Sinif Mucadelesi
1941 Haziranı

Hitler’in Sovyetler Birliğine saldırısı

Cuma 16 Eylül 2011
“Ülkemizin ışık saçan geleceğinde, 1941 yılına tam bir güven ve sevinç duygularıyla giriyoruz. Parti ve hükümet, SSCB’nin askeri gücünü, halkın askeri hazırlıklarını artırmak için aşırı derecede çalıştı”diye yazmıştı Pravda gazetesi. Altı ay sonra, 22 Haziran 1941 sabahında, Hitler’in orduları SSCB’ye girdiğinde, böyle bir olasılığa hazırlıkla olmayan Rus halkı için tam bir yıkım oldu. Yarım gün içinde, bin 200 Sovyet uçağı yok edildi. İki hafta içinde, Alman ordusu, Sovyetler Birliği içinde 500 kilometre ilerledi. Yazın sonunda Leningrad’a ulaştı ve kış boyunca orada kaldı. Moskova’ya yaklaştılar ve neredeyse Ukrayna’nın tümünü işgal ettiler. Eğer Kızıl Ordu, Alman ordusunun ilerlemesine karşı koyamadıysa, bu her şeyden önce siyasi sebeplerden ötürüdür. Almanya’nın saldırısı, Stalin ve Hitler hükümetleri arasındaki ittifakın bozulduğu anlamına gelmekteydi. Bu ittifak, iki yıl önce 1939’da, on binlerce komünist militanın ve işçinin şaşkınlıkla karşıladığı Sovyet-Alman paktının imzalanması sırasında kurulmuştu. Bu anlaşma, devrimci siyasete sırtını dönen, işçi sınıfını Sovyetler Birliği’nin desteğinden ve kendi ülkelerinde devrimin patlama olasılığından mahrum bırakan Rus bürokrasisinin siyasi hastalığının belirtisiydi. Stalin yönünü büyük emperyalist güçlere çevirdi ve onların rekabeti üzerine tehlikeli bir diplomatik oyun oynadı. 1933 yılında, Nazilerin iktidara gelmesinden sonra, Stalin, Almanya ile yakınlaşmayı denedi ama bir sonuç çıkmadı. Hitler’in zaferi, yeni bir dünya savaşına doğru geri sayımdı ve SSCB’nin varlığını tehdit ediyordu. Stalin, dönüş yaptı ve İngiltere ve Fransa’yla yakınlaştı. Bunun sonucu, 1935’de, faşizme karşı “demokrasi”yi koruma amacı taşıyan Stalin-Laval anlaşmaları oldu. Bu ittifak, 1936 yılında, Fransa ve İspanya’daki Halk Cepheleri’ne destek biçiminde yansıdı. Kısa zamanda SSCB’nin bu emperyalist ortaklarının güvenilir olmadığı görüldü. 1938 Eylül’ünde, İngiliz ve Fransız yöneticiler, Hitler ile Münih anlaşmasını imzaladılar. Bu anlaşma ile Çekoslovakya’nın Almanya tarafından ilhak edilmesi kabul edildi. Stalin, Almanya’nın, İngiliz ve Fransızların suç ortaklığı ile birlikte, doğuya doğru yayılma siyaseti izlediğini sezmesiyle birlikte, 1939 yılında, bir geri dönüş yaptı ve Nazi-Sovyet anlaşmasını imzalayarak daha düne kadar düşman saflarında yer alanlar arasında bir ittifak aradı. Bu anlaşma, Sovyetler Birliği’ne ve Almanya’ya, Polonya’yı kendi aralarında paylaşma imkanı tanıyordu. Ancak Hitler’in doğuyu ele geçirme isteği sadece geçici olarak yatıştırıldı. Çünkü Polonya’nın bir parçasının Hitler’in ellerine teslim edilmesi, Hitler’in doğuya doğru saldırısı karşısında SSCB’ye kendi güvenliğini garanti etmiyordu. Troçki “Hitler’in Batı’daki zaferleri, Doğuya doğru büyük hareketi için sadece bir hazırlıktır” diye yazmıştı. Nazi rejimi ile anlaşmaya varan emperyalist devletlerle uzlaşma siyaseti, SSCB’yi ne savaştan ne de sınırlarındaki yakılıp yıkılmadan koruyabildi. Sovyetler Birliği’nin, Hitler orduları tarafından işgalinin arifesine kadar Stalin, Hitler ile müttefik olduğuna inanmak istedi. Almanya’nın son hafta içinde kuzey ve doğu bölgelerine büyük askeri yığınak yapması, SSCB’ye saldırı için değil, Balkanlar’daki askeri harekat içindir dendi. Hitler’in yaptıkları zaman sır değildi. En kötüsü, Sovyet-Alman anlaşmasında belirlenen koşullara göre SSCB, Nazi devletini “yatıştırmak” ve saldırıyı önlemek amacıyla, Almanya’nın savaş sanayisi için ihtiyaç duyduğu bakır, krom, manganez gibi hammaddeyi tedarik etmeye devam etti. 1941 Haziran’ında, SSCB’nin düşman saldırısına uğramasından sonra, Stalin ve iktidardaki klik, Nazi ordularının şiddetli ilerlemesi karşısında, Kızıl Ordu’nun saldırıya hazırlıksız yakalanmasını, Kızıl Ordu subaylarının yetersizliğinden kaynaklandığını söyleyip tüm sorumluluğu üzerlerinden attı. Tasfiye yılları (1937-1938) boyunca Stalin, Kızıl Ordu’nun boynunu vurmuştu. Troçki’ye göre bu tasfiye sırasında 30 bin subay ve astsubay idam edilmişti. Savaşın ardından SSCB, Nazi işgalinden kurtulmayı, milyonlarca ölü pahasına da olsa başardı. Bu Stalin ya da iktidardaki bürokrasisi sayesinde olmadı. Kurtuluş Rus kitlelerinin kahramanlığı ve fedakarlığı sayesinde oldu.

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 159 - 6 Eylül 2011  Site yaşamını izle Anma... Anma... Anma...   ?