Sinif Mucadelesi

Arap dünyasındaki isyan dalgaları

Cuma 11 Mart 2011
Tunus’tan sonra Mısır’ı, Yemen’i, Bahreyn’i sarsan isyan dalgaları şimdi de Libya’ya şıçradı. Daha şimdiden, baskı sonucunda yüzlerce insan öldürüldü. Ama buna rağmen Libya’da isyan nedeniyle ülkenin belirli bölgeleri merkezi iktidarın denetimi dışına çıktı ve bu bölgeler artık ayaklananların denetimi altına geçti. Ülkede 42 yıldan beri diktatörlük uygulayan Albay Kaddafi, çılgınca tavırlar takınarak ülkeyi kesinlikle terk etmeyeceğini ve çok kan akıtmaktan hiç çekinmeyeceğini duyurdu. Tunus ve Mısır’da halk ayaklanmlarından sonra ABD’nin baskıları sonucu iktidardaki diktatörler, yani Bin Ali ve Mübarek çekip gitmeyi kabul ettiler ve böylece orduya “demokratik geçişin” güvencesi olduğunu iddia etme olanağını verdiler. Yıllardan beri bu ülkelerin halklarının sırtlarından zenginlik elde eden rejim sahiplerine, yerli burjuvaziye ve Batılı kapitalistlere ayrıcalıklarını koruma fırsatı tanındı. Ordu, tükenmekte olan diktatöre mesafe koyup iktidarın sürekliliğini sağladı ve sadece bazı demokratik görüntülerle yetindi. Ancak öyle görünüyor ki Libya diktatörü bu gibi baskılara karşı fazla duyarlı görünmüyor ve de kan akmasından, Libya ordusu ve devletinin ikiye bölünmesinden -ki böyle bir süreç başladı bile- de korkmuyor. Batılı yöneticilerin protestolarına gelince bunlar tamamen ikiyüzlülükten ibaret. Çünkü hiç sıkılmadan yıllarca bu rejimi destekleyerek kapitalistlerin çıkarlarını savundular, onların çok kazançlı işler yapmasına olanak sağlayıp Akdeniz’in bu bölgelerinde ve Afrika’da düzen koruyuculuğu yaptılar. Aslında Avrupa liderlerinin protestolar daha çok rejimin yıkılmasının Libya’da istikrarsızlığa yol açıp çıkarlarına balta vuracağından ve de bir sürü kaçak göçmenin Libya üzerinden Avrupa’ya geçmesinden korktuklarını ifade ediyorlar. Çünkü Kaddafi ile yaptıkları anlaşmalar sonucu kaçak göçmenler kamplara hapsediliyorlar veya çölün ortasında ölüme terk ediliyorlardı. Kaddafi’nin kapıları açıp göçmenlerin Avrupa’ya geçmelerine izin vereceği şeklinde Batılı yöneticilere karşı şantaj uygulayabilmesinin nedeni Fransa, İtalya, İngiltere ve ABD’nin utanç verici bir şekilde onun diktatörlüğünü desteklenmesinden kaynaklanıyor. İşte bu nedenle önümüzdeki günlerde Kaddafi’nin diktatörlük rejimi yıkılsa bile Libya ve diğer Arap ülkelerindeki yoksul kitlelerin, emekçilerin sorunlarına hiç bir çözüm getirilmeyecek. Çünkü bu ülkelerdeki diktatörlük rejimleri, uzun yıllar boyunca, kendi halkları üzerinde acımasız bir diktatörlük uygulayarak hem kendi çıkarlarını hem de Batılı büyük şirketlerin, özellikle de petrol şirketlerinin çıkarlarını savundular. Şimdi kitleler onlara karşı ayaklandıkları için bu diktatörler, görünüşte bir kaç değişikliği yapmak zorunda. Bu görüntü değişikğini başarsalar bile yine önümüzdeki dönem istikrarsızlık devam edecek. Olay Libya örneği ile sınırlı olmasa bile, Libya bunun zor olacağını gösteriyor. Tunus, Mısır ve diğer ülkelerde halklar, artık sadece görünüşle sınırlı kalmaya niyetli olmadıklarını açıkça ifade ediyorlar. Bu, belki de bu bölgedeki bütün emekçiler, yoksul kitleler için kendi öz sınıf çıkarlarının bilincine varmaya ve onları savunmak için gerekli olanların bilincine ulaşmanın başlangıcıdır. Eğer gerçekler böyle ise, hem yerli ve yabancı sermaye sahiplerini, hem de emperyalist yöneticileri zor günler bekliyor. LO (25.02.2011)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 153 - 4 Mart 2011  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?