. Emekçilerin temsilcisi olduğunu iddia eden eski sendikacılar şimdinin milletvekilleri, emekçileri ne kadar temsil ediyor? Bugünkü siyasi sistem, fabrikalarda, madenlerde, her türlü üretim alanlarındaki sömürü ilişkilerinin üzerine yükseliyor. Büyük patronlar, üst düzey bürokratlar, siyasiler için kanunlar fazla bir şey ifade etmiyor. Kendileri kanun. Ne iş yasalarına, ne mahkeme kararlarına uyuyorlar ne de hesap sorulabiliyor. Kanunları, emekçilere, Kürt yoksullarına uyguluyorlar. O halde yeni anayasa, emekçilere ne getirebilir: Büyüyen patronların bugünlerde karşılarına çıkan veya ileride çıkacak olan sorunlara karşı, kullanabilecekleri bir imkan. Değişecek olan anayasanın hazırlandığı 1980’de büyük sermaye içe kapalı olan ülkenin dışa açılmasını, haklarını arttıran emekçilerin hak aramalarının engellenmesini, yani bugünkü düzeni istemişti. Şimdi bir yanda başkan gibi güçlü bir hükümet ama aynı zamanda işi çabucak halletmek için yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, milliyet ayırımının giderilmesi gibi konular öne çıkıyor. Elbette anayasada belirtilecek her hak bir ilerleme gibi görünebilir. Ancak, hangi ileri hak getirilirse getirilsin, kitlelerden geride kalacak. Anayasa yazılmaya başlandığı dönemde Kürt kimliğine ilişkin yaygın düşünceler, bugünkünden çok daha gerideydi. Zaten önemli olan ne yazdığı değil, nasıl yaşandığıdır. İnsanın, insan tarafından sömürülmesi, yoksulluğun, toplumsal eşitsizliğin yok edilmesi hiç gündemde değil. Zaten düzen, kağıda yazılanların üzerinde durmuyor, üretim alanlarında emekçilerin sömürüsü üzerinde yükseliyor. Bu sömürü düzenine, onun her alandaki kötü etkilerine son verecek olan, yine kağıt üstüne yazı yazmak değil, bu uğurda emekçilerin mücadelesi olacak. Sömürüyü, özel mülkiyeti koruyan anayasa emekçilerin anayasası olamaz! (02.05.13)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 179 - 3 Mayıs 2013  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?