Sinif Mucadelesi

Emekçiler, bir avuç patronun her geçen gün ağırlaşan yükünü daha fazla taşımamalı!

Perşembe 8 Aralık 2011
Siyasi partilerin, meclisin ve medyanın gündemi her hafta, bazen günler içinde değişiyor. Şike soruşturmasından Dersim tartışmasına, polis operasyonlarından bedelli askerliğe, siyasilerin sataşmalarından sağlık sorunlarına, çeşit çeşit konu var. Ancak bugünün acil ve gerçek sorunları çok az gündeme geliyor, çok az gündemde kalıyor. Milyonlarca emekçiyi artık iyice zorlayan ekonomideki olumsuz gidiş bunun başında. Ekonomik durum iyi iken, emekçileri hiç hatırlamayan patronlar ve hükümet, durum zora girince hemen emekçilere yükleniyor! Ekonomiden sorumlu bakan, “izlediğimiz siyasetlerden çok olumlu neticeler aldık” dedikçe, Türkiye’nin kredi notu düşüyor, borsa dibe inip, döviz yükseliyor. Bunlar, sadece paradan para kazanan, küçük bir vurguncu çevreyi ilgilendirir gibi görünüyor ama aslında bu dalgalanmaların olumsuz sonuçlarını tüm çalışanlar yaşıyor. Çünkü ekonomi, sayısız bağlarla, bankadan borsaya, üretimden ticarete, birbirine bağlı. En büyük vurguncular, bankacılar kadar sanayici patronlardır. Döviz, kredi faizi oranının artışı gibi nedenlerle maliyetler arttığında, hemen fiyatlara yansıtıyor, emekçilerin sırtına yüklüyorlar. Gıda ürünlerinde sonu gelmeyen fiyat artışı da, bu nedenle oluyor. Sene başında 1,5 lira olan sütün litresi son bir ayda 2 liraya çıktı. Oysa üreticiden alınan sütün fiyatı değişmedi. Aradaki fark, büyük market sahibi patronların cebine gidiyor. Üstelik fiyat artışı, peynir, yoğurt süt ürünlerine yani temel gıdaya da yansıtıldı. Aynı şey et için de geçerli. Et fiyatının düşmesi için hayvan ithal edildi. Ancak ortaya çıktı ki en büyük toptancılar, Namet (aynı zamanda marketler zinciri), Yaşar (Pınar, Şölen, Yörük, Doyum markalarının sahibi) gibi şirketler, aralarında fiyat anlaşması yapmışlar. Şimdi de KDV düşürüldü. Bu kez de, Kiler marketler zincirinin bir sorumlusunun söylediği gibi indirim kesinlikle tüketiciyi ilgilendirmiyormuş! Yani daha ucuza almalarına rağmen, aynı fiyata satmaya devam edecekler. Kiler patronu, Levent’e Avrupa’nın en uzun gökdelenini böyle dikti. Bankalar da benzerini yapıyor, hükümet de. Adına “cari açık” denen bütçe açığı büyüdükçe hükümetin “güncellemesi” geliyor. KDV artışını yeni yılda, ceza, harç ve vergilerde yüzde 10 civarında, emlak vergisinde ise yüzde 5 artış izleyecek. Asgari ücret ise yüzde 3+3, emekli aylıkları ise yüzde 4+2,7 oranında artacak. Türk-İş’in hesabına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırını 934 lira, buna karşın asgari ücret 19 lira artacak. Milyonlarca emekçinin yaşamında çok az değişiklik var ama nüfusun küçük bir azınlığı için durum çok iyi, ilerleme, gelişme var. İşte hükümet, bu kesimlerin çıkarlarını sanki herkesin yararına imiş gibi gösteriyor. Emekçilerin yaşamında, çalışma koşullarında iyileşme olması ne patronların ne de onlara hizmet eden hükümetlerin isteği. Aksine ücretlerin, satın alma gücünün düşürülmesi, çalışma saatlerinin uzatılması patronlar için daha fazla kâr demek. Ağır çalışma ve zor yaşam şartlarına, işsizlik, şiddet, milliyetçi, cinsiyetçi baskı gibi birçok şey ekleniyor. Bir avuç asalak patronun gittikçe ağırlaşan yükünü tüm emekçiler çekiyor. Siyasilere düşen ise patronlar için iyi gidenlerin emekçiler için de iyi olduğuna inandırmak. Bunu kabul etmemek gerekiyor, emekçilerin kendi çıkarlarını ve çözümlerini dayatması mümkündür. Ancak böylece tüm emekçiler, gün yüzü görebilecek. (02.12.01)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 162 - 2 Aralık 2011  Site yaşamını izle Başyazı   ?