Sinif Mucadelesi

Zenginler için endişe yok!

Pazar 13 Kasım 2011
26 Ekim günü Merkez Bankası başkanı her şeyin denetim altında olduğunu ve endişelenmeye gerek olmadığını söyleyerek, “MB’nın iki faizi var. Gerekli gördüğümüzde bu yüzde 12.5 ya da yüzde 5.75’tir. Bunun kontrolü bizdedir” diye ekledi. Ardından da dolar 1.75’lere indi. Her şeyden önce bu gibi önlemler, iddia edildiği gibi emekçileri ve yoksul kitleleri savunmak için değil. Bu önlemler, dünyanın ve özellikle de Avrupa’nın kriz bataklığına saplandığı bir ortamda büyük sermayedarların çıkarlarını korumak için alınıyor. Örneğin geçen Eylül ayında ihracat, ithalatın yarısı kadardı. Böylece dış ticaret açığı 10.4 milyar dolara tırmanıp yüzde 54.6 artmış oldu. Bu durumdan belirli sermaye çevreler etkileniyor. Amaç farklı sermaye çevreleri arasındaki denge bozukluklarını gidermektir. Ancak sermaye için bu gibi cambazlıklar, kitlelere ödetilen bedeller üzerinden yapılıyor. Tıpkı fiyat “güncellemesi” ve KDV artışında olduğu gibi. Başbakan “lüks arabaya binmeyin, olur biter” diyor ama zaten lüks araba alanlar vergi ödemiyor ki. Vergi kanunlarına göre kurumlar vergisi ödeyenler, yani patronlar, kendilerine ve istedikleri kişilere aldıkları her türlü lüks aracın parasını ve benzin masrafını vergiden düşüyor. Yine cep telefonunde ÖTV'ye artış var ama pırlanta, yat, kürk, helikopter lüks sayılmıyor. Emekçileri soyan dolaylı vergi, yani KDV Avrupa'da yüzde 35 iken bizde yüzde 67 civarında. Buna rağmen bankalar, bazı uygulamalardan etkilendikleri için tepki gösterdi. Hükümet onların isteklerini yerine getirmek için hiç zaman kaybetmedi. Bankalar, müşterilerinden topladıkları paranın ortalama yüzde 12.8’ini Merkez Bankasına zorunlu karşılık (güvence) olarak yatırmak zorunda, bu parayı kullanamazlar. Bankaların tepkisi sonucu bu oran hemen yüzde 10.5’e indirildi. Böylece Merkez Bankası, bankalara sıfır faizli 11 milyar lira kaynak yaratmış oldu. Ek olarak başka bir yolla 8.5 milyar lira daha kazanma olanağı sağladı. Aslında bütün bu mali oyunların altındaki temel amaç faiz oranlarını yükselterek sıcak para girişini arttırmak. Böylece 10 milyar doları aşan cari açık kapatılmak isteniyor. Cari açık kapatıldığında döviz sıkıntısı çekilmeyecek ve döviz kurları da fazla artmayacak ve böylece de enflasyon göreceli olarak yavaşlayacak! Şu bir gerçek ki AKP hükümetleri, emperyalist güçlerin Türkiye’de istikrar istemesinden yararlanarak, ekonomik durumun Avrupa Birliği ve ABD’de olduğu gibi çok kötüye gitmesini engelleyebildi. Bu nedenle Türkiye’nin ekonomik durumu Yunanistan veya İspanya’ya göre çok daha iyi. Ancak bunda belirleyici olan AKP’nin uyguladığı “doğru” siyasetler değil, ABD ve Avrupa emperyalistlerinin Türk patronlarla ortak ekonomik çıkar ilişkileridir. Ancak bunun önümüzdeki yıllarda da böyle devam edeceğinin hiçbir garantisi yok. Hatta Avrupa Birliği’ndeki son gelişmeler nedeniyle Türkiye’yi kollayacak durumları kalmadığından, Türkiye’nin de önemli oranlarda krizden etkilenebileceğinin belirtileri görülmeye başlandı. İşçi sınıfı eğer Avrupa ülkelerinde uygulanan acı reçeteleri yutmak istemiyorsa şimdiden gerekli hazırlıkları yapmaya başlamalı ve hazırlıksız yakalanmamalı!(02.11.11)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 161 - 4 Kasım 2011  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?