Sinif Mucadelesi

Taşeronlaşma ile iş kazaları artıyor

Pazar 8 Ağustos 2010
İş sağlığı ve işçi güvenliği açısından koşullar, taşeronlaşma ile daha da kötüleşiyor. Her gün yeni bir iş kazasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Çalışma koşularının kötülüğü, ücret yetersizliği ve keyfi uygulamalar iş kazalarının artmasına neden oluyor. Yakın zamanda iki ölümlü kazanın olduğu işyerinde bu durumu yaşıyoruz. İlkin çöp düküm sahasında kaza oldu. Ani bir dalgınlıkla bir şoför bir işçiyi ezdi. Her gün, bir çok el kesiği, ezilmesi, bel ağrısı ve benzeri yaralanma ve şikayet oluyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili yazılı kurallar var, komisyonlar var, toplusözleşme maddeleri var. Çalışma koşullarının sağlığa uygun hale getirilmesi ve bunun düzenli denetlenmesi ve yaptırımlar uygulanması gerekirken, bu yapılmadığı için patronlar işlerine geleni yapıyorlar. Sendikacılar da imzaladıkları sözleşmeye sahip çıkmadığı için iş karmakarışık oluyor. Çalışma koşulları patronun keyfine kalınca iş kazası kaçınılmaz. Son iki kaza da, öncekiler gibi çalışma stresi, yorgunluk, düşük ücret nedeniyle ek çalışmanın getirdiği dinlenememe sonucunda oldu. Bütün bunlara işle ilgili gerekli eğitimin verilmemesini de eklemek gerek. Son kazada ölen arkadaşımız, gece vardiyasında saat üçte işi bıraktıktan sonra motosikletle gazete dağıtımına gidiyor. Saat dokuz ve ona kadar dağıttıktan sonra Beykoz’daki evine gidiyor, iki üç saat uyuyup tekrar vardiyaya geliyor. Bu koşullar her gün tekrarlanınca, insanın bünyesinin bu ağır yükü kaldırması çok zor. Mutlaka bir yerde bir olumsuzluk patlak verir. Öyle de oldu. İşçi arkadaşın motosikletle gazete dağıtırken yaptığı kaza hayatına mal oldu. Üstelik kimsesizler gibi ortada kaldı. İşyerinde kaza ile ilgili net bir açıklama yapılmadı. Cenaze törenine işçi arkadaşlar katıldı ama hiçbir patron temsilcisi yoktu. İşçiye verilen değerin ne olduğunu, işçiler bir kez daha gördü. Oysa bizim patron renkli ve çok medyatik biri. Sözde herkesin ayağına giden adammış. Biz çalışanları olarak hiç görmedik. Çalışanlarına yaramayan patrondan hiç kimseye fayda olmaz. Belediye başkanları, patron kelimesini kendilerine hakaret sayarlar. Oysa ihaleye giren onlar, şirket kuran onlar, işi veren, yöneten, kâr peşinde koşan onlar. Sıfatı ne olursa olsun, patronlar. İşçi arkadaşlar üretim ilişkisini böyle algıladığında kamuda da mücadele için doğru zemin olacaktır. İşyerinde olumsuz çalışma koşullarını kabul eden işçilerin bir kısmı patron kelimesini yadırgıyor. Ölen işçinin cenazesinde, patron nerde diye sorduğumda, yanımdaki işçiler, patron kim diye sordular. Belediye başkanı bizim patronumuz diyence şaşırdılar. Fabrikada patronun kim olduğu çok açık. Ama bizde de iş eldiveni verilmiyor, yemekler kötü, servis verilmiyor, ücretler geç ödeniyor, tüm sorunların kaynağı patron olan belediye başkanıdır ve sorumludur. Ölen işçilerden de başkan sorumludur. Ama ne yazık ki tüm suç ölen işçiye yükleniyor. “Biz mi dedik, git gazete dağıt” diyorlar oysa işçiyi buna mecbur eden kendisi. İşçinin yüzde sekseni ek işte çalışıyor. Doğru olan sekiz saat çalışarak geçinebileceği bir ücret alması, bunun için mücadele etmesidir. İnsanın yaşam şartlarını düzeltmesi ve yükseltmesi mücadele etmekten geçer. (25.07.1020)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 146 - 6 Ağustos 2010  Site yaşamını izle Fabrikalardan... İşyerlerinden  Site yaşamını izle Belediye   ?