Sinif Mucadelesi
Libya

Batılı emperyalist güçlerin müdahalesine hayır!

Pazar 15 Mayıs 2011
Tunus’tan başlayıp Arap dünyasına yayılan rejim karşıtı eylemlerin ardından 3 ay geçtikten sonra Batılı emperyalist güçler Libya halkına yardım edip diktatör Albay Kaddafi’yi devirecekleri iddialarıyla NATO güçlerini harekete geçirdiler. Emperyalistlerin esas amacı bu bölgedeki mevcut ve gelecekteki çıkarlarını korumaktır. Geçen Ocak ayında Tunus’taki Bin Ali rejimine karşı yapılan yürüyüşler büyüyünce emperyalist yöneticiler, özellikle de ABD, baştaki diktatörden, fazla gürültü koparmadan uslu uslu iktidardan gitmesini istediler. Aynı zamanda Tunus ordusunun başında bulunan generallere, kitlelere doğrudan baskı yapmalarından kaçınmalarını tavsiye ettiler. Baskı, temel olarak polis güçleri tarafından uygulandı. Böylece ordu yöneticileri, ordunun halkın hizmetinde olduğunu iddia ederek, prestijlerini kullanarak yıkılan rejimin yerine “demokratik bir geçiş süresi” oluşturmak için bir hakem rolü üstlendiler. ABD yöneticileri son derece yıpranmış bir diktatöre karşı zamanında mesafe koyup Tunus’ta demokrasiden yanaymışlar gibi bir görünüm elde etmeyi amaçladı. Mısır’da da sokak gösterileri kitlesel bir aşamaya gelince, ABD temel olarak Mübarek’e karşı da aynı siyaseti izledi. Ancak bu defa daha bariz bir şekilde yapıp Mübarek’e genel çıkarlar açısından bir an önce çekip gitmesi gerektiğini belirttiler. Mısır’da da ordu açıkça kitlelere karşı baskı uygulamayıp, diktatörü desteklemediği görüntüsüyle itibar kazanıp “halkın ordusu” izlemini verdi. Böylece ordunun ve gizli servislerin on yıllar boyunca diktatörlüğün temel gücünü oluşturmalarına rağmen Mübarek gittikten sonra geçiş süresinin mimarı olarak sahneye çıkıp, en azından belirli kesimlerden, yeterli krediyi buldular. Diktatörlüğü desteklemiş olan ABD ve Fransa gibi emperyalist güçler, bu defa daha açık bir şekilde, Arap halklarının dostları oldukları hikayelerini anlatmaya başladılar. Böylece, en azından geçici bir süre için de olsa, hem kendi öz çıkarlarını hem de 30 yıldan fazladır destekledikleri diktatörlüğün yıkılmasını engellemiş oluyorlar. Ancak Libya’da yürüyüşler başlayınca, bu ülke rejimi de diktatörlük olmasına rağmen, ortada farklı bir durum vardı. Kaddafi ilk yıllarda, empeyalist güçlere karşı Arap milliyetçiliğini savunduğunu iddia etti ve ardından, uzun yıllardan beri de çok çirkin bir şekilde emperyalistlerin en iyi işbirlikçisi oldu. Kaddafi emperyalistler namına mide bulandırıcı uygulamalardan hiç çekinmedi. Örneğin Libya sahilleri üzerinden Avrupa’ya göç etmek isteyen insanları oluşturduğu kamplara tıkarak veya çölün ortasına sürerek ölüme terk etmekten hiç terretdüt etmedi. Buna karşılık olarak, Sarkozy ve Berlusconi gibileri Kaddafi ile kameralar önüne geçip dostça , büyük boy fotoğraflar çektiler. Emperyalist yöneticiler, bütün bunlara rağmen, Tunus ve Mısır örneklerinden ders alarak, özellikle Libya’nın önemli petrol bölgesi olan Bingazi'nin isyan edip Kaddafi’nin denetimi dışına çıkmasından sonra Kaddafi’ye karşı tavır almaya başladılar ve Kaddafi’den iktidarı terk etmesini ve demokratik bir rejim kurulmasını istediler. İlk günlerde birkaç kent peşi sıra Kaddafi’nin denetimi dışına çıktığı için emperyalist güçler, amaçlarına kolay varacaklarını sandılar. Ancak Libya diktatörü, Tunus ve Mısır diktatörleri gibi hiç de ikna olup iktidarı terk etmek istemedi. Aslında böyle bir şey şaşılacak bir olay değil, çünkü Libya rejimi farklı bir tarihi geçmişe sahip olup emperyalistlerin Kaddafi üzerindeki etkileri Bin Ali veya Mübarek üzerindeki etkilere benzemiyor. Kaddafi, farklı bir siyaset izleyerek ona karşı isyan eden bölgelere karşı askeri güçlerini göndererek buraları yeniden denetimi altına almaya çalıştı. Emperyalistler ise önce protestolar çekip olayların gelişmesini beklediler. Sarkozy bunu fırsat bilerek, Kaddafi karşı isyan edip Ulusal Geçiş Konseyi’ni oluşturanları destekleyerek, diğer emperyalist güçlerin de buna katılmasını ve Kaddafi rejiminin devrilmesi için destek vermelerini istedi. Fransız hükümeti fırsatçılık yaparak, zengin petrol bölgesi Bingazi'deki isyancıları destekleyen ilk güç olarak bundan, rakibi İtalya’nın aleyhine de olsa, yararlanarak Fransız emperyalizminin petrol çıkarlarını ön plana almak istiyor. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Kaddafi, Bingazi’ye saldırıp bölgeyi yeniden ele geçirme aşamasına gelince, emperyalist güçler hemen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini toplayıp Libya hava sahasını yasak bölge ilan edip Kaddafi ordusuna karşı askeri müdahale kararı aldılar. Bu kararın gerekli ve doğru olduğunu söyleyen Obama, yaptığı bir açıklamada Libya diktatörünün kendi halkına karşı ateş açmasını engellemek için böyle bir kararın alındığını iddia etti. Ama aynı zamanda Suudi Arabistan ordusu Bahreyn’e asker göndererek isyan eden kitlelere karşı yerli diktatörün halkını katletmesine yardımcı oldu ve tüm bunlar bu emperyalist yöneticileri hiç de rahatsız etmedi! Libya örneğinde emperyalist yöneticiler, kendi tuzaklarına düştüler. Çünkü Arap dünyasındaki özgürlük ve demokrasi mücadelelerini desteklediklerini çok yaygın bir şekilde duyurdular ve gerçekten demokrasi yanlısı oldukları izlenimini verdikten sonra Kaddafi’nin kendi halkını katletmesine göz yummaları kolay olamazdı. Sonuç olarak emperyalistler yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı ve de çok önemli petrol havzalarına sahip olan Libya’nın bu yer altı zenginliklerini daha kolay talan edebilmeleri için Kaddafi rejiminden daha uysal ve işbirlikçi yeni bir rejim arzu ediyorlar. Tabi ki önümüzdeki dönemde askeri operasyonların hangi şekilde gelişeceğini önceden kestirmek olanaksızdır. Ama görünen odur ki, ilk başlarda NATO güçleri arasında belirli anlaşmazlıklar ve görüş ayrılıkları yaşanmış olsa bile gelinen bu son aşamada ne isyan eden güçlerin ne Kaddafi ordusunun kesin bir askeri zafer elde etmesini istemiyorlar. Batılı yöneticiler, bir yandan Kaddafi’nin gitmesini istediklerini duyurmalarına rağmen, diğer yanda isyancılara zafer elde edebilmeleri için gerekli askeri yardımı yapmıyorlar. CIA ajanlarının Libya’ya gidip gerçek durumu öğrenmeye çalıştıkları ve de özellikle de söz konusu isyancıların gerçekten kimler olduklarını ve ne kadar onlara güvenebileceklerini araştırdıkları haberleri çıktı. Libya’daki son gelişmelere göre savaş halinde olan iki taraf vardır ve emperyalist yöneticiler hem isyancılara yardım yapmayı belirli şartlara bağlayıp onların güvenirliğini sağlamak hem de Kaddafi’ye baskı yapıp gidişini sağlamak istiyorlar. Bu çözümü gerçekleştirebilmek için en zor olan Kaddafi’ye, güzel ve rahat bir yer bulup, gitmeye ikna etmektir. Kaddafi ile olan bağlar koparılmadı ve perde arkasında görüşmeler devam ediyor. Emperyalist yönetciler, özellikle de işin siyasi önderliğini ele geçirmiş olan ABD yöneticileri için en iyi çözüm, Kaddafi’nin bazı eski bakanlarını aklayıp iki taraf arasında ortak bir hükümet oluşturmaktır. Gelinen durum devam edip Libya’nın ikiye bölünüp bir tarafta isyancıların elindeki zengin petrol yataklarının bulunduğu Bingazi iktidarı da oluşabilir. Böylece emperyalistler petrol zenginliklerini daha kolay talan edebilecekler. Diğer taraftan ise Kaddafi ve yandaşları etrafında Trablusgarp bölgesinde başka bir hükümet oluşturulacak. Sonuç itibarıyle her iki seçenekte de emperyalist güçler kazançlı çıkıp bu bölgeyi daha sıkı bir şekilde hakimiyetleri altına alacaklar ve de üstelik bölge halklarına demokrasi ve özgürlük getirdiklerini iddia edecekler. Bu sorun sadece Libya ile sınırlı değil. Emperyalist güçler Libya sorunu üzerinden bütün Arap dünyasına genel bir gövde gösterisi yapmış olacaklar. LO (31.04.11)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 155 - 6 Mayıs 2011  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?