Sinif Mucadelesi

Başbakanın her dediği oluyor mu, ya da başbakan ne diyor?

Çarşamba 19 Eylül 2012
Dönem dönem gündeme getirilen kıdem tazminatının bu kez başbakanın talimatıyla gündemden kaldırıldığı açıklandı. Ardından yine başbakanın dile getirdiği üniversite harçlarının kaldırıldığı duyuruldu. Geçmişte de benzer şekilde, değişiklik düşüncesi başbakan tarafından açıklanmış ve gerçekleşmişti. Elbette gerçekleşmeyenler de var, ya da aslında söylendiği gibi olmamasına rağmen yapılmış gibi gösterilenler. Örneğin kürtaj veya üniversite harçlarında olduğu gibi. Her şeye rağmen hükümet partisi tarafından bilinçli olarak izlenen bu yolla bir yanılmasa yaratılıyor: “Başbakan dediğini yapıyor.” Bu durum başbakanın “halkını düşündüğünü” değil, AKP’nin hiç de demokratik bir parti olmadığını anlatıyor. Eğitim sistemindeki değişiklikler, eğitim bakanlığı dışında, kadınları ilgilendiren düzenlemeler, kadın sorunuyla ilgilenen bakanlık dışında, THY’de grev yasağı çalışma bakanı dışında hazırlanıp çıkarıldı. Ve hiç tartışılmadan, dayatıldı. Partide Tayyip diktatörlüğü var ve bu sanki iyi bir şeymiş gibi sunuluyor. Üstelik hiç tartışmaya açılmadan, dayatma biçiminde yapılan tüm bu değişiklikler, olumlu gibi sunulsa da aslında sadece parası olanları kayırıyor, emekçileri vuruyor. Üniversite harçlarında olduğu gibi. Üniversite kontenjanları son yıllarda arttırıldı özellikle ikinci öğretim kontenjanları. Sadece bu yıl 750 bini aşkın öğrenci üniversiteye başlayacak ve sadece 300 bini harç ödemeyecek. Geriye kalan bir o kadar öğrenci, ikinci öğretimde okudukları için iki kat harç ödeyecek. İkinci öğretim, daha düşük puanlı, yani daha kötü eğitim gördüğü için sınavdan daha düşük puan alabilen, çoğunluğu emekçi çocuklarının okuduğu yerler. Hükümet harçları kaldırdım derken, aslında aynı parayı emekçilerden almaya devam edecek. Elbette bir de artan özel üniversiteler var. Eğitim seviyeleri ve puanları daha düşük ama harçları dudak uçuklatıyor ama o harçlar da yerinde duruyor. Kıdem tazminatının bugünlük gündemden kaldırılmasında, AKP’li emekçilerden gelen tepkiler kadar AKP’yi destekleyen sermaye çevrelerini fazla etkilememesi de etkili olmuştur. Kıdem tazminatı, ağırlıklı olarak sigortasız, kaçak, taşeron ve sendikasız işçi çalıştıran ve AKP’nin baş destekçisi olan küçük ve orta işyerlerini ilgilendirmiyor. Bu patronlar, zaten kıdem tazminatı ödemiyorlar hatta iş kanunlarına bile uymuyorlar. Kıdem tazminatını sigortalı, sendikalı işçi çalıştıran büyük işletmeler yani 24 milyonu aşkın çalışanın, çoğunluğu kamuda olmak üzere 3 milyonu alabiliyor. Başbakan, kıdem tazminatını gündemden kaldırarak, hem emekçilerin gözünde yıpranmaktan kurtuldu ve siyasi olarak kazanç elde etti hem de kendisini destekleyen sermaye kesimine rakiplerinin aleyhine tutum alarak kıyak yapmış oldu. Başbakanın, sözde “halkını düşünerek” yaptığı her değişiklik, yakından bakıldığında hiç de emekçilerin yararına olmuyor. Ne kaçak işçi çalıştırma ne iş kazaları ne taşeron sistemi ne de işsizlikte iyileşme var. Meclisteki 550 milletvekilinin 480 tanesi patron, bunların 90 tanesi 50’den fazla işçi çalıştıran patron. Bu patron meclisinin, patronlar partisinin başındaki başbakandan, sözde onu eleştiren diğer siyasi partilerden, emekçiler için bir düşünce ve uygulama beklenemez. (03.09.2012)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 171 - 7 Eylül 2012  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?