Sinif Mucadelesi

Patronlar ve siyasiler kendi çıkarlarının peşinde Emekçiler de kendi çıkarları için mücadele etmeli

Perşembe 12 Ocak 2012
Açıklanan resmi rakamlara göre Türkiye ekonomisi bu yıl boyunca ortalama olarak yüzde 8 civarında büyüdü. Büyüme oranı üretimin, ticaretin, hizmetlerin, bankacılık işlemlerinin ne kadar arttığını gösteriyor. Bu artış, bu işleri yapan işyerlerinin ve fabrikaların sahibi olan patronların birkaç kat daha fazla kâr ettiğini, ceplerinin ve kasalarının daha fazla para ile dolduğunu anlatıyor. Ancak bu büyümeyi sağlayan, patronlarının kasalarını dolduran işleri yapan emekçiler için durum aynı değil. Geçtiğimiz hafta meclisten geçen 2012 bütçesinde iki milyon civarındaki memura, yedi milyon civarındaki emekliye yüzde 3+3 zam verildi. Asgari ücret ise altı ay için 40 lira arttı. Hükümet, ekonomik büyüme oranındaki refahı bunu sağlayan emekçileri hak görmüyor. Asgari ücret yoluyla da emekçilerin mücadele ile patronlarından daha yüksek artış almasının önüne engel oluyor. Meclis koltuklarını dolduran utanmaz siyasetçiler, patronlara yaptıkları bu kıyak için kendilerini bir hediye ile kutladılar: Anayasa halkoylamasında kabul edilen memurların toplusözleşme yapma hakkı için çıkarılması gereken yasa 15 ayda çıkarılamadı ama kendileri için yasayı çarçabucak çıkardılar. Ortalama memur maaşı 1.500 lira, ortalama emekli aylığı 850 lira civarında, milletvekili maaş ve emekli aylığı, yüzde 60 arttırılarak 8 bin liraya çıkarıldı. Gelen tepkiler üzerine 6 milyara inse de kendilerine yaptıkları artışın oranı, büyümeyi de kâr artış oranlarını da solladı, geçti. Her şeye fikir beyan eden, demokrasi meraklısı patronlar ağzını açmıyor. Çünkü onlar da hazırladıkları bütçe için ve son bir iki haftada çıkardıkları diğer kanunlar için meclisten çok memnunlar. Patronların kıblesi Avrupa Birliği’nde günlük ortalama çalışma süresi 40 saat civarındayken Türkiye’de 50 saat civarında. Buna karşın ücretler üçte bir civarında. Her şeyi var eden emekçiler, 24 milyon çalışanın, 21 milyondan fazlasının iş güvencesi bile yok. Her an işini, gelirini kaybetme kaygısıyla çalışıyor. Her üç kişiden iki kişinin geçim sorunu olduğu borç veya taksit ödediği verilen rakamlar arasında. Nüfusun yüzde 43.8’lik kesim, evindeki sızdıran çatı, nemli duvarlar gibi sorunları ekonomik imkansızlıklardan dolayı çözemiyor. Patronların tüm bunları sağlayan sekiz yıllık iktidardan çok memnun olmaları bu gibi icraatlarından. Patronların cepleri şiştiğinde kendilerini daha güçlü hissedip emekçilerin haklarını geriletiyorlar. Ekonomik kriz kapıya dayanıp kazançları biraz düştüğünde yine emekçilerin haklarını geriletmek için bahaneleri oluyor. Uzun yıllardır, hükümetler gelip gidiyor ama bu siyaset değişmiyor. AKP döneminin farkı, ekonomik kriz olmamasıydı. Ancak şimdi o da geliyor. Önümüzdeki yıl büyümenin yavaşlayacağı, enflasyonun artacağı, daha az tüketilmesi gerektiği söyleniyor. Emekçilerin ekonomi üzerinde hiçbir müdahalesine izin verilmiyor, hiçbir kararda, uygulamada fikirleri sorulmuyor, görüşleri dikkate alınmıyor. Ancak ekonominin krizinin faturası emekçilere kesiliyor, bedeli emekçileri ödettiriliyor. Böyle olmamalı. Kararları alanlar, onları teşvik eden, yönlendiren patronlar yaptıklarının bedelini ödemeli. Türkiye’nin neredeyse her şehrinde yüz binlerce kamu çalışanı, kendilerine dayatılan, gittikçe kötüleştirilen, çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için seslerini duyurmaya çalıştılar. Hükümetin tavrı onlara kulak vermek değil, soruşturma ile tehdit etmek oldu. Emekçilerin haklarına sadece kamuda değil, daha büyük çapta özel sektörde de saldırılıyor. Bu nedenle patronları ve hükümeti geriletmek için tüm emekçilerin birlikte mücadelesi gerekiyor. (28.11.2011)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2012  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 163 - 2 Ocak 2012  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?