Sinif Mucadelesi

Hanefi Avcı: Yeni bir sima değil

Çarşamba 8 Eylül 2010
Hanefi Avcı, emekçilerin ekonomik sıkıntılara kilitlendiği bir dönemde, hükümetin araya sıkıştırmayı başardığı referandum gündemini, yazdığı kitap ile solladı. Tartışmalara konu olan “Haliç’te Oturan Simonlar” isimli kitabını yazdığında, Eskişehir Emniyet Müdürüydü. Kitabın yayımlanmasının hemen ardından kendi isteğiyle merkeze alındı ama ardından hakkında soruşturma başlatıldı. Adının ilk kez duyulduğu 1997'de, Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı olarak Susurluk Araştırma Komisyonuna ifade verdi. O dönem Hanefi Avcı’yı önemli yapan; devletin, terörle mücadele altında faili meçhul cinayetler işlettiğini itiraf etmesiydi. Ayrıca bazı önemli devlet adamlarının ve emekli subayların mafyayla bağlantıları olduğunu ifadesine eklemişti. Hatta, Diyarbakır’da görev yaptığı dönemde, o dönem varlığı kabul edilmeyen JİTEM (Jandarma İstihbarat Ve Terörle Mücadele Timi) ile birlikte bu cinayetlere tanıklık ve eşlik ettiğini de söylemişti. Geçtiğimiz aylarda bu ifadelerin bir kısmı, Ergenekon Soruşturması kapsamında tekrar gündeme geldi. Kitap, AKP’nin yakın olduğu Nur cemaatinin ya da bilinen ismiyle Fethullah Gülen cemaatinin, devlet ve özellikle de emniyet içindeki ayrıcalıklarını ve devletin karar mekanizmalarında nasıl etkili olduğunu anlatıyor. Bu nedenle de basının ve AKP karşıtı çevrelerin oldukça ilgisini çekiyor. Kitapta, basının üzerinde durmadığı bölümler de var. Hanefi Avcı, kaçakçılıkla, yolsuzluklarla ama özellikle “Güneydoğu Sorunu” ile ilgili devletin politikalarından ve kendi düşüncelerinden bahsediyor. Cemaat ile ilgili bölümlerde, cemaat üyelerinin emniyet içinde örgütlenerek, artık kararları aldığını, cemaate tehdit olarak gördüğü insanlarla ilgili, gerekirse illegal yollarla bilgi topladığını söylüyor ve bazı somut olayları yazıyor. Hanefi Avcı’nın kaygısı, dediğine göre, yakında devletin yerini cemaatin alacak olması. Bu nedenle de, gerçekleri açıklayarak, devletini ne kadar çok sevdiğini ifade etmiş oluyor. Onun iddialarına karşı iki görüş var. Biri kitabın çıktığı tarihle ilgili. Kitabını bilerek bu dönemde piyasaya sürdüğü, çünkü hükümetten yana tavır alan ve referandum için açık açık “evet” çağrısı yapan cemaatin yıpranması aynı zamanda da “evet”çilerin yıpranması anlamına gelecek, deniyor. Bu iddianın sahipleri, kitabın içeriğini ilişkin fazla bir şey söylemiyorlar. Diğer iddia, Hanefi Avcı’nın sözü edilen cemaate yakınlığı ile ilgili. Çocuklarını Gülen cemaatinin bir örgütlenme biçimi olan “ışık evleri”ne göndermiş ve cemaate yakın isimleri göreve getirmiş. Yani Hanefi Avcı, onları iyi tanıyor, cemaati çok sevdiğini ve desteklediğini söylüyor. Karşı çıktığı, cemaatin devlet içinde kendi başına buyruk hareket etmesi. Hanefi Avcı, cemaatleri şikayet etmek için bakanlarla ve genel müdürlerle yazılı ve sözlü iletişime geçtiğini söylüyor. Hatta bu kitabı yazacağını cemaat yetkililerine de söylediğini, ancak onlardan da yanıt alamadığını, bu yüzden de böyle bir kitabı yazdığnı söylüyor. Kitap, AKP karşıtları tarafından memnuniyetle karşılandı. Cemaaten bir emniyet müdürünün, onların sürekli iddiası olan konularda iddialar ortaya atmış olması, benimsendi. Çünkü son yıllarda, AKP’nin kendine tehdit olarak gördüğü kimseleri Ergenekon, Balyoz gibi soruşturmalar adı altında gözaltına aldığı açık bir gerçek. Ancak Hanefi Avcı, cemaate yakın biri ve üstelik tüm önemli görevlere AKP iktidarı döneminde atandı. Bu yüzden akla, cemaate ters düştüğü ve hem kendini temize çıkarmak hem de harcanabileceğinden çekindiği için bu kitabı yazmış olabileceği şüphesi geliyor. İşin arka planının ne olduğunu kavrayabilmek zor. Ama bir emniyet müdürü, cemaat çevreleri ile ters düştüğü için de olsa, cemaat üyelerinin devlet kadrolarındaki ağırlığını ve etkinliğini açıklamış oldu. Hanefi Avcı, kendini bir kahraman gibi tanıtıyor: 34 yıldır bu ülkeye bu devlete, faili arıtk belli olan cinayetlere suç ortaklığı yaparak, sadakatini kanıtlamış! Bir gazetecinin, 80’li ve 90’lı yıllarda, siyasi gözaltılar da yapılan işkencelerin neden kitapta yer almadığına ilişkin sorusuna ise; “bu benim sorumluluğumda değil” diyerek ne kadar çok ve kime adalet istediğini de gösteriyor. (01.09.2010)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 147 - 3 Eylül 2010  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?