Sinif Mucadelesi

Eğitimde sorunlar yumağı katlanarak büyüyor

Perşembe 7 Ekim 2010
Okullar bu yıl da sorunlar yumağıyla açıldı. Bu yılın farkı, bir aydan fazladır gündemde olan, KPSS sınav sorularının ÖSYM'den sızması ya da sızdırılması oldu. Aynı zamanda, BDP'nin desteklediği “anadilde eğitim” talebi. Önce sınavın, ardından öğretmen atamalarının iptal edilmesi, okulların öğretmensiz açılmasına neden oldu. Eğitim Sen'in araştırmasına göre sadece İstanbul'da öğretmen açığı 32 bin 500. Türkiye genelinde ise 150 bine dayanmış durumda. Okullar Cumhuriyet tarihi boyunca her yıl yeterli öğretmeni olmadan açıldı. Bu yıl ise eğitimli öğretmen adayları olmasına rağmen, bakanlıkça işe alınmadıkları için okullar, öğretmensiz. Üstelik sorun, sadece devlet bütçesinden öğretmen maaşlarına ödeme ayrılmaması değil. Maliye Bakanlığı, bu yıl için 40 bin öğretmen için bütçe ayırdığını açıklamasına rağmen, 80 bin öğretmen açığı olduğunu açıklayan Mlli Eğitim Bakanlığı, sadece 20 bin öğretmen alma kararı açıkladı. Milli Eğitim Bakanı, bütçesini eğitimin ihtiyaçları için harcamazken Başbakan, 30 bin öğretmenin bir yılık maaşına denk gelecek parayı, basketbolculara bol sıfırlı bir çek olarak yazmayı tercih etti. Eğitim fakültelerinden mezun gençler, öğretmen olarak atanacağına, önlerine yeni sınav engelleri getirildi. 2000 yılında, Ecevit hükümeti tarafından işe girişte torpilin önlenmesi amacıyla getirilen KPSS sınavı, artık, torpil yoluna dönüştü. Eğitim Bakanı, öğretmen açığını, okullarda her geçen yıl sayısı artan ücretli ve sözleşmeli öğretmenlerle doldurduğu için kabul etmiyor. Hükümet böylece eğitim masraflarından kısmış oluyor. Bugün eğitim işkolunda, aynı işi yapan öğretmenler dört farklı statüde çalışıyor. Kadrolu öğretmenler, en yüksek ücret ve sosyal haklara sahip, onları, çalıştıkları sürece ücret alan ve sigortalı yapılan sözleşmeli öğretmenler izliyor. Onları 4C statüsünde çalışan öğretmenler ve en kötü durumda olan ücretli öğretmenler izliyor. Ücretli öğretmenler, öğretmen bile sayılmıyor, mevsizlik işçi statüsünde çalışıyor ve sigortaları kendi ücretlerinden kesilerek ödeniyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nda çalışan ücretli öğretmen sayısı her geçen yıl artıyor. Geçen yıl, 61 bin 551 ücretli öğretmen çalışıyordu. Bir sözleşmeli öğretmenin haftada 30 derse girdiğini varsayarsak ayda 660 TL ediyor. Öte yandan okullara yeterli ödeneğin ayrılmaması kalabalık sınıflar, okulların fiziki yetersizliği, araç gereç ve teknik cihaz eksikliği gibi problemler bekliyor. Hal böyle olunca öğretmenlerden kaliteli eğitim vermeleri nasıl beklenebilir. Bunlar sadece öğretmenlerin öğretmesini değil öğrencilerin de öğrenmelerini olumsuz etkiliyor. Elbette ki tüm bunlara, eğitim programlarının gerici içeğini de eklemek gerekiyor. Çocuklara ve gençlere dini, ahlaki ve siyasi önyargılarla dolu, milliyetçi, cinsiyetçi, akıl dışı bir içerikte ve yöntemle dersler işleniyor. Geçtiğimiz ay siyasi partiler yaptıkları referandum kampanyalarında birbirlerini aşağılayarak anayasayı sahiplenmeye çalıştılar. Ancak anayasadaki “eğitimde fırsat eşitliği”, “temel eğitim ücretsizdir”, “sosyal devlet” gibi ifadeleri hiç umursamadılar. Nitekim Kürt örgütlerinin kampanyasına “eğitim hakkına ihlal” olarak değerlendirip, ateş püsküren hükümet çevrelerinin, eğitimin sorunlarıyla ne kadar ilgilendikleri ortada.

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 148 - 1 Ekim 2010  Site yaşamını izle Güncel… Güncel… Güncel…   ?