Sinif Mucadelesi

İşsizlik önlenebilir!

Çarşamba 15 Haziran 2011
Sürekli yükselen işsizlik, seçim öncesi, sihirli bir değnek değmiş gibi düşmeye başladı. İşsizlik, önüne mikrofon uzatılan herkesin en önce dile getirdiği gibi can alıcı. Hiç bundan bahsetmeyen başbakan bile bir konuşmasında, bir cümle olsa bile “merak etmeyin işsizliği çözeceğiz” demek zorunda kaldı. TÜİK'in (Türkiye İstatistik Kurumu) yayınladığı rakamlarına göre, 2009'da yüzde 14'e (3 miyon 270 bin kişi) olan işsizlik, geçtiğimiz yılda yüzde 11 civarına (2 milyon 811 bin kişi) indi. Bu yıl da bu civarda açıklandı. AKP ilk iktidara geldiğinde resmi işsizlik oranı yüzde 9 civarındaydı. Sonuçta işsizlik, resmi olarak 3 puan artmış görünüyor. Kriz yaşayan Avrupa'da ortalama işsizlik yüzde iki puan artarken, krizin teğit geçtiği Türkiye'de üç puan! Aslında çok daha fazla sayıda işsiz var. Ancak bunun rakamlara yansımasını önleyen hesep hileleri var. Bunlardan biri, işgücüne katılım denen şey. Örneğin bir kişi, iş bulamayacağını düşündüğü için iş aramıyorsa, işsiz sayılmıyor. Türkiye'de işgücüne katılım oranı, kadınlarda yüzde 24, erkeklerde yüzde 70 civarında. Bu nüfus eklenirse aslında gerçek işsiz oranı, neredeyse iki katına çıkar. İş, bu toplumda yaşam için gelir elde etmenin tek yolu olmasına rağmen, eğitim, sağlık gibi devletin görevleri arasında değil. Yani devlet, herkese onurlu bir yaşam sürmesi için bir iş sağlamak zorunda değil. Herkes, kendi işini kendisi bulmalı. Üstelik, herkese yetecek iş olmadığı söyleniyor. İş yerleri, sadece kâr etmeyi düşünen patronlara ait. Herkes kendine bir ptron bulup onun vereceği koşullardaki işe razı olmak zorunda. Sadece kazanç peşide koşan patronun ne istediğini çalışan herkes biliyor: Daha az ücret, daha hızlı iş, daha az işçi daha çok üretim. İşte patronlar, uzun yılardır bu siyaseti uyguluyor. Eskiden birlerce işçinin çalıştığı fabrikalar, yüzlere düştü. Yüzlerce insanın geçime demek olan fabrikaların kapanması, özelleştirme, taşeronlaştırma, gibi uygulamalarla, iş alanlarının azalmasına devlet hiçbir şekilde müdahale etmiyor. Tüm bunlar, işsizliği arttırırken patronlara, bir kıyak. Çünkü patronlar, işsizliği kullanarak hen genel olarak ücretleri düşük tutuyor hem de işçilerine baskı yapma imkanı kazanıyor. İşsizliğin bir türlü çözülmemesinin sırrı, aslında hükümetlerin kötü çalışması, beceriksizliği, yanlış siyasetleri değil, bu düzenin, patronlar düzeninin çıkarına olmasıdır. En az işsizlik kadar etkili olan bir sorun da, düşük ücretle, işgüvencesi olmadan, her türlü yasal haktan mahrumiyet demek olan kaçak çalışma. Resmi rakamlarına göre toplam 26.2 milyon çalışanın sadece 14.4 milyonu kayıtlı. Yani neredeyse her iki çalışandan biri kaçak çalıştırılıyor. İşsizlik, beraberinde yoksulluğu ve toplumsal çürümeyi getiriyor. İşsizlikten en çok etkilenen gençler, iş yaşamının öğreteceği, topluma katkı sunmadan, düzenli bir yaşamdan, dayanışmadan, mahrum olarak günlerini geçiriyor. Özellikle çalışma dışında Hiçbir olanağı olmayan işçi sınıfını vuran toplumsal bir sorun olmasına rağmen, hükümet, sorunu patronların keyfine emenet ediyor. Sözde işsizliğe karşı açıklanan tüm paketler şunu söylüyor: Patronlara para verilecek, böylece patronlar yeni işçi alacak. Ancak genellikle böyle olmuyor. Gerçekte patron parayı alıyor ama daha az işçiyle daha çok iş yaptırıyor. Üstelik, çoğu zaman uygulanmayan, çok sınırlıolan işgüvencesi yasası dışında, işçi çıkarmada hiçbir denetim ve sınırlama olmadığı için patronlar, kârda en küçük bir düşüş olduğunda hemen işçi çıkarıyor. Bugün düzenin kendisi işsizliği üretiyor, işsizliği yok etmek bu düzenin kendisini yok etmekle mümkündür. (01.06.11)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 156 - 3 Haziran 2011  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?