Sinif Mucadelesi

Erdoğan’ın siyaseti Suriye halkına; Kürt halkına; emekçilerin çıkarlarına değil

Pazar 3 Kasım 2019

Uzun yükseliş dönemindendan sonra AKP iktidarının çöküşünün etkisi ağırlaşıyor ve sürece yayılıyor. Dünyadaki genel ekonomik ve sosyal krizlerin Türkiye’ye çarpışı oranında, iktidarın ve hatta düzenin çöküşü daha ağır sonuçlar ortaya çıkarıyor. Yıkılacak gibi göründüğü dönemlerde dini, milliyetçiliği kullanarak ayakta kalmayı başaran Erdoğan iktidarı, bu başarısını hem patronların desteğine hem de emperyalist devletlerin yöneticilerinin süren desteğine borçlu.

Türk burjuvazisinin son dönemda güçlenen kesimi, sadece kendi çıkarlarını değil devlet aygıtının da Erdoğan’ın kişisel yönetimine bağlanmasını destekledi, diğer kesimi ise kasaları dolduğu müddettçe gıkını çıkarmayarak örtülü destek veriyor.

Sadece kanunlarla değil, görmezden gelinenler, yaygınlaştırılan zenginleşme ve çıkara odaklı düşünme biçimi, okullar, hastaneler gibi devlet kurumlarında toplumun ihtiyacının değil kârın hakim kılınması, kayırmacılığın normalleşterilmesi gibi bir çok yolla, emekçiler arasında bile patron gibi düşünme, hareket etme yaygın ve normal hale geldi. İşte AKP’nin burjuvaziye en büyük hizmeti budur.

Her şeye rağmen, ekonominin çöküşü, her yıl işsiz sayısıne eklenen bir milyon civarında insan, acı gerçekleri yaşayarak öğreniyor. İşte Erdoğan, kendine destekte olduğu gibi dibe doğru sürüklenenlere, Suriye’ye yeni bir askeri hareket üzerinden bir başarı satıyor. Artık hiç geçmediği halde önümüzdeki 10 yıl boyunca parasını ödeyeceği köprüyle övünmekten vaz geçen yoksullara, Suriye’deki bir kaç ilçede cihatçı milislerin barınacağı toplu konut projesiyle övünme olanağı verdi. Bunun için ölenler, göç etmek zorunda kalanlar, acı çekenler gibi işçi sınıfının sırtından çıkarılacak olan masraflar hiç umurlarında değil.

Erdoğan, geçmşte mazlumların hakkını savunduğunu iddia ederdi; hak isteyen Kürt halkı olduğunda durum tersine dönüyor. İktidara gelirken eleştirdiği devletin Kürt düşmanı siyasetin aynısını şimdi kendisi yapıyor. Üstelik bunun için hem ABD hem de Rusya’dan destek alıyor.

Her yerde çekişen iki gücün birlikte Erdoğan’ın sırtını sıvazlaması, iddia edildiği gibi denge siyasetinden değil, iktidarın emperlasit devletlere teslim olunmasından. Bir yıldan uzun süre esip gürlediği halde Erdoğan, önce ABD’nin söylediklerini sonra da Rusya’nın söylediklerini yaptı. Trump gibi Putin de tam bu nedenle bir övüp bir azarlıyor; “aslanım” deyip işe koşuyor. Trump, IŞİD militanlarını Erdoğan’a yükledi; Putin Esad’ın muhaliflerini Erdoğan’a temizletti. Askerden çok sivilin öldüğü Barış Pınarı’nda; 9 gün askeri harekat, 12 gün ateşkesin kısa özeti budur.

Erdoğan, “Barış Pınarı” ile sadece muhalefeti değil tüm siyasetçileri, medyayı, patronları, dernekleri, kısaca herkesi kendi çizgisinde, arkasında saf tutmalarını dayatıyor. Etkisi azalan FETÖ’cü damgası yeme tehdidinin yerine “devlet düşmanı” ya da “terörist” olma tehdidi geldi. Erdoğan tüm düzeni kendi kişisel iktadarıyla bir tutuyor ve bir tutulmasını dayatarak, düzen için kendini vazgeçilmez hale getirmeye çalışıyor. Oysa Erdoğan iktidarının veya patronların yararına yaptıkları sadece Kürt halkına ve Suriye halkına değil, emekçilere de zarar veriyor. (01.11.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı: 257 - 1 Kasım 2019  Site yaşamını izle Başyazı   ?