Sinif Mucadelesi

Gösteriler bir gün, şiddet her gün!

Perşembe 8 Aralık 2011
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele gününde hükümet, kadına yönelik şiddeti önlemek için bir kampanya başlattı. Kadınlar, şiddet görmek, öldürülmek, ayırımcılığa maruz kalmak istemediklerini sokaklarda haykırırken, başbakan flaşların önünde ilk imzayı attı. Gören, bir şey olacak sanır! “Kadın erkek eşit değildir” diyen başbakan, milyonlarca imza atsa ne olur? Türkiye'de son yıllarda kadına yönelik öldürücü şiddet çok arttı. İçişleri Bakanlığı, her gün 10 aile için şiddetin karakollara yansıdığını açıkladı. Geçen hafta üst düzey devlet görevlileri dahil 20'den fazla erkeğe satılan ilköğretim öğrencisinin tecavüzcülerine af getiren mahkeme kararı çıktı. Bu hafta da okuduğu okuldaki müdür yardımcısı dahil olmak üzere otuz kişinin tecavüzüne uğrayan iki ilköğretim öğrencisinin mahkemesi başladı. İşte bu ortamda, eşlerinin başını bağlayıp ara sıra süs gibi yanlarında dolaştıran AKP'li kodamanlar, meclisteki en gerici partinin başındakiler, imza attı! Dertleri, kadınların öldürülmesi değil, siyasi imajlarının zedelenmesi. 2004 yılında Medeni Kanun'un değiştirilmesinden bu yana yasalarda olumlu yönde bir çok değişiklik yapıldı. Ancak tüm bunlar, kadına yönelik şiddeti azaltmadı, azaltmıyor. En güzel yasa da yapılsa durum değişmeyecek çünkü sorunun nedeni, kadını aşağı, adeta erkeğin kölesi gibi gören erkek egemen cinsiyetçi fikirlerin, aileden ve okullardan başlayarak her düzeyde yeniden üretilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır. Bir de yasaları uygulama konumunda olanların hep erkek olması ve mağdur olsa da kadın karşısında, erkek dayanışmasını sürdürmesi var. Üstelik bu durum, biliçli olarak, devlet siyaseti olarak sürdürülüyor. Türkiye'de kadının iş gücüne katılımı, neredeyse dünyanın en geri kalmış ülkeleriyle aynı düzeyde. Kadınlar çalışamıyor, kendini geçindiremiyor, kendine güvenemiyor. Yasalarda yapılan iyileştirmeler de kadının çalışmasını değil, çocuk yapmasını teşvik edecek yönde. Örneğin, doğum izinleri uzatıldı ama anenin çalışması için gerekli olan kreş hakkının hiç sözü edilmiyor. Üstelik başbakan, utanmadan kadınlara “üç çocuk doğurun” diyor. Bu çocuklara kim bakacak? Elbette kadın, evde çocuk bakacak, böylece kocasına bağımlı hale gelecek. Bir kadın örgütünün yaptığı bir araştırmaya göre her yüz kadından 88'si şiddet ortamında yaşıyor ve her yüz kadından 68'i kocası tarafından dövülüyor. 2002 yılında 66 kadın cinayeti kayıtlara geçmişti. 2007 yılında bu sayı 1.011’e yükseldi. Artışın bir nedeni de yasal hakka kavuşan kadınların artık şikayette bulunmasıdır. Üstelik çoğu şikayet, karakol polisleri ya da savcılar tarafından geri çevriliyor. Veya şiddet gösterin erkeği vazgeçirmek ya da cezalandırmak için gerekenler yapılmıyor. Erkek çocuklarına “efendi” olacağını öğreten kız çocuklarına “fedakarlık, erkeğe hizmet, boyun eğme” duygularını yükleyen erkek egemen cinsiyetçi gelenek, din, ahlak, aile anlayışı bizzat bu düzenin başındakiler tarafından sürdürülüyor ve teşvik ediliyor. Kapitalist kâr düzeni, kadına yönelik bu gerici, baskıcı ve ayırımcı ortamdan yararlanıyor ve devam etmesi için uygun zemini sürdürüyor. Kapitalist kâr düzeni ve onun yardımcısı erkek egemen devlet ve aile biçimi kadını kuşatmış durumda. Kadınları mağdur eden bu düzen yok olmadığı sürece kadına yönelik her türlü kötülüğün üremesi için uygun zemin da yok olmaz. Ne kampanyalar, ne imzalar ne da yasalar, kadınları şiddetten, en yakınları tarafından öldürülmekten kurtaramaz. Ancak bu düzen yok olursa, kadınların kurtuluşu için uygun bir zemin, eşitlikçi bir toplum için ortam mümkün olacak. (29.11.2011)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 162 - 2 Aralık 2011  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?