Sinif Mucadelesi
Patronlar kendi çıkarlarını dayatıyor, hükümetler de bunu gözetiyor!

İnsanca bir yaşam için mücadeleden başka yol yok!

Çarşamba 17 Kasım 2010
Merkez Bankası başkanını, çok “önemli” toplantıya çağıran TÜSİAD'lı patronlar, enflasyondan şikayet edip, işçilik maliyetlerinin yükseldiğini söylediler. Basının yazdığına göre Merkez Bankası başkanı, “domatesin fiyatı düşerse, işçiye fazla zam vermeniz gerekmez” diye cevap vermiş! Domatesin fiyatı düştü ama zaten patronların işçi ücretlerini kısmak için bahaneye ihtiyaçları mı var? Ekonomiden sorumlu bakanlardan biri olan Şimşek ; “ekonomi çok güçlü, kriz dönemine ait tedbiri kaldırıdık... enflasyon kaygısı henüz taşımıyoruz. Enflasyondaki mevsimsel bazı meyve sebze ürünlerinin etkisini kaldırırsanız, yüzde 6 rakamına iniyorsunuz. Hatta çekirdek enflasyona bakarsanız, şu anda yüzde 3 civarında” açıklaması yaptığını takip eden hafta enflasyon rakamları açıklandı: Eylül'de, yıllık yüzde 9 civarında olan enflasyon, Ekim'de yıllık yüzde 8 civarında çıktı. Demek ki bakanlar ne söylese, tersi oluyor. Bakan bu açıklamayı, yeni bütçe hazırlıkları çerçevesinde içki ve sigaradaki KDV zammını açıklarken yapmış ve eklemişti, “yeni yıla zamla girmeyeceğiz”. Zaten bütün zamları yaptılar! Üstelik, tecrübeye bakıp tersi olacağını da düşünebiliriz. En büyük zam, sözde yeni tarife getirilen ve günde 700 bin kişinin kullandığı metrobüs ücretine geldi. Zam fırtınası yeni değil, önce et ile başladı, ardından sebze-meyve ile devam etti, ekmeğe zam tartışması ve sonra alkoldeki KDV artışı ve şimdi de ulaşım zammı geldi.İstanbul'da tam biletle yolculuk ücreti, yüzde 10 ile 30 arasında arttırıldı. Ama ücretlerde en ufak bir artış olmadığı gibi yeni yılda gelecek artış da, bir aylık enflasyonu veya sadece bir alandaki zammı karşılamaya yetmez. Örneğin 2 milyon civarındaki memurun maaşı da yüzde 4 artacak. 65 yaşını geçmiş 1 milyon 334 binini aşkın muhtacın aylığı ise 96 liradan 4 lira artarak, 100 liraya çıkacak. Hükümet üyeleri, milyonlarca emekçinin, kendi laflarıyla oyalanmasını bekliyor! Emekçileri, Hiçbir şey anlamaz yerine koyuyorlar. Ücretlilerin, emeklilerin, yani nüfusun yüzde 40'ı ekmek ve makarna ile besleniyor. Yoksulluk arttıkça bu oran yüzde 70'lere çıkıyor. Siyasi yöneticiler, her fırsatta Türkiye ekonomisinin büyüdüğünden, krizden etkilenmediğinden bahsediyorlar. Türkiye, dünyanın 17'inci ekonomisi, dış ticareti, son 7 yılda beşe katlandı. Oysa emekçilerin satın alma gücü ve yaşam düzeyi açısından, son sıralara ilerliyor, yoksulluğun artışında ise dünya birinciliğine oynuyor. Bunun bir nedeni de resmi rakamların aksına azalmayan işsiz sayısıdır. Üstelik, emekçilere dayatılan çalışma şartları da sürekli kötüleştiği için iş kazaları da sürekli artıyor. Neredeyse her gün ortalama iki işçi ölüyor. İşte bu düzenin getirdikleri: Bir sınıf için yani patronlar için her şey iyiye giderken, her şeyi üreten işçi sınıfı için kötüye gidiyor. Bu duruma daha fazla katlanmak için Hiçbir neden yok. Milyonlarca emekçinin, bu sorumsuz bakanları defedip gerçek çözümler üretecek ve uygulayacak bir düzen kurmaları mümkündür. (05.11.2010)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 149 - 5 Kasım 2010  Site yaşamını izle Başyazı   ?