Sinif Mucadelesi

Kırgızistan : İleride durum daha da kötü olabilir

Cumartesi 17 Temmuz 2010
Kırgızistan’ın ikinci büyük kenti Oş’ta Özbek kökenli kitlelere karşı katliamdan iki hafta sonra, askeri bir darbe ile eski diktatör Bakiyev’i deviren geçici hükümet, “istikrar” iddiasıyla yeni bir Anayasa ve “parlamenter demokratik rejim” için referandum düzenledi. Hemen ertesi günü Rosa Otunbayeva’nın geçici hükümeti, referanduma katılan yüzde 70 seçmenin, yüzde 90’nın oyunu aldığını iddia etti. Eğer durum vahim olmasa, bu komedi olarak görülebilirdi. Ülkedeki Birleşmiş Miletler ve sivil toplum kuruluşlarının tahminlerine göre büyük bir çoğunluğunu Özbeklerin oluşturduğu bir milyona yakın vatandaşın katliam nedeniyle ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı bir ortamda, bu palavraya kim inanır? Özbek yetkililer ise gelen göçmenleri kabul etmekte acele etmediler, çünkü Kırgızistan’dan kaçmak zorunda kalan Özbekler yüzünden savaşa girmeyi istemiyor olabilirler. Özbekler, Orta Asya’da en kalabalık nüfusu oluşturup bölgedeki birçok ülkede yaşıyorlar ve hatta bazılarında (örneğin Kırgızistan’da Özbekler nüfusun yaklaşık dörtte bir ile üçte bir arasında) önemli bir azınlık oluşturuyorlar. Özbek yetkililer, göçmen Özbekleri kabul etmek istemeseler bile göçmenler, yeniden Kırgızistan’a dönmek istemiyor. Çünkü Kırgızistan’da yaşadıkları bazı bölgelerde nüfusun yarısını oluştursalar bile çoğunun evi ya yakıldı veya tamamen tahrip edildi. Her şeyden önce gerek şimdiki gerek geçmiş Kırgız hükümeti döneminde polis ve ordu, Kırgız kökenlilerden oluşuyor ve diğer etnik kökenliler (Özbek, Tacik, Tatar ve hatta Ruslar), Kırgız vatandaşları olmalarına rağmen böyle bir hakları yok. Hatta Oş kentine asayişi sağlamak için gönderilen askerler, yabancı basın mensuplarına, kenti Özbeklerden “temizlemek” için fırsat kolladıklarını söylemekten çekinmediler. Başka bir azınlık ve sınır ötesinde bir devleti olan Tacik kökenlilerin tehdit edildiği ve eğer Kırgızistan’ı terk etmezlerse yakında onlara da sıra geleceği söylentileri dolaşıyor. Bazı gözlemcilerin anlattıklarına göre 11 Haziran ve onu takip eden günlerde Oş ve Celalabat kentlerinde polis güçleri ile askeri zırhlı araçlar katillere destek verip yol açıyorlardı. Bu güçler Nisan’da devrilen Bakivey’in güçlü olduğu Güney bölgelerindeki taraftarları olsalar da, etnik ırkçılık kangreni sadece geçmiş rejim ile sınırlı değil ve yıllardan beri süregeliyor. Etnik kangren, bütün bölgeye yayıldı, tüm bölgeyi kemiriyor. Özelikle eski Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yerel iktidarlar, günah keçisi olarak kendi vatandaşları olan farklı etnik kökenli insanları gösterdiler. Bu insanlar, yüzyıllardan beri bu bölgelerde yaşıyordu ve hepsi de Sovyet vatandaşıydı. Ancak ortak vatanları olan Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından sonra birçok etnik gruba ait insan, aniden kendini, çoğunluğun onu etnik azınlık olarak gördüğü farklı ülkelerde buldu. Ve son yaklaşık 20 yıl içerisinde, bazı hükümet çevreleri, ülkede bulunan etnik azınlık gruplarını “yabancılar” veya “imtiyazlılar” olarak adlandırıp onları hedef olarak gösterdiler. Bu iktidarlar, mafya ve uyuşturucu çevrelerini kullanmaktan çekinmedi. Örneğin çok kazanç getiren uyuşturucu yollarından biri Afganistan’dan Bakiyev kardeşlerin Güney Kırgistan’daki hâkimiyet alanlardan geçip Avrupa’ya ulaşıyor ve bu işleri yapan çeteler, Bakiyev kardeşlere bağlıdır. Geçen Mayısta Bakiyevciler tarafından Oş kentinde Özbeklere karşı yine katliam yapılmıştı. Ama o zaman “uluslararası çevreler” buna karşı çıkmadıkları gibi basın da söz bile etmedi. Büyük güçler, etnik kökene dayalı aşiret, mafya ve dine dayanıp, küçük kızları zorla evlendiren Bakiyev gibi rejimlere karşı söyleyecek hiçbir söz bulamadılar. Bakiyev, ABD’ye ülkede askeri bir üs verdi ve ABD de ülkede bütün olup bitenlere göz yumuyordu. Çünkü Afganistan’daki askeri birliklerine gereken malzemeleri ulaştırmak için bu askeri üs çok can alıcıdır. Bakiyev, bölgede başka bir belirleyici güç olan Rusya’ya da bir askeri üs vermeyi ihmal etmedi ve Rusya’da her şeye göz yumdu. Avrupa Birliği de ne önceki ne de bu defaki olaylarda hiç sesini çıkarmadı. Büyük güçler, Kırgız hükümetinin ülkede istikrar sağlamasını istiyorlar ve yapılanlara ve yapılacak olanlara demokrasi bahaneleriyle göz yummaya hazırlar. (02.07.2010)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2010  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 145 - 2 Temmuz 2010  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?