Sinif Mucadelesi

Patronlara büyüme işçi sınıfına zam Ücretliden kesil kasalarına akıyor!en patronların

Cumartesi 14 Nisan 2012
Benzin zammını, her zamanki gibi elektrik 9.2 (60 lira fatura 65 olacak) ve doğal gaz 18.7 4 izledi. Daha bu zamların etkisini göstermeden enflasyon yüzde 9 civarında daha da artacak. Tüm zamların bahanesi olan benzine, bir hafta içinde, üç kez zam yapılmasından en çok Sanayi Bakanı şikayet etti. Sanki kendisi sorumlu değil! Güya her şeye kadir olan hükümet ama sıra zamma gelince çaresizler. Oysa son iki ayda tüm dünyada benzin ve doğalgazda indirim var. Benzin Amerika’da 2 lira civarında, Türkiye’de 4 lirayı aştı. Amerika’da satın alma gücünün iki kat fazla olduğunu söylemeye gerek var mı? Bakan, Türkiye’nin enerji ihtiyacını dışarıdan karşıladığını, doların arttığını, petrolün yükseldiğini söylüyor. Doğal gaz zammını benzine bağlıyor ama doğalgazın kendisi de bir enerji kaynağı, onun fiyatı artmadı. Hükümet üyeleri, işlerine geldiğinde “biz yaptık” diye övünüyorlar ama sıra zamma gelince ya dışarıdan bir gerekçe bulunuyor ya da hükümetin kendisinin göreve getirdiği “üst kurul” yapmış oluyor. Bu ikiyüzlülüğe kanmayalım. Bakan, dışarıdan enerji alıyoruz diyor ama enerji sektörü, Türkiye’de büyüyen sektörlerden biri. Sabancı’ya ait Enerjisa, kâr patlaması yaptı. Bu şirket geçen ay 11 işçinin öldüğü baraj inşaatının sahibidir. Bu şirket geçen yıl, önceki yıla göre yüzde 226 fazla kâr ettiğini açıkladı (Evet, yüzde iki yüz yirmi altı). Bu rakam, sadece bir şirkete ait, bu işkolunda onlarca irili ufaklı şirket var. Demek ki müthiş bir kâr var. Ancak fiyatlardaki en küçük bir artış, satın alma gücü tek kuruş artmayan ücretlilere yükleniyor. Yani güya her dediğini yapan başbakan, her isteğini yasaya dönüştüren hükümet, bir kez olsun artışı, kasaları tıka basa parayla dolu patronlara yüklemiyor. Türkiye ekonomisinin, dünyada ikinci sıraya çıkacak biçimde olmak üzere yüzde sekizin üzerinde büyüdü. Bundan işçiler, ücretliler, işte bu zamlar nedeniyle yararlanamıyor, patronlar bu yolla yararlanıyor. Enerji bakanının bir gerekçesi de Arap devrimleri. Oysa en fazla benzin aldığımız ülke İran, orada olan bir şey yok. Bakan geçen ay İran’la anlaşma sürüyor demişti ama ABD yönetimi uyarı çekti ve hemen ardından, bu ay toplam ihtiyacın yüzde 43’ü oranında alınan benzin miktarı sırf ABD istedi diye yarı yarıya azaltılıyor. Onun yerine daha pahalı ve masraflı olarak Libya’dan alınacak. Hükümetin bahanelerinin kabul edilir bir tarafı yoktur. Çünkü söylenenler asıl gerçekleri gizlemek için. Adına son yıllarda “dış açık” denen bütçe açığı, ona eklenen borç patlaması, dünyayı sarsan ekonomik kriz nedeniyle gelen sıcak paranın azalması, ekonomiyi risk altına alıyor. Ekonominin ihtiyaç duyduğu para, zamlar, dolaylı ve dolaysız yüksek vergiler yoluyla işçi sınıfından toplanıyor ve bin bir yolla patronların kasalarına akıtılıyor. Her ay rekor kıran dış açık, artan döviz, yeniden tırmanan dış borç, özellikle özel sektörün patlayan dış borcu nedeniyle ekonomi her geçen gün daha fazla paraya ihtiyaç duyuyor. İşte bu nedenle hükümet, patronları memnun etmek için elini ücretlilerin cebine daha çok daldırıyor. Zamlar, işçi sınıfından kesilip patronlara akıtılmasının bir yolu. Ancak bu siyaset, işçi sınıfını daha da yoksullaştırdığı için satın alma gücünü düşürüyor, tüketimin kısılmasına yol açıyor. Eğer üretilenler, artan ekonomik krizin de etkisiyle ülke dışına satılamazsa, patronların cepleri değil ama bu sefer depoları dolacak. Bu da ekonominin çarklarının daha da tıkanması anlamına gelecek. Türkiye’de sanayi üretimi, 1995’te toplam üretimin yüzde 25’i iken 2010’da yüzde 19’a geriledi. Bankacılık, borsa, lüks inşaat, her tür ticaret; örneğin TÜPRAŞ’tan benzin alıp aracıya, tekrar aracıya, sonra tüketiciye satmak, bu türden sözde “üretim”in payı artıyor. Bu işlerde patronlar müthiş kâr ediyor ama bunlar, gerçek üretime dayanmadığında balondan başka bir şey değil. Bugün dünyayı kavuran ekonomik kriz, bu sürecin ürünü olmasına ve bilinmesine rağmen aynı yola devam ediliyor. Çünkü hükümetlerin görevi patronları memnun etmek ve patronlar da son ana kadar, kasalarını şişirmekten başka bir şey düşünmüyorlar. Hükümet on yıldır ülkeyi yönetiyor, ekonomiye yön veriyor. Bugün alınan tüm kararların, tüm olumsuz gelişmelerin sorumlusu onlardır. (08.04.2012)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 166 - 11 Nisan 2012  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?