Sinif Mucadelesi

Açlık grevleri ve Kürt halkının ulusal hakları

Çarşamba 14 Kasım 2012
12 Eylül’de 63 tutuklunun başlattığı ve bir hafta sonra da 79 kişinin katıldığı “Anadilde eğitim ve savunma hakkı ile Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması “ talepleriyle başlayan açlık grevleri artık ölüm oruçları aşamasına gelmiş durumda. Son rakamlara göre KCK ve BDP’ye bağlı 776 kişi 58 farklı cezaevinde açlık grevlerini sürdürüyorlar. Giderek, özellikle de son günlerde, bu konuda hükümete karşı tepkiler artıyor ve insanların çoğu da Kürt halkının da her halk gibi en temel haklardan ibaret olan anadilde eğitim ve anadilini kullanabilme konusunda destekler artıyor. AKP hükümetinin bu konuda sıkıştığı ve rahatsız olduğu görülüyor. Örneğin başbakan açlık grevinin olduğunu bile kabul etmezken, Adalet bakanı Sadullah Ergin Ankara’da ceza evine gidip açlık grevinde olan tutuklularla ilgilendi ve onlardan kendi yararları ve sıhhatleri ve de ailelerinin iyiliği için açlık grevlerine son vermelerini istedi. Ek olarak da son günlerde hükümet yanlısı medya, özellikle de Sabah, Star ve Yeni Şafak gibi gazeteler açlık grevleriyle yoğun olarak ilgilenip kafa karışıklığı yaratmaya, suyu bulandırmaya ve gerçek sorunun Kürt halkının en temel haklarına bile sahip olmamasından kaynaklanmadığını unutturmaya çalışıyorlar. Ama şu da bir gerçektir ki basının, özellikle de muhalefetteki basının neredeyse tümü ve sol örgütler, hükümetin uygulamalarını teşhir ediyor ve onlara karşı tavır alıyor ve de belirli dayanışma eylemleri tertipliyorlar. Bütün bunlar da hükümeti daha da çileden çıkartıyor. Örneğin 28 Ekim’de İzmir’de HDK’nın açlık grevlerini destekleme eylemine katılan 13 üyesi polis ve sivil faşistlerin saldırısına uğrayıp tutuklandı. Kürtlerin yoğun olduğu kentlerde ise protesto eylemleri daha da yoğun. Örneğin Mardin’in Mazıdağı ilçesinde bir araya gelerek açlık grevindeki tutukluları desteklemek amacıyla AKP Mazıdağı ilçe binasına yürüyen kitleye polis müdahale etti. Özel hareket timlerinin saldırısına uğrayan yürüyüşçüler içinde bulunan BDP Mazıdağı yöneticisi Emanet Eneş polislerin attığı gaz bombasının başına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Son olarak, salı günü bir çok şehirde iş yerleri açılmadı, yürüyüşler yapıldı ve tüm bunlara polisin saldırısı oldu. Açlık grevleri eylemlerinin nasıl sonuçlanacağını şimdiden kestirmek oldukça zordur. Ama bizler işçi sınıfı devrimcileri olarak Kürt halkının, tıpkı Türk halkı ve diğer halklar gibi, bütün temel ulusal halklarına sahip olması gerektiğini savunuyoruz ve bu açıdan yapılan eylemleri de destekliyoruz. Ancak şunu da unutmamamız ve saklamamamız gerekli: Kürt halkı da bütün diğer halklar gibi farklı sınıflardan, yani burjuva sınıfı ve işçi sınıfından oluşuyor. Kürt burjuvalarının da çıkarlarının Kürt emekçilerinin çıkarlarından farklı olduğunu kesinlikle unutmamalıyız. KCK’nın, BDP’nin ve PKK’nın temel siyasetleri burjuva eksenindedir. Açlık grevlerine katılan insanlar öz verili bir şekilde hayatlarını tehlikeye atıyorlar. Onların eylemi sadece ulusal haklar ile sınırlandırıp yoğun sömürü baskı ve yoksulluk şartları altında ezilen milyonlarca Kürt emekçinin en temel istekleri bile gündeme getirilmiyor. Bu bir sıradan unutkanlık veya rastlantı değil. Bu bir burjuva siyasetidir. İşte bu nedenle de işçi sınıfı devrimcilerinin görevi bunları da hatırlatmaktır. (31.10.2012)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 173 - 2 Kasım 2012  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?