Sinif Mucadelesi
ABD

Üç hafta kala emek dünyası seçimden ne bekleyebilir?

Çarşamba 14 Kasım 2012
ABD’li Troçkist grup Spark, 7 Ekim’de yayınladığı başyazıda Barack Obama ve Mitt Romney arasında yapılan başkanlık seçiminin emekçiler için önemi konusuna değindi. Seçimi kim kazanırsa kazansın ekonomi kötüye gitmeye devam edecek. Bunu Business Week dergisi bile kabul ediyor. Patron taraftarı olan bu dergi bunu şöyle ifade ediyor: “2013 yılı, bir felaket yılı olacak.” Ciddi ekonomi uzmanlarının çoğunluğu ABD ekonomisinin canlanması için gerekli bir “motor gücün” olmadığını anlattı. Milyonlarca iş olanağı yok edildi, şirketler daha az çalışan ile çok daha fazla üretip ve böylece de çok daha fazla kar elde ediyor. Ücretler ya doğrudan ya da dolaylı yollarla budandı. Çünkü şirketler üretilen zenginliklerdeki payın daha büyük bir kısmına el koydu. Para olmadığında insan pazara gidip de nasıl harcama yapabilir? Ücretlerin düşürülmesi ve istihdam sahalarının daraltılması sonucu, kitlelerin yaptığı harcamaların hacmi azaldı ve böylece ekonominin tümü geriledi. Kredi kartı borçlanması ve ipotekli borçlar sayesinde gerçekler ört bas edilebildi. Ama biriken borç, çok şiddetli bir şekilde yeniden gündeme geldi. Bankaların bu borçlar üzerine yaptığı spekülasyon da ekonomiyi tamamen batırdı. Belediyeler, yerel yönetimler, öğrenci borçları, eyaletler, federal devlet de dahil herkes durumun daha da vahim olmasına katkıda bulundu. Hükümet çalışan sayısını azaltıyor, kitlelerin bir kesiminin eline en azından bir miktar para aktaran kamu harcamalarında önemli kısıtlamalar yapıyor ve de istihdam sahası açan kamu hizmetlerini giderek azaltıyor. Yukarıda anlatılan tüm bunlar şu anda da devam ediyor ve evet “bu nedenle de 2013 yılı bir felaket yılı olacak.” Yapılan televizyon karşılaşmasında iki başkan adayı da, ekonomi için bir şeyler yapacakları sözünü verdi. Mitt Romney bu konuyla ilgileneceğini söyledi, ancak bu arada beklemek gerekiyor! Barack Obama ise bu konuyla ilgilemeye “başladığını” belirtti, ancak şimdilik beklemek gerekiyor! Ekonomi konusuna bakıldığında iki partinin de programları aşarı yukarı aynı. Bu iki parti de büyük şirketlerin, zenginlerin vergilerinin devamlı azaltmasını sağlayan siyaseti, yani Bush’un başlattığı ve Obama’nın da devam ettirdiği siyaseti uyguluyor. Böylece bu iki parti de esas vergi yükünü emekçilere yüklüyor ve de sosyal hizmetlerde, kamu hizmetlerinde, eğitim hizmetlerinde sürekli kesinti yapıyorlar. Bu iki parti de farklı kamu hizmetlerinde (Medicare, Medicaid, Sosyal Sigorta) yeni kesintiler yapmak için seçim sonrasını bekliyor. İşte böyle bir ortamda emekçiler bu seçimlerden ne bekleyebilirler ki? Onların yapacağı tek şey yakında gündeme gelecek olan saldırılara karşı şimdiden kendilerini hazırlamaktır. Kapitalistler ve banka sahipleri hiç beklemiyor. Devasa kâr elde ettiklerinde bile tensikat ve ücretleri düşürmeye devam ediyorlar. Öyle ise bizler niye bekleyelim? Bizler kendimizi savunmalıyız. Mücadele hedeflerimiz konusunda düşünmeliyiz. Tabii ki kimse emekçilere gönül hoşnutluğuyla buyurun isteklerinizi yerinize getiriyoruz demez. Ama kimse atalarımıza buyurun size 8 saatlik iş günü dememişti. Sosyal sigortayı onlara kimse lütfetmemişti. Bizden önceki emekçi kuşaklara kimse emekçi hakları konusunda hiçbir şeyi buyurun alın demedi. Bizden önceki emekçi kuşakları kapitalistler sınıfına karşı mücadeleler vererek haklarını söke söke almışlardır. Bizim kuşağımız için durum farklı mıdır? Niye bizim kuşağımız daha az mücadele etsin? LO (19.10.12)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 173 - 2 Kasım 2012  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?