Sinif Mucadelesi

Ücret zamları emekçiler sınıfının yaşam düzeyini geriletecek

Cuma 8 Ocak 2021

Asgari ücret artışının ardından memur ve emeklilerin zamları da belli oldu. Sonuçlara bakıldığında tüm çalışanların yani emekçiler sınıfının daha da yoksullaşması, satın alma güçlerinin düşürülmesinin hedeflendiği anlaşılıyor. Eğer işçi sınıfı işsizlik ve hayat pahalılığına karşı mücadeleye karar verirse bu durumu değiştirebilir.

İktidar çevreleri ekonominin gidişatına ilişkin fazla konuşmuyor. Erdoğan arada “ekonomi uçuyor” gibi laflar ediyor. 10 milyonu aşkın asgari ücretli işçi var. 2 milyon civarında işten çıkarma yasağındaki işçi asgari ücretin yarısını bile alamıyor. Kısa çalışma ödeneğindekiler iktarın gündeminde bile değil.

Asgari ücretin 500 lira artışı büyük bir artış gibi duruyor. Ancak fiyatlardaki artış hızı, faturalardaki rakamların değişme hızı çok daha çabuk oluyor. İşçiler kısa sürede yaşam düzeylerini değil korumak, yaşam düzeylerinin gerilediğini anlayacaklar. Zaten kuruşu kuruşuna zammı tam da bu amaçla yaptılar. Erdoğan 90 kuruşu yukarıya tam da bunun için yuvarladı.

Asgari ücret işçinin sadece gıda harcamasına yetecek düzeyde yükseltildi. 2002 krizi döneminde asgari ücret 250 dolar iken AKP döneminde 400 dolara kadar çıktı. Şimdi yeniden 300 dolara indi, daha da inecek. İşçi sınıfının önemli bir kesimi geçmişteki ekonomik kazanımının büyük kısmını yitirdi. Buna dünyanın en yüksek ikinci faiziyle doların fiyatının düşük tutulduğunu da eklersek asgari ücret satın alma gücü bakımından daha aşağıda.

Zamlarla başlayan yeni yılın aynı şekilde devam edeceğini düşünürsek işçi sınıfını daha zor günler bekliyor. Bunun aksine birçok işkolunda patronlar her şeye rağmen kâr rekorları kırdı; hallerinden memnunlar. Devletten alacakları, yaptıkları işler, sattıkları ürünler hepsi enflasyonun ve asgari ücretin üzerinde zamlandı. Ekonominin durumuna göre kasalarına giren para miktarı, kâr rakamları yukarıya doğru dalgalanıyor; sadece emekçiler sınıfınınkiler düz bir çizgi. İşsizlik ve hayat pahalılığı karşısında hep aşağıya doğru inen düz çizgi.

Siyasi iktidarın gündemi tüm gösterişli laflarına rağmen milliyetçiliğe, darbeye, demokrasiye çevirip durması boşuna değil; ekonominin gidişine karşı yapabileceği bir şey yok. Çünkü ekonomide patronların tam bir çıkar kavgası, kâr kargaşası egemen. Erdoğan’ın çok direnmesine karşın, damadını bile feda ederek faize sarılması bunun bir göstergesi. Daha geçen yıl “kendi kendimize yeteriz” deniyordu ancak yetmeyince parayı çekmek için faizcilere avuç açıldı. Türkiye’ye biraz para geliyor ama bu kez de onlar ne derse ona uymak zorundalar. “Piyasa dostu” denerek bu bir başarı olarak sunuyorlar. Kimdir bu piyasa, nedir? Yetmeyince “aşı” çare olarak gösteriliyor. Sanki salgın fabrikalara, madenlere, işyerlerine yani her yere uğradı. Birkaç işkolu dışında patronların memnuniyeti nasıl oldu? Çünkü iş yapamayanların kasalarını da devlet doldurdu.

Siyasetçiler, ekonomik durum neyi dayatırsa onu yapıyor, sonra yaptıklarının çok iyi olduğunu söylüyor. Asgari ücretle satın alma gücü biraz yükseltildi, çok başarılı idi; şimdi satın alma gücü düşürülüyor, bu da çok başarılı.

Asgari ücret zammı belediyelerden başlayarak tüm toplu sözleşmelere etki edecek. Zam oranı ya da artan paranın miktarından öte getirdiği satın alma gücünün yaşam düzeyi üzerinden etkileri olacak. Bu açıdan bakılırsa emekçiler, ellerindeki banknot sayısında artış ancak bunlarla alabildikleri ürün sayısında azalışla karşılaşacak. İşte ekonomik krizin eşlikçisi budur. Bunu ne aşı ne siyasi iktidarlar ne de başka bir şey değiştirebilir. Bu gidişatı durdurmanın tek yolu işçi sınıfının satın alma gücünü, yaşam düzeyini korumak için kendi mücadelesini vermesidir. (05.01.21)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 268 - 8 Ocak 2021  Site yaşamını izle Başyazı   ?