Sinif Mucadelesi

Tüm dünyada mali sistem birbirine bağlı

Salı 10 Temmuz 2012
Merkaz Bankası Başkanı; ekonomik durumun çok iyi olduğunu, hatta enflasyonun hedeflenenden düşük olabileceğini söyledi. Bu açıklamanın yer aldığı gazetelerde ABD ve İngiltere'de bankalara yönelik olarak süren faiz soruşturmasında, en büyük bankaların yönetici ve çalışanlarının kâr etmek için nasıl dolap çevirdiklerinin belgelendiği haberi de vardı. Türkiye'de var olan ya da Türk bankalarında yüksek oranda hissesi bulunan bu bankalar, tüm dünyada geçerli olan bankacılık faiz verme oranlarını belirliyor. Bu 18 uluslararası bankanın, vurgun yapmak için kullandığı para miktarı 306 trilyon dolar. Bir avuç bankacı, bu kadar büyük para ile oynuyor ve de Türkiye'deki her bankanın verdiği en küçük kredinin faiz oranını bile belirleyen genel faiz oranlarını (LİBOR deniyor) belirliyor. Daha şimdiden iki banka, çalışanlarının bir avuç vurguncu için sahtekarlık yaptığını, faiz oranlarını vurguncuların çıkarlarına göre belirlediklerini kabul edip tazminat ödemeye razı oldu. Ama buna rağmen Merkez Bankası Başkanı, sanki ekonominin ipleri kendi elindeymiş gibi bol keseden konuşuyor. Türkiye'deki bankacılık sistemi tamamen uluslararası sisteme bağlı. Bankaların hisselerinin %54.5'i yabancı bankaların ve borsa şirketlerinin elinde. En çok yabancı hissesi olan banka ise %89 ile AKP hükümetinin tüm kamu ödemelerini yaptırdığı, devlet bankası iken başbakanın damadının ailesine satılan Halkbank. Sadece bankalarda değil, farklı işkollarandaki işletmelerin de hisseleri, yüksek oranda yabancılar tarafından satın alınıyor. Mali sektör bu hisseler üzerinden, kârı sözkonusu olduğunda işletmelere doğrudan müdahale ediyor. Son olarak, hisselerinin %43'ü yabancıların elinde olan THY'deki işçi kıyımı ve grev yasağı buna örnektir. Binlerce işçinin çalıştığı, Park Elektronik, Aselsan, Migros, Doğuş Otomotiv, Arçelik, Netaş Telecom ve benzeri şirketler, elbette çalışan işçilerin veya buralarda üretilen ürünleri kullananlar açısından değil, hisse senedi sahiplerinin çıkarlarına göre yönlendiriliyor. Bunun anlamı Türkiye ekonomisinin, tüm dünyaya hakim olan kapitalist kâr ekonomisinin tam içinde yer aldığıdır. Avrupa'da bankaların notu kırılırken, iflaslar olurken Türkiye'de bankalar %17 büyüdü, net faiz geliri %32 arttı. Bu artışın nedeni, Avrupa'da krize rağmen vurgun yapmaya devam eden mali sektörün, Türkiye'yi de en az o kadar, hatta daha fazla kârlı görmesi ve parasını getirmesidir. ABD ve Avrupa Merkez Bankaları, kriz nedeniyle para basıp ülke bankalarına %1 civarında faizle dağıtıyor, onlar da bu parayla %9 ile %15 arasında faizle para toplayan Türk devletinin hisse senetlerini satın alıyorlar. Para sonuçta Merkez Bankası üzerinden bankalara dağılıyor. Böylece uluslararası bankalar, iki kez kazanmış oluyor. Hem doğrudan devlete para verirken hem de bankalarda hisseleri olduğu için. İşte hükümetin övündüğü bankacılık sistemi özünde böyle işliyor. Elbette uygulamada çok daha karmaşık çünkü gerçeklerin anlaşılması istenmiyor. Genel olarak, uluslararası bankcılık sistemi gibi tek tek bankalar da, vurguncuların ve bir avuç mali sermayedarın çıkarına çalışıyor. Türkiye'de bankalardaki mevduat hesaplarındaki toplam paranın (696 milyar lira) yarısı 45 bin kişinin elinde. Yani 45 bin kişinin, kişi başı 7 milyon liradan fazla parası varken buna karşılık bankada parası olan, geri kalan 50 milyon kişinin, kişi başı parası 646 lira. Tıpkı bankacılık gibi borsa da bir avuç vurguncunun elinde. Gerçekte 500 bin kişi kabul edilen vurguncuların borsadaki payları 52 milyon lira (%37 civarında), 7 bin civarında yabancının payı ise 86 milyon (%62 civarında). Fabrikalarda, işyerlerinde üretim, bankacılar üzerinden yürüyor. Bankacılık, mali sektör, üretimin destekçisi değil, önünde yer alıyor. Buna rağmen siyasetçiler ve onların emrindeki bir avuç üst düzey bürokrat, ekonomiyi kendilerinin yönlendirdiklerini söylüyor. Aslında gerçekte olan, onların bir avuç vurguncu tarafından yönlendirildikleridir. (03.07.12)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 169 - 6 Temmuz 2012  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?