Sinif Mucadelesi

Bu düzende İmamoğlu rüzgarı nereye kadar esebilir?

Pazar 7 Temmuz 2019

İstanbul yenileme seçimini CHP adayı İmamoğlu’nun açık farkla, oyunu 4 milyon 171 binden 4 milyon 689 bine çıkararak kazanması, AKP karşıtı cephede umut, AKP çevrelerinde ise tartışma başlattı. Özelikle AKP iktidarı dışında başka yönetim görmemiş olan genç kesimler, bir şeylerin değişebileceğini görmekten ötürü çok memnun.

31 Mart seçimi sonuçları, AKP’nin yıpranmaya devam ettiğini gösteriyordu. Belediye seçimi olmasına rağmen, AKP’nin seçim siyaseti nedeniyle genel seçim havasında geçmiş ve “ekonomi partisi” ağırlıklı olarak sonucu etkilemişti.

Ancak 23 Haziran seçimi, tamamen AKP taraftarlığı-karşıtlığı eksenindeydi. AKP’nin, Erdoğan’ın ve adayının seçilmek için çevirdiği dolaplar, rakibine yüklediği yalanlar, hatta Öcalan’dan medet umması, kitlelerin açıkça tepkisine neden oldu. Yüz binlerce seçmen kararlı bir şekilde, kendilerince demokrasiden yana tavır aldı, seçimden iki gün önce ’Kazanacağımıza inanıyorum’ diyen Erdoğan’a karşı oy kullandı. Kitleleri Erdoğan bağnazlığıyla suçlayanlara da başlangıç dersi vermiş oldu.

Seçim sonucu İstanbul açısından çok büyük değişim getirdi, AKP ilçelerdeki çoğunluğunu da kaybetmiş görünüyor. Aslında tüm ülkede, en önemli sanayi şehirlerini, nüfusun çoğunluğunu kaybetti. AKP iktidara yükseldiği yolla iktidardan iniyor. Ancak iniş, AKP’li sermaye çevresinin ve siyasetçilerin buna direnmeye çalışması nedeniyle de kitleler için büyük acılar getiriyor.

İmamoğlu kitlelerin sempatisini kazandı. Elbette bu olmasaydı, sadece Erdoğan karşıtlığı yetmezdi. Hem dinci kesime, hem milliyetçi kesime, hem Kürtlere, kısacası her kesime sempatik görünmeyi bilen bir siyasetçi. İsrafa, çalışmaya, sorun çözmeye vurgu yapması da cabası. Söylediği sözler de, anketlerde en önemli sorun olarak pahalılık ve işsizliği vurgulayan İstanbul sakinlerine tatmin edici geldi.

Seçimi kazandıktan sonra İmamoğlu, üç konuyu öne çıkardı; deprem, Suriyeliler ve trafik. Bunlar, İstanbul’un önemli sorunları olmakla birlikte seçim sürecinde öne çıkardığı konulardan farklı. Tüm bunlar, aslında siyaset yaptığını gösteriyor: Her kesime farklı düzeylerde sesleniyor, harkese göz kırpıyor.

Partisi CHP ise seçim başarısını genelleştirmek yerine dar bir alana hapsetmekle meşgul. 31 Mart’ta aralık bırakılan erken seçim kapısı, 23 Haziran’da tamamen kapatıldı. CHP, sadece Erdoğan’ı biraz geriletmenin, yetkisini budamanın peşine düştü. Bu amaçla Erdoğan’ın partisiyle bağının koparılması gündeme getirildi.

Kitleleri bunaltan sorunlar, yani işsizlik ve pahalılık, siyasi sistemden kaynaklanmıyor. Dünyayı saran ekonomik kriz, farklı siyasi sistemlerle yönetilen, hatta darbeci generallerle yönetilenler dahil her ülkede aynı sorunlara neden oluyor. CHP, tıpkı Erdoğan’ın yaptığını yapıyor: Erdoğan başkanlık sistemi her şeyi çözer demişti, şimdi CHP parlementer sistem her şeyi çözer demeye getiriyor.

Aslında bu yolla amaçlanan AKP’nin kendi çevresiyle sınırladığı ekonomik olanaklardan, dışarda kalan sermaye çevresinin de yararlanmasını sağlamak. İhaleler, kredi ve teşvikler, muafiyetler, vergi indirimleri, siparişler ve potronların kasalarını dolduran daha binbir yol.

İmamoğlu, iktidarın yaptıklarından, yozlaşmasından bıkan kesimlere, tıpkı bir zamanlar Erdoğan’ın yaptığı gibi umut verdi. Ancak hem kendisinin hem de partisinin siyasi çizgisi, emekçilerin çıkarlarını savunan bir siyaset değil. Emekçiler, kendi sınırlarının çıkarlarını savunmak üzere, kendi öz örgütlerini oluşturmadıkları sürece böyle siyasetçiler tarafından sadece oyalanmış olur. (02.07.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:253- 5 Temmuz 2019  Site yaşamını izle Başyazı   ?