Sinif Mucadelesi

Tüm hesap defterleri gibi bütçe de emekçilerin denetimine açık olmalı

Salı 22 Ocak 2013
2013 yılı bütçesine göre 2013 de vergi yoluyla toplanması beklenene rakam (317,9 milyar lira) bir rekor. Dolaylı vergi ve gelir vergisi olarak ağırlıklı olarak çalışanlardan ve emekçilerden peşin olarak kesilecek. Böylece 2013’te vergi gelirinin %85’inden fazlası dar gelirli emekçilerin sırtına bindirilecek. Bütçe emekçilerden ne alınacağına, hangi yollarla alınacağına ve ne verileceğine sıkı sıkı karar veriyor. Kamuda çalışan işçi ve memurlar zam istediklerinde önlerine “bütçe” bahanesi çıkıyor. Kamu eliyle kullanılan ürün ve hizmetlere zam yapıldığında da bahane “bütçe” oluyor. Yani “bütçe”, toplumsa zenginlikten emekçilerin ne kadar yararlanamayacaklarını belirliyor. Ancak aynı şey patronlar için tam tersi. Geçen yılki bütçede hiç teşvik paketi yoktu ama patronlar için Birkaç kez şu veya bu iş koluna, şu veya bu bölgeye bol keseden para dağıtıldı. “Bütçe” hiç gündeme gelmedi. Benzer şekilde bir çok büyük patron, yeni yatırımları için ülke dışından borç alırken devletin kasasını kefil gösterdi, onlara hiç engel çıkarılmadı. Bütçe aslında emekçilere kısıtlama getirmek için hazırlanıyor. Hükümetlerin hele de patronların fazla umurunda değil! Onlar her istediklerinde para bulunuyor, en fazla matbaayı çalıştırıp basıyorlar. Geçen yılın bütçesinin hesabı verilmeden, bu yılın bütçesinin kabulü de bunu gösteriyor. En basit bir dernekte bile yönetim, önceki yılın hesabını vermeden yeni yılın maliyesini tutamaz. Ama devlet katında, CHP'nin muhalefet olması nedeniyle yaptığı itirazlar dışında ses yok. Çünkü herkes tüm bu karmakarışık hesapların göstermelik olduğunu biliyor. Hesaplar meclise getirilse bile ne önemi var. Emekçilerin yani parayı verenlerin, kasaları üretimleriyle dolduranların ne hesapları görme ne de anlama olanakları var. Siyasetçiler, burjuvazinin öngörebildikleri ihtiyaçlarına uygun harcama kalemleri düzenliyor. Örneğin bu yıl askeri harcamalara ayrılan pay geçen yıla göre %12 arttı. Bu artış “komşularla sıfır sorun” politikasının ikinci aşaması gereği olsa gerek! Dikkat çeken başka bir düzenleme de emekli ya da ayrılmaları durumunda, ayrılan çalışan sayısının %50’sini geçmeyecek şekilde personel alınacak. Bu karar, devletin küçüleceği anlamına gelmiyor yeni işe alınacakların güvencesiz, sözleşmeli, düşük ücretle çalıştırılacağı anlamına geliyor. Hükümetin oy deposu olduğu söylenen eğitim ve sağlık harcamalarındaki artış durdu. Özellikle sağlık alanında artan harcama nedeniyle, sağlıktaki özelleştirme sürecinin ikinci aşamasına hızla geçildi. Muayene, tedavi ve ilaç üzerinden yani sağlığın her aşamasından para alınması, buna olanak sağlıyor. Eğitim alanında da benzer bir süreç yaşanmıştı. Eğitim yasasının değişmesiyle AKP hükümeti döneminde başlayan, taşımalı eğitim gibi bazı masraflar kalktı. Üstelik eğitim ve sağlık harcamalarının büyük kısmı, doğrudan bu hizmetlerden yararlananlara değil, bu hizmetlerin satın alınması nedeniyle bu işi yapan şirketlerin kasalarına gidiyor. Daha baştan bütçenin 34 milyar açık vereceğinin kararlaştırılması, hiçbir zaman tutmadığı halde büyüme hedefinin %4 olarak belirlenmesi komedinin sonu olsa gerek. Ancak büyüme hedefinin yüksek ya da düşük olmasının bir anlamı yok. Çünkü hükümet hedefi tutturamadığında, değiştiriyor. Böylelikle hedefi tutturmuş oluyor. Nasıl fabrikalarda patronlar, kendileri için hep para bulur işçileri için para bulamazlar ve bahane olarak da hesaplarını söyler ama hiçbir zaman göstermezler, hükümet de ülke çapında bir iş yerine benzetilebilecek olan devletin hesap defterini aynı şekilde kullanıyor ve emekçilerden gizliyor. Bütçede ne yazdığı fazla önemli değil. Çünkü emekçilerin ne bütçenin hazırlanışında ne de uygulanmasında en küçük bir denetleme olanakları yoktur. Asıl gerekli olan işte budur. (02.01.2013)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2013  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 175 - 4 Ocak 2013  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?