Sinif Mucadelesi

Değişimden açılımdan geriye bir şey kalmadı AKP eridikçe Kürt düşmanlığını körüklüyor

Cuma 9 Ekim 2020

Üzerinden 6 yıl geçtikten sonra “Kobane olayları” bahanesiyle, aralarında aynı gerekçeyle yargılanıp beraat etmiş olanlar dahil HDP yönetimindeki önemli isimler gözaltına alındı, milletvekilleri için de hazırlık başlatıldı.

6-7 Eylül 2014’te özellikle Kürt illerinde yoğun olmak üzere, o dönemki HDP yönetiminin de çağrısıyla kalabalık ve çatışmalı protesto gösterileri olmuş; 37 kişi öldürülmüş ve yüzlerce insan yaralanmıştı. Sınırın birkaç kilometre ilerisindeki Kürt kenti Kobane IŞİD’in işgali tehdidi altındaydı. Parti yönetimi uzun süre hükümetten işgali durdurmaya çalışan Kürt milislere asker ya da askeri malzeme yardımı göndermesi için çağrı yaptı.

Erdoğan, bu çağrılara “Kobane düştü, düşecek” diye karşı çıkıyordu. Zaten iktidar IŞİD’i tehdit olarak görmüyor, hala Esad’ı yıkma hayali görüyordu. Türkiye’den yardım gitmeyeceği kesinleşince, Irak Kürdistanı askeri Peşmerge’nin yardım için Kobane’ye gitmesi gündeme geldi. Ancak bunun gerçekleşmesi için Peşmerge’nin Türkiye’den geçmesi gerekiyordu. Çünkü Irak ile Kobane arasındaki bölge IŞİD’in denetimdeydi.

İşte Kürtlerin o dönem ki mücadelesi hükümetin Peşmergeye geçiş izni vermesini sağladı ve Erdoğan’ın söylediğinin aksine Kobane hiç “düşmedi.” Eğer Erdoğan, Kürtlerin isteklerini dayanışma taleplerini baştan kabul etseydi, bu çatışmalar veya ölümler hiç olmayacaktı.

Üstelik ölenlerin çoğu polis ya da asker kurşunuyla değil, Kürtlerle çatışan, Kürt kitlelerin taleplerine karşı çıkan ve sonradan Hüda Par’a dönüşen dinci gerici tarikat militanlarınca öldürüldüğünü o dönemi yaşayanlar biliyor. Elbette, bu gerici militanlara yönelik operasyon yapılmadığı gibi sözü bile edilmiyor.

Anayasa Mahkemesi, başta Demirtaş olmak üzere bu dönemde yaşananların sorumlusu olarak ceza alan siyasilerin suçsuz olduğunu, tutuklu olanların serbest bırakılması gerektiğine karar vereli çok oldu. Bu karara açıkça karşı olan gözaltılar, içişleri bakanının, doğrudan Anayasa mahkemesi başkanını, başka bir gerekçeyle tehdit etmesinin hemen ardından yapıldı. Başka yönleri de düşünüldüğünde bu durumun siyasi bir plan olduğu ve farklı yönlerden hazırlığın yapıldığı görülüyor.

AKP’nin önemli isimlerinin Erdoğan’ın bu konuda konuşmaması ise gelecek tepkinin beklenmesi nedeniyle. Eğer hesapları tutarsa günlerce sakız gibi çiğneyecekler, yok tutmazsa kamu görevlilerini suçlayacak, üstelik demokratik görünecekler.

HDP’li milletvekili, belediye başkanı ve deneyimli kadroları, tamamen siyasi emirle siyaset sahnesinden silinerek partinin geriletilmesi ve sağ seçmenin gözünde terörle eşitlenir hale getirilmesi söz konusu. Böylece diğer muhalefetin de aynı torbaya konması kolaylaşacak.

Erdoğan, bir süredir güçlenen muhalefeti bir yandan durdurmaya bir yandan da parçalamaya çalışıyor. Kürt düşmanı Akşener’in, Demirtaş’a destek açıklaması henüz çok sınırlı olsa bile Davutoğlu ve Babacan’ın partisinin AKP’den seçmen koparıp o cenaha yanaşması Erdoğan’ı harekete geçirdi. Oy oranları çok düşük olsa da partilerden öte Davutoğlu ve Babacan’ın kendisi Erdoğan için bir tehdit. Çünkü hem Erdoğan’ın hem de AKP’nin kirli işlerini ve işleyişini biliyorlar. Üstelik Davutoğlu, kendisine saldırıldığında bunları açıklıyor. Erdoğan, CHP’yi hem bir kesim Kürt seçmeni hem de AKP’den umudunu kesip diğer partilere yönelmeyi düşünen seçmenlerin gözünde adeta HDP’lileştirerek sıkıştırma siyasetini İYİ partiye ve diğerlerine de yayıyor.

Kürt, Türk ve Suriyeli göçmen kitleler işsizlik, yoksulluk ve salgınla boğuşurken siyasetçiler geçmişteki acı olayları ya da geleceğe yönelik hayalleri kullanarak toplumu adeta çalkalıyor. Üstelik gündeme getirdiklerini çözmüyor, sorunlara sorun ekliyor ve halklar arasında düşmanlık tohumları saçıyorlar.

Bunu sıkışan her iktidar yapıyor; yıllar geçmesine rağmen adeta hiçbir şey değişmiyor. Elbette bunun nedeni, iktidarlar değişse bile doğru çözümler yapamayan, siyasi ya da ekonomik çıkar için halkları birbirine düşüren düzenin var olmaya devam etmesidir. (30.09.20)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 265 - 9 Ekim 2020  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?