Sinif Mucadelesi

İleri demokraside ilerlemeler

Perşembe 18 Nisan 2013
DİSK'e bağlı çeşitli sendikalarda görevli sendikacıların, DHKPC operasyonları nedeniyle tutuklanmalarını soran gazetecilere Çalışma Bakanı bir soru ile cevap verdi; “sendikacılar tutuklanıyor diye niye üzüleyim?” Bu tavır, genel olarak siyasilerin tümünde aynı: Öğrenciler, öğretmenler tutuklanıyor, milli eğitim bakanın umurunda değil, askerler tutuklanıyor, savunma bakanını ilgilendirmiyor, avukatlar tutuklanıyor, adalet bakanının gıkı çıkmıyor! Tüm hükümet çevreleri, aynı teraniyi söylüyor: “Tutuklamalar, yaptıkları işler ya da savundukları görüşlerle ilgili değil, terörist oldukları için tutuklandılar.” Bilinen siyasi partiler dışında bir örgütlenme oluşturmak neredeyse yasak, kapitalist düzeni eleştirerek başka bir düzeni savunmak da yasak, bir sınıfı veya Türkler dışında milleti öne çıkarmak yasak, hatta çoğu zaman patronlar karşısında hakkını aramak bile yasak. Bu durumda terörist olmamak ne mümkün! Geçmişte Kürt olmak, Kürtçe konuşmak, Kürtlerin ve emekçilerin mahrum bırakıldığı haklarını savunmak, “bölücü” olmaya ve hapse düşmeye yeterliydi. Daha önce “anarşist” olmak vardı. Bugün onların yerini, tüm dünyada olduğu gibi “terörist” aldı. Demokraside bir arpa boyu yol gittik, yeni bir adlandırmaya ulaştık. Burjuvazinin ekonomik ve siyasi hakimiyeti üzerine yükselen kapitalist düzende, suç ve suçlular, burjuvazinin düzenini tehdit eden veya gelecekte tehdit edebilecekler olarak belirleniyor. Buna bağlı olarak esasta ekonomik ve politik ölçülerin kullanılmasına rağmen, topluma birkaç adi suç veya suçlu gösterilmektedir. AKP hükümeti, başlangıcı Balyoz ve Ergenekon “terör örgütü” ile yaptı. O zaman bu suçlamaları ve davaları, düzenin yeni ihtiyaçları için yapıldığını görmeyip demokratikleşme zannedenlerin bir kısmı şaşkınlık yaşarken, bir kısmı da aynı baskıyı yaşıyor. DHKPC gibi gruplar, şiddete başvurmuş ve suç işlemiş olsa da onların suçları burjuvaların suçlarının yanında devede kulak kalır. Buna rağmen patronlar ya da üst düzey bürokratlar ve siyasiler hiç de tutuklanmıyor, aksine siyasi sistem onları ödüllendiriyor. İşçilerinin parasını ödemeyen Hey Tekstil patronu hırsız değil mi, işlettiği maden ocaklarını, madencilerin mezarına çeviren Star İnşaat şirketinin yöneticileri katil değil mi, dinlerine göre insanları bölen, aşağılayan ve hedef gösterin Vakit gazetesi yöneticileri kışkırtıcı değil mi? Mehmet Ağar, iki yıl o da kendisinin seçtiği cezaevinde hapis yatıyor oysa valiliği döneminde yüzlerce insan öldürüldü ve hepsinde sorumluluğu var. Toplum içinde insanların birbirlerine karşı işledikleri suçlar, düzenin yönetimi açısından bir sorun çıkarmıyorsa, devlet aygıtının fazla umurunda olmaz. Yıllardır düzenli olarak artan kadın cinayetleri, kadına yönelik saldırılar, bu durumun bir göstergesi. Devleti alarm durumuna geçiren, sendikaları, siyasi partileri, belediyeleri, hatta okulları ve mahalleleri, ağır silahlarla, helikopterle sarıp basmasına, çok sayıda insanı suçlu veya suçsuz ayırımı gözetmeden, adeta herkesi yıldırmak amacıyla gösteriye dönüştürerek tutuklamalar yapması, düzene ve kendine karşı bir tehdit ihtimali ortaya çıktığında olur. Geçmişte ordunun üzerine gidileceği dönemde orduyu destekleyen Türk-Metal sendikası basılmış yöneticileri tutuklanmıştı. Bugün hem Kürt sorunuyla bağlantılı olarak hem da kamu emekçilerine saldırılacağı için KESK basılıyor, yöneticileri tutuklanıyor. Veya taşeronlarda örgütlenme çalışması yaptıkları için DİSK'e bağlı sendikalara baskı yapmak amacıyla DİSK yönetimi basılıyor. Evet kimi haklarda görece iyileşme kimi olanaklarda artma var ama tüm bunlar düzenin çıkar ve ihtiyaçlarına göre oluyor. Büyük sermayenin düzeni, siyasi sistemi, zor gücü ve bürokrasisiyle bir yanda yeni yasaklar belirlerken diğer yanda bazen farklı gösterilse de hep yasak olanlar aynı. (03.04.13)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 178 - 5 Nisan 2013  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?