Sinif Mucadelesi

Türkiye’de demokrasi toprağın altında

Perşembe 16 Şubat 2012
Diyarbakır’da askeri darbe döneminde ve sonrasında askerlerin denetimindeki hapishane, karakol, işkencehane, mahkeme ve başka birçok şey için kullanılan tarihi bir binanın çevresinde yapılan kazıda insan kemiklerinin çıkması, 1990’lı yıllardaki devlet terörünü gündeme getirdi.Sadece 400 tanesi 1994 yılında olmak üzere 1990-2008 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayet sayısı için verilen rakam, 2 bin ile 17 bin arasında değişiyor. Bu cinayetlerin işlendiği yıllarda, ANAP, DYP, MSP ve DSP ve AKP iktidarları vardı. Aslında bu cinayetler, siyasi cinayetlerdir. Eğer cinayeti aydınlatması gerekenler, cinayeti işleyenlerle aynı safta olursa, yani devletin safında olursa o cinayet “faili meçhul” olur. Bunu da herkes bilir. Açık veya gizli devlet kurumları eliyle öldürme, devlet terörü, düzenin en acımasız baskı yoludur ve geçmişten bugüne Kürt halkına olduğu gibi sola, işçilere, tüm çalışanlara kademe kademe baskı uygulandı. Bugün değişen sadece baskının biçimidir. Böyle bir ortamda başbakan her fırsatta Türkiye’de “ileri demokrasi” olduğundan bahsediyor. Bu sözleriyle utanmadan yalan söylüyor. Türkiye’de hapishanelerdeki insan sayısı, nüfusu bize yakın olan Almanya’nın iki katı, Fransa’dakinin üçte bir oranında fazla. Hapishanelerde 130 bini aşkın insan var. Bu insanların önemli bir kısmı, yargılanmayı bekliyor ve 500’ü de öğrenci. Bu gidişatın devam edeceğini tahmin edebiliriz. Çünkü Adalet Bakanlığı, bu yıl 20 yeni hapishane açacak! Çağlayan’da açılan Avrupa’nın en büyük mahkeme binasının bir benzeri Kartal’a yapılacak. İşyerlerinde her gün yaşadığımız gibi “ileri demokrasi” falan gelmedi. Sadece etiketler, biçim değişti. Eskiden hakkını arayana “komünist”, eğer Kürt ise “bölücü” denirdi. Şimdi herkese birden “terörist” deniyor. Eskiden uzun cezalar vardı şimdi uzun tutukluluk süresi. Eskiden kaba şiddet vardı şimdi ekonomik şiddet; hapishane masrafınızı bile ödemeniz gerekiyor. Eskiden bedensel eziyet, işkence vardı şimdi zihni eziyet olan tecrit var. Eskiden sokak ortasında tek tek öldürme vardı şimdi yanlışlıkla toptan öldürme var. Emekçilerin, toplumun sorunları çözülmüyor. Günün yöntemleriyle baskı uygulanıyor, öte yandan da diğer “burjuva” devletlerinin göstermelik demokrasilerine yaklaşmak için kanunlar sürekli değiştiriliyor. Bu da “demokratikleşme” oluyor. Eşitsizlikler üzerine kurulu bir düzende demokrasiden bahsetmek bir aldatmacadır. İnsanın insan tarafından sömürüldüğü, eşitliğin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Bu gerçek yok sayılıyor. Farklı halkların, toplumsal sınıfların, kadınların, ekonomik ve sosyal yönlerden bu kadar eşitsizliğin olduğu bir ülkede demokratikleşme olmaz. Çıkarların çatıştığı her yerde bu gerçek kendini gösteriyor. Demokrasi, ancak ona gerçekten ihtiyaç duyan işçi sınıfı tarafından ilerletilebilir. İşçi sınıfı, toplumun çok büyük bir kesimi kapsadığı için her türlü farklılığı içinde barındırıyor. İşte bu nedenle demokrasi, işçi sınıfının yöntemidir. Yoksa hiçbir farklı ses duymak istemeyen, hiçbir itiraza katlanamayan bu düzenin tepesindekilerin değil. (03.02.12)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 164 - 3 Şubat 2012  Site yaşamını izle Başyazı   ?