Sinif Mucadelesi

Her şey arttı, ücretler hariç!

Perşembe 16 Şubat 2012
Türkiye'de ekonomik durum iyiymiş gibi gösterilse de işçi sınıfı büyük bir adaletsizliğe maruz kalıyor. DİSK-AR'ın (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü) yaptığı araştırma bu adaletsizliği kanıtlıyor. Bu araştırmaya göre Türkiye ekonomisi 33 yıllık dönemde 3,51 kat, dolar bazında ise 5 kat büyüdü. Ancak buna rağmen asgari ücret yalnızca %6 arttı. Eğer asgari ücret, ekonominin büyümesiyle beraber otomatik olarak artmış olsaydı Aralık 2011 itibariyle net, bin 973 lira (789,2 avro) olacaktı. Ekonomik krizle boğuşan, kemer sıkma siyasetleri sebebiyle her gün gösterilerin, grevlerin yaşandığı Yunanistan'da asgari ücret 872,62 avro. 2005-2011 yılları arasındaki 2008 düşüşüne rağmen işçi başına verimlilik %14 arttı. Bu yıllar arasında Türkiye ekonomisi %26 büyürken asgari ücret yalnızca %4 oranında arttı. Bu rakamlara göre sadece 2005'ten bu yana asgari ücret ile çalışan her bir işçi, her ay için net 138 lira gelir kaybına uğradı ve uğramaya devam ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, sigortalı ücretlilerin yaklaşık yarısı asgari ücret düzeyinde gelire sahip. Yani asgari ücrete yapılan zam, aileleri ile birlikte 24 milyon kişiyi doğrudan etkilemekte. Bunların içinde sigortalı olmadan asgari ücret alan, hatta asgari ücret düzeyinde dahi ücreti olmadan çalışmak zorunda kalan bir kesim de var. Onlar da dikkate alındığında işçi sınıfının maruz kaldığı adaletsizlik daha da ortaya çıkıyor. Görüldüğü gibi patronlar sadece daha az işçi çalıştırmıyor aynı zamanda da daha az işçiyi daha fazla çalıştırarak daha az ücrete mahkum ediyor. Öte yandan asgari ücretin bugünkü durumu, alım gücü ve hayat pahalılığı göz önüne alınarak hesaplandığında henüz 1978'deki konumuna ulaşabilmiş değil. Birleşmiş Milletler'in yaptığı araştırmaya göre ise Türkiye, insani gelişmişlik açısından dünyada 187 ülke içersinde 92. sırada. Yani gazetelerin kriz var deyip halimize şükretmemiz gerektiği çığırtkanlığı yaparak örnek gösterdikleri Yunanistan, İspanya gibi ülkelerin dahi gerisindeyiz. Dünyanın en büyük ekonomi zirvelerinde Türkiye'nin adı geçer hale geldi. Patronlarımız artık dünyanın sayılı holdinglerinde hatırı sayılır hisselere sahipler, dünyanın sayılı ülkelerinde önemli düzeylerde yatırım yapıyorlar. Ancak işçiler kendilerinin yarattığı bu zenginlikten pay alamıyorlar. Başta asgari ücret olmak ücetlerin düşük tutulması bilinçli olarak yürütülen bir siyaset. AKP hükümetleri de bunun en iyi uygulayıcısı. Başbakanın kendisi büyük patronlara seslenerek Türkiye'ye gelmeleri için çağrıda bulundu. Başbakan büyük patronlara Türkiye'de iş gücünün ne kadar ucuz olduğundan bahsederek Türkiye'de kârlarına kâr katabileceklerini anlattı ve kendi hükümetlerinin de yatırım yapan şirketlerin kârlarını arttırabilmesi için ne gerekiyorsa yapacaklarını uygulamada da gösterdi. AKP hazırladığı yasalarla esnek çalışmayı, taşeron sistemini yaygınlaştırarak işçi ücretlerini düşürecek yasal zemini hazırlıyor. Böylelikle patronların fabrikalarda sadece gerektiği zaman (üretimin durumuna göre) işçi çalıştırmasını yasal hale getiriyor. Devletin kendisi, patronlara örnek olacak şekilde, sözleşmeli memur çalıştırıyor. Böylelikle de özelde işçilerin kamuda da hem işçilerin hem de memurların düzensiz, özelde çoğu zaman sigortasız, düşük ücretle çalıştırılması yasal ve normalmiş gibi gösteriliyor. Bazı işyerlerinde patonlar tüm bu uygulamaların da ötesine geçerek “çağrı” üzerine çalışma sistemi geliştirdiler. Hükümette inatla, iki kez, uğraşıp yasasını çıkardı. Bu sistem tam anlamıyla “alo iş var gel”, “iş bitti gidebilirsin”. Yani işçinin tüm yaşamını patronun üretimine göre düzenlemesi bekleniyor. İşte böyle bir ortamda ücretler yerinde sayıyor, patronlar servetlerine servet katıyor. Buna karşılık işçi sınıfının, haklarını ve ücretlerini korumasının tek yolu önce kendi çalıştığı işyerinden başlayarak mücadece etmesinden geçiyor.(30.01.2012)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 164 - 3 Şubat 2012  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?