Sinif Mucadelesi

Seçim havasındaki siyasiler bol keseden konuşuyor onları gerçeklere döndürmek için bir isyan gerek

Çarşamba 9 Şubat 2011
Seçim yaklaştıkça kendilerini, toplumun lideri gibi sunan siyasetçiler, pireyi deve yaparak birbirlerini yıpratma telaşındalar. İşsizlik, çalışma koşulları, hayat pahalılığı gibi tüm toplumu ilgilendiren gerçek sorunlar tartışılmıyor çünkü eğer tartışılırsa partilerin hepsi birden yıpranmış olacak. AKP, her seçimde “çok şey yapacağız ama müsaade etmiyorlar” diyerek daha çok oy istedi. Ancak kitlelerin desteğini, ona oy verenler için değil, patronlar ve siyasi çevresi için kullandığı, patronlara yüksek kâr kazandırdığı ortaya çıkıyor. AKP iktidarında emekçilerin haklarını ilerleten tek yasa çıkmadı, tek düzenleme yapılmadı. Yaptıkları şimdi mecliste görüşülen “torba yasa”da olduğu gibi patronların kârını artırmak, işçi sömürüsüne en uygun ortamı yaratmak için. Her yasa, işçi sınıfının yıllar önce büyük mücadele ile elde ettiği hakları biraz daha kırpıyor. Bu durum artık emekçiler tarafından görülüyor ve hükümet desteğini kaybetmeye başladığının farkında. Başbakan, altındaki toprağın kaydığını anladığından en küçük eleştiriyi dahi tehditle yanıtlıyor; en sıradan protestocuyu vatan hainliği ile suçluyor. Onu eleştirenler, hiçbir şeyden anlamayan, darbeci, cibilliyetsiz, densiz. AKP, seçimle iktidara geldi ve ne yaparsa yapsın, itiraz edilmemeli. Çünkü demokrasinin gereği bu! Başbakan, defolup gitmesini isteyen kitleleri dinlemeyen Mısır diktatörüne sözde demokrasi aklı veriyor, sanki Türkiye demokratik bir ülke imiş gibi ileri demokrasi, çok seslilik, adalet gibi kulağa hoş gelen sözleri kendine maske yapıyor. Muhalefet, özellikle de CHP, her konuyu büyüterek, yaklaşan seçim öncesi AKP'yi yıpratmaya çabalıyor; “adaletten, emekten yanayım” mesajı vermeye çabalıyor. Bu amaçla Kılıçdaroğlu şehir şehir geziyor, televizyon kanallarını dolaşıyor, gittiği her yerde AKP’yi eleştiriyor. Konuşmalarında kıyıdan köşeden işçilerin sorunlarından, işsizlikten, ekonomik kalkınmadan bahsediyor. Kendisine sorulan her soruya yuvarlak cevaplar verip çok bilmiş, güya her şeyi çözecek görüntüsü veriyor. Arada bir görüntü olsun diye tıpkı başbakan gibi yoksul evlerine, kahvelere gidiyor. Ancak TÜSİAD yetkilileriyle görüşüyor, gittiği şehirlerde ilk olarak patron derneklerini ziyaret ediyor, yemek davetlerinde sorunlarını dinliyor. Seçim yaklaştıkça, başta DİSK olmak üzere kimi sendikalar, küçük sol örgütler ve dernekler, durumundan şikeyetçi olan emekçilerin haklı tepkisini, seçime ve CHP'ye yönlendirmek için daha çok çaba gösteriyor. Böyle bir şey, emekçilere, bir süre daha sömürülmelerine razı olmaları için yol göstermek anlamına geliyor. Fabrikalarda, benzer sorunları yaşayan işçilerin ve iş bulmak için kuyruklarda günlerini tüketen işsizlerin temel isteği aynı: İnsan gibi çalışarak ve emeğinin karşılığını alarak yaşayabilmek. Bunun dışındakiler, işçilerin değil, birbirlerine ağza alınmayacak sözler söyleyecek kadar rezil hale gelen siyasetçilerin ve açgözlü patronların gündemi. (04.02.2011)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2011  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 152 - 4 Şubat 2011  Site yaşamını izle Başyazı   ?