Sinif Mucadelesi

Belediyeler grev aşamasında

Pazar 8 Ağustos 2010
Belediye çalışanları, 1989 yılında toplusözleşmenin tıkanması sonucunda greve çıkmıştı. O dönem bu grev, tüm belediye çalışanlarının ortak mücadelesiyle sürdürüldü. 12 Eylül’den bu yana dayatılan düşük ücret, sosyal ve demokratik haklardaki gerilemeye karşı bu grev, önemli kazanımla sonuçlandı. Sosyal haklarda birlikte ücretlere yüzde 142 zam alındı, çalışma şartlarında iyileştirmeler oldu. Bu mücadele, işçiler için büyük bir moral olmuştu ve yaygınlaştı. Belediye işçilerinin ardından metal ve tekstil işçileri de greve çıktı. Benzer haklar kazanıldı. Ama asıl önemli olan, patronlara karşı moral üstünlük, işçi sınıfına geçmişti. Bu nedenle patron cephesi hiç boş durmadı. Grevde, zaaflarını tespit ettiler. Bir daha böyle bir mücadele yaşanmaması için kendilerince önlemler aldılar. Grev sırasında sokaklarda biriken çöp dağlarının fotoğrafları çekildi, her gün gazete ve televizyonda karşı propaganda yapıldı. En çok söylenen; işçilerin çok ücret alıp çalışmadıklarıydı. Bu yalan bugün de tekrarlanıyor. Grev kararı alınan Zeytinburnu belediyesi, internet sitesinde, işçilerin 2 bin liradan fazla ücret aldıklarını ve çok zam istediklerini yazdı. Bazı işçilerin işe gelmeyip, asgari ücretle işçi çalıştırdığı söyleniyordu. Oysa böyle bir şey varsa önlemesi gereken patronun kendisiydi. Yine iş disiplinine uymayan işçileri uyarma yetkisine de sahip ve istedikleri zaman yapıyorlar da. Aslında patronların derdi başkaydı. İlk önce Kâğıthane belediyesinde, sonra Şişli, Maltepe ve diğer belediyelerde ardı ardına taşeronlaşma başladı. İstanbul’dan başlayan taşeronlaşma, tüm Türkiye’ye yayıldı. Bu, patronlar için çok kârlı bir iş oldu. Çöp toplama ve taşıma işleri, yani belediyelerin en önemli işi, ihale ile siyasi yandaşların taşeron şirketlerine dağıtıldı. Bu taşeron şirketlerde işçiler, kadrolu işçileriyle aynı işi yapsalar ve yan yana çalışsalar bile asgari ücretle, tüm haklardan yoksun olarak çalıştırıldı: Sigortasız, yol, yemek olmadan, iş araçları gerektiği gibi verilmeden, daha önce kazanılan temizlik olanaklarından yararlandırılmadan. Bazı belediyeler de, kendileri şirket kurdular. Kısaca BİT denen bu şirketler de taşeronlar gibi işçi çalıştırdı, çalıştırıyor ve amaç sendikal örgütlülüğü önlemekti. Taşeronlaşma ile birlikte aynı belediyede çalışan işçiler bile birbirlerine karşı karşıya geldiler. Ayrımcılık daha da derinleşti. Bugünlerde yapılan toplusözleşmelerde sınıf dayanışması hiç dikkate alınmadığı için kadrolu-taşeron işçiler arasındaki uçurum daha derin. Kadrolu işçiler, sözleşmeleri tıkanıp grev aşamasına gelindiğinde, elleri kolları bağlı kalıyor. Çoğu belediyede daha tali görevlerde çalıştıkları için yaptıkları grevin gücü zayıf kalıyor. Bugün İstanbul Büyükşehir belediyesinde 40 bini aşkın işçi çalışıyor. Sendikalı olanlarının sayısı 10 bin civarında. Bu durum ilçe belediyelerde de aynı. Asıl işi, örgütsüz taşeron işçiler yapıyor. Son iki dönemde toplusözleşmede anlaşmazlık zaptı tutuluyor. Sendika, son aşamada birkaç eylem yapıyor. Tek amaç sözleşmeyi sonuçlandırmak. Nitekim bu yıl da böyle oldu. İlçe belediyelerde de benzer durum var. Hak-İş örgütlü olduğu İETT, KİPTAŞ, Halk Ekmek ve Hamidiye A.Ş'deki 7 bin 800 işçi adına sınıf dayanışmasına gerek görmeden yüzde 12 ücret artışıyla sözleşmeyi imzaladı. DİSK de örgütlü olduğu belediyelerde aynını yaptı. Kadıköy belediyesinde bir hafta grev yapıldı ama yine patronun grev öncesinde önerdiği yüzde 9 zamma imza atıldı. Türk-İş’in örgütlü olduğu yerlerde sözleşme çıkmazı sürüyor. Yasa gereği, grev kararı alındığı günden sonra 60 gün içinde greve çıkmak gerekiyor. Sendikalar, mücadele edip kazanmak yerine son güne kadar bekliyor, masa başında işvereni razı edip işi bitirmek istiyorlar. Sendikaların mevcut durumu, birlikte mücadele etmemeleri ve taşeron işçilere ilişkin hiçbir talep ileri sürmemeleri işverenlerin elini güçlendiriyor. Oysa Büyükşehir’de ve ilçe belediyelerde çalışan 60 bin civarında işçi; kadrolu, taşeron, sendikalı, birlikten bir güç kazanabilir. Şimdi, Büyükşehir’de, Beyoğlu, Zeytinburnu, Sultangazi ve Gaziomanpaşa’da grev kararı asılı ama asıl işin çoğunu sözleşme bekleyen kadrolu işçiler değil, taşeron işçiler yapıyor. Eğer sendikalar, taşeronlarda örgütlenirse, durum değişir. Kadrolu ve taşeron işçiler arasında ücret ve sosyal haklardaki farklılık kalkmalıdır. Bu talep birlikte mücadele için bir zemin olduğu gibi ortak mücadelenin zeminin de yaratacaktır. Bugünkü devran sürekli olmayacak. Eğer belediye işçileri, Büyükşehir-ilçe, kadrolu-taşeron ayırımı olmadan, birlikte aynı ücret ve sosyal haklar için mücadele edebilirse, bugün değişmez gibi görünen taşlar yerinden oynar. (04.08.10)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 146 - 6 Ağustos 2010  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?