Sinif Mucadelesi
İngiltere

Cameron’un kemer sıkma planı: Emekçilere karşı hazırlanan bir savaş

Çarşamba 17 Kasım 2010
Önce medya ile zemin hazırlandı ve ardından 20 Ekim’de David Cameron, geçen Haziran’da sunduğu “acil bütçeyi” tamamlayan, kemer sıkma planını açıkladı. Bankaların kurtarılması için yapılan harcama yüzünden büyüyen devlet açığını kapatmak bahanesiyle, 2015 yılına kadar devlet harcamalarında yüzde 13’lük (93 milyar avroluk) kesinti yapılacak ve devlet gelirini artırmak için Ocak 2011’den geçerli olmak üzere KDV, yüzde 17.5’ten, yüzde 20’ye çıkarılacak. Bu saldırılardan en çok etkilenecek olanlar en zor durumda olanlardır: Bütçe kısıtlamadan en çok zarar görecek olanlar özürlüler, iş kazalarından dolayı sakat kalanlar ve en yoksul aileler. İşçi Partisi hükümetinin işsizlere karşı önlemleri artacak. Bir iş için onlarca adayın olması umurlarında değil! Çalışma Bakanı Duncan-Smith, utanmadan Gal'li işsizlere “bisikletinize binip” iş aramak için neyi bekliyorsunuz, demekten çekinmedi. Bütün saldırıların esas hedefi işçi sınıfı. Çünkü hem KDV artışından hem de bütçe kısıtlamasından direk veya dolaylı, en çok etkilenecekler onlar. Emeklilik hakkına gelince; emeklilerin satın alma gücünde önemli düşüş yaşanacağı gibi kamu sektörü emeklilik ödeneğinde kesinti olacak. Üstelik emeklilik yaşı uzatılarak 2020 yılında 66'ya çıkarılacak (şu anda emeklilik yaşı kadınlar için 60 ve erkekler için 65’tir). Üstelik Cameron bunların bir “başlangıç” olduğuna vurgu yaptı! Tüm bunlara ek olarak, kamu sektöründe 460 bin istidam azaltılması (toplamın yüzde 9’u) ve kamu yatırımlarının kısılmasının yansıması olarak, özel sektörde de 500 bin ile 600 bin istihdam daralması olacağı tahmin ediliyor. Diğer yandan hükümet, kamu gelirlerini sermayenin talanına biraz daha açıyor. Kamu sağlık sistemini yeniden şekillendirme bahanesiyle, bölgesel sağlık sistemleri arasında uyum sağlayan hizmetleri kaldırıp birçok sağlık hizmetini özel sektöre devredecek. Böylece, bu alanda yaşanan keşmekeş daha büyüyecek, verilen hizmetler daha kötüleşecek ve de devlet, özel sektöre daha büyük kazançlar sağlayacak. Aynı yöntemlerin eğitim alanına da uygulanacağı kararlaştırıldı ve şimdiden öğretmen sayısında 40 bin azalma ön görülüyor. Bu özelleştirmeler, belediye hizmetlerinde daha büyük tahribatlara yol açacak. Belediyeler, devlet harcamalarının dörtte birini yapıyor ve birçok alanda, kitlelere hizmet veriyor. Cameron, belediye harcamalarında önemli kesintiler yapmak için tüm yetkileri verdi. Bunun sonuçları ne olursa olsun umurunda değil. Üstelik önemli belediye hizmetlerini taşeronlaştırarak özele devretmek için gereken yardımları yapacağını da belirtti. Şu ana kadar belediyelerin tüm harcamalarının yüzde 22’si taşeronlaştırıldı ve bunun sonucu olarak bu şirketlerde çalışan emekçilerin ücretlerinde önemli azalma olup çalışma şartları çok kötüleşti. Şimdi belediyelerde çalışan, kadrolu 2.3 milyon emekçi hem işten atılma hem de çalışma şartlarında kötüye gidiş tehlikesiyle karşı karşıya. Bu konuda kuşkulu olmak yerindedir. Çünkü yasalar resmen yürürlüğe girmeden bazı belediyeler uygulamya geçtiler bile. Bazı büyük kent belediyeleri şimdiden, belediye emekçilerine ücret azalması ile çalışma şartlarını kötüleştiren yeni bir sözleşme dayatıp, eğer bunu imzalamazlarsa işten atılacakları tehdidi yapıyor. Bu sözü edilen ve bazı başka belediyeler ek olarak, kadrolu olmayan emekçileri (çalışanların yüzde 15’i) şimdiden işten attılar. Örneğin bu nedenle bir kentte belediyenin evlere yaptığı sağlık hizmeti artık verilemez duruma geldi, çünkü bu hizmetleri veren emekçilerin çoğu işten atıldı. Başka bir kent belediyesi, bütün belediye hizmetlerini taşerona vereceğini (böylece müdürler ve muhasebeciler dışında) bütün belediye çalışanlarını işten atacağını duyurdu. Londra’da bir semt belediyesi, bu güne kadar ücretsiz olan bazı hizmetleri, bundan böyle paralı yapacağını açıkladı. Yukarıda verilen örnekleri çoğaltmak mümkün, çünkü her gün yenileri ortaya çıkıyor. Bütün bu gerçeklere rağmen Cameron, ısrarla, özel sektörün “ekonomik canlanmanın motoru” olduğunu ve işten atılan emekçilerin yerine istihdam sahası açacaklarını anlatıyor. Halbuki özel sektör patronları, özellikle son iki yılda büyük tensikatlar yaptı ve yeni işe aldıkları emekçileri geçici ve özellikle de yarım gün çalışma koşularında alıyorlar! Aslında bu kararların tek bir amacı var: Krizi bahane ederek, emekçilerin sırtından burjuvaziye devlet olanaklarından daha çok yararlanma imkanları sunmak. Gündemdeki soru ise emekçilerin bunu kabul edip etmeyecekleri. LO (29.10.2010)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 149 - 5 Kasım 2010  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?