Sinif Mucadelesi

İdlip’teki savaş; işçi sınıfı ve kitlelerin çıkarları

Cuma 6 Mart 2020

Öncelikle şunu hatırlatmakta fayda var: Bugün 4 milyon civarında insanın yaşadığı söylenen İdlip bölgesinde 50 bin kadar El Kaide ile IŞİD’e bağlı terörist var. Esad rejimi, Rusya’nın askeri desteğiyle İdlip’i geri almaya çalışıyor. Öte yandan AKP hükümeti ve Erdoğan, Rusya ile aylar öncesinden anlaşmalar yaparak İdlip bölgesindeki sorunları çözmeye aday oldu. Ancak haftalardan beri yaşanan savaş, artan ölümler ve göç hiçbir sorunun çözülmediğini ortaya koyuyor.

Ekonomik krizle birlikte Amerika emperyalizmi, Ortadoğu’daki petrol ve doğalgaz çıkarlarını yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Buna çare olarak Büyük Ortadoğu Projesi planını oluşturdu. Ardından Irak, Suriye, Libya ve diğer bölge ülkelerinde savaşlar, iç savaşlar ve genel bir kargaşa yaşanmaya başlandı. Savaşların ve kargaşanın bedelini esasen bölge halkı ve emekçileri milyonlarca ölü, on milyonlarca göçmen ile inanılmaz acı ve yoksulluk çekerek ödüyor.

Hem Batı hem de Ortadoğu medyası bu konuyla ilgili masallar anlatıp hedef şaşırtıyor. Yaşanan faciaların temelinde kapitalist, emperyalist sistemin olduğunu açıklamadıkları gibi açıklayan ve anlatana da saldırıyorlar. Çünkü kitleler, esas nedenleri görüp algılamaya başlayınca ayaklanabilirler! Yüzlerce ölüme rağmen Lübnan, Irak ve İran’da yaşanan kitle eylemleri belki de bir başlangıç.

Rusya, 2011’den sonra Esad rejimini denetimi altına alıp hem Suriye’deki hem de bölgedeki çıkarlarını, özellikle temel gelir kaynağı olan petrol ve doğalgaz pazarını, garantilemeye çalışıyor. Bu nedenle Esad rejimine tüm ülkeye hakim olabilmesi için askeri ve siyasi destek veriyor.

Bu durum kendisinin bölgedeki çıkarlarına darbe vurduğundan, ABD, Avrupa Birliği’nin desteğiyle Suriye dahil tüm bölgede petrol kaynaklarının en yoğun olduğu yerlere yerleşerek, çıkarlarını savunmak için savaş dahil her türlü yola baş vuruyor, vurmaya da devam edecek. ABD’nin, Rusya ile sorun çıktığı anda lafta Türkiye’nin yanında gözükmesi bu sebepten kaynaklanıyor. ABD, Türk askerini kendi çıkarına göre yönlendirmek istiyor.

Sahada savaş devam ediyor; her gün yüzlerce insan ve asker ölüyor, bir milyondan fazla insan kış günlerinde yollara döküldü. Rusya’ya çok yakınlaşan Erdoğan ve hükümeti, artık Putin ile eskisi gibi sıkı ilişkileri sürdüremiyor; hatta Rusya ile arasının giderek açılma olasılığı yüksek. Suriye’de Rusya’yı durduramaz hale gelen Erdoğan, Trump ile iyi ilişkiler kurup ABD ve NATO’ya yöneldi. Erdoğan önce 5 Mart’ta Putin, Merkel ve Makron ile bir zirve yapacaklarını duyurdu; Putin ise böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ifade etti. Yani Putin karşısına Erdoğan ile Merkel ve Makron’u almak istemedi ve Erdoğan’ı önemsemedi.

İdlip’te 33 askerin ölümünün ardından, bu kez ikili bir görüşme açıklandı; Erdoğan askerini öldüren tarafın ayağına yani Moskava’ya gidecek. Üstelik savaş gerekçesi saydığı “gözlem noktalarını” geri alamamışken. Bunlar Erdoğan’ın elinin güçlü olmadığını, hatta boş atıp boş tuttuğunu gösteriyor. Bu nedenle sığınmacılara sınırları açarak Avrupa ülkelerinin desteğini ve daha önce “ey Amerika” diye kükrediği ABD’nin desteğini arıyor.

Özetle, İdlip’teki savaş ne İdlip ne de Suriye ile sınırlı. Bu savaş ve çıkar kavgasının arkasında ekonomik krizden dolayı sıkışan ABD ile Rusya arasındaki büyük hakimiyet mücadelesi, doğalgaz ve petrol kavgası var. Bu iki büyük güç Erdoğan rejimini kendi çıkarları için Suriye savaşında maşa olarak kullanmaya çalışıyor. Suriye ve Türkiye dahil, bölgedeki tüm işçilerin kendi sınıfsal eksenlerinde hareket edip kendi sınıf çıkarlarını öne çıkarmaları gerekiyor. Aksi halde şu veya bu ülke kapitalistlerinin kurbanı olacaklar. Tıpkı Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında olduğu gibi. (01.03.2020)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 261 - 6 Mart 2020  Site yaşamını izle Başyazı   ?