Sinif Mucadelesi

Sözde “istihdam paketi”, özde işçi haklarına saldırı paketi

Cumartesi 18 Aralık 2010
Başbakan, güya 200 bin kişiye iş sağlayacak “istihdam paketi” açıkladı. Bu seçim masalına çok gösteriş yapıldı ama aynı günlerde, hükümetin gizliden gizliye, 24857 sayılı İş Yasası’nda, asgari ücreti etkileyecek değişiklikler ve bazı haklarda gerileme hazırlığından hiç söz edilmedi. Açıklanmayan yasa taslağına göre ülke çapında belirlenen asgari ücretin, belirlenen miktarın yüzde 20’si oranında, altında veya üzerinde bölgesel düzeyde de belirlenebime olanağı getiriliyor.Gerekçesi ise bölgesel asgari ücretin istihdamı arttıracağı iddiası. Şimdi 599 lira olan net asgari ücret, bazı bölgelerde 359 liraya düşebilecek.. Bölgesel asgari ücret, patronların uzun zamandır talebi. 16 yaşından küçükler için daha düşük ve net 518 lira olan asgari ücretteki bu yaş sınırı da 18 yaşa çıkarılıyor. İş Yasası’nın, alt işveren uygulamasına ilişkin hükümleri değiştiriliyor. Asıl işte taşeron çalıştırılmasına ilişkin tüm sınırlamalar kaldırılıyor ve asıl iş-yardımcı iş ayrımı yapılmaksızın her türlü işin ve tüm işin taşeron tarafından yapılmasına olanak tanınıyor. Böyle bir değişiklik, hastanelerde temizlik işinin asıl iş olması nedeniyle, taşerondan kadroya geçirilen sağlık işkolundaki işçilerin durumdakileri, belediyelerde, inşaatlarda, enerji işkolunda çalışanları da doğrudan etkileyecek. Bir başka değişiklikle, geçici çalışmayı 36 aya kadar uzatma ve üstelik, üstüste üç kez yapılabilmesine olanak tanınıyor. İş sözleşmesinin belirli süreli veya belirsiz süreli (devamlı) olması, tazminat hakkını belirliyor. Geçici ve belirli bir süreyi kapsayan sözleşmelerde işçi ihbar ve kötü niyet tazminatına hak kazanamıyor. Bu nedenle patronların kullandığı yollardan biri. Yine “kiralık işçi” kapsamında olanlar, iş yasasının sınırlı haklarından bile yararlandırılmıyor. Hükümet, istihdam bahanesiyle asgari ücreti düşürmeye uğraşırken, Türk-İş, asgari ücretin pazarlıkla değil “işçi ve ailesinin insanca yaşamasını sağlayacak, insanlık onuruyla bağdaşacak, bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban ücret” olması gerektiğini açıkladı. Zaten geçerli yasa da bunu söylüyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Türkiye İstatistik Kurumu'nun geçim hesaplarına göre bir rakam belirliyor ama son sözü, patronların emrine amade hükümet söylüyor. Türk-İş yönetimi, çok ama boş konuşuyor, hükümet gibi hesaplarını da umursamıyor: Türk-İş'e göre bu Kasım'da dört kişilik bir ailenin, sadece söyledikleri gibi beslenebilmesi için gereken gıda harcaması tutarı 861 lira. Diğer harcamaların eklenirse 2 bin lirayı aşıyor. Türk-İş bürokratları, bu miktarın ne kadarını istiyor? Toplam 15 milyon kayıtlı çalışanan 5 milyonu SSK'lı. Bir o kadar da kayıtsız, kaçak işçi çalıştırılıyor. İşçilerin tamamına yakınına, asgari ücret ödeniyor. İşçi ve işçi emeklileri, bakmakla yükümlü olduklarıyla birlikte 36 milyonluk nüfus, yani her iki kişiden biri, asgari ücretten doğrudan veya dolaylı olarak etkileniyor. Hükümetin amacı, milyonların durumunu iyileştirmek değil, bir avuç patronun kârını arttırmak. Bugünkü haliyle asgari ücret, işçinin ücretini düşük tutmanın bir biçimi. Patronlar, işlerine geldiğinde sendika bürokratlarıyla pazarlıkla, işlerine geldiğinde doğrudan işçiye baskı yaparak, işlerine geldiğinde hükümetlere yasalar çıkartarak, emekçilerin sırtından kazandıkları kârı büyütüyor. Milyonları değil, bir avuç azınlığı kollayan bu düzen artık sürmemeli. (03.12.10)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 150 - 10 Aralık 2010  Site yaşamını izle Başyazı   ?